İçeriğe atla
Müzzemmil 10Cüz 29 · Sayfa 574

Müzzemmil Sûresi 10. Âyet

المزمل

Sohbete sor

Vasbir ‘alâ mâ yekûlûne vehcurhum hecran cemîlâ(n)

Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.

Müzzemmil Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Vasbir” Sabret görüldüğü gibi emir kipidir. Yapılması istenen kişidir. Amir hüküm veren uluhiyet mertebesi ve uyması ve yerine getirmesi gereken risalet mertebesidir.

Sabır bir eğitim işidir. Salik çeşitli imtihanlar ile sınanır. (M.D.)

Kehf suresi 28 âyette;

18/28-) Vasbir nefseke mealleziyne yed'une Rabbehüm bil ğadati vel aşiyyi yüriydune vecheHU ve la ta'dü aynake anhüm türiydü ziynetel hayatid dünya ve la tutı' men ağfelna kalbehu an zikrina vettebea hevahu ve kâne emruhu furuta;

* Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.

Bu Ayeti Kerim’e çok dikkatimi çeken bir Ayeti Kerim’e idi,

bu Ayeti Kerime’nin yaşantısını kendime düstur edindim ve halâ da devam ediyor.

Nefsinle sabret, nefsinle sabretmesini öğren, sabrın nefsle yapılmasını tavsiye ediyor Cenâb-ı Hakk, o nefsinle sabreden kimselerle birlikte, demek ki sabretmenin özelliklerinden birisi sabredenleri bulup onlarla ünsiyet edip birlikte sabretme yolunu seçmek ve onlardan dayanak almak, insan kolay kolay yalnız başına yapamaz, yapsa da çok ileri götüremez. O kimselerle ki onlar Rablarını davet ediyorlar, sabah ve akşam ve Rab’larının vechini talep ediyorlar, bakın cenneti değil ve sakın onlardan gözlerini ayırma. Sıkıntılı zamanlarda okunduğunda hemen faaliyete geçen bir Âyettir, herkesin ezberleyip okumasını tavsiye ederim, çünkü ne cennet, ne mal ne mülk var, sadece Rabbının vechi var ve nefsi, yani kişinin bütün varlığını devreye sokuyor. Dünyayı talep eden ve kalbi gaflette olan kimselere uyma, zikrimizden gaflette olanlara uyma, onlar hevasına tabi olan kimselerdir, o zaman işinde aşırı gitmiş olursun, yani İlâh-î hükümlerin dışına çıkmış olursun. Nefis mertebesinde, nefis eğitiminde bu Âyeti Kerime çok büyük yol göstericidir.[29] “ İz- -T-B- ”

HECR-İ CEMİL, kalben ve fikren onlardan uzak durup yaptıkları işlerde onlara uymamakla beraber kötülülerine karşılık vermeye kalkışmayıp hoşgörü, idare ve güzel ahlâk ile güzel bir muhalefet yapmaktır. Bunun benzeri, "Onun için sen kendilerine aldırma, onlara öğüt ver."(Nisa, 4/63) "Ve cahillerden yüz çevir."(A'râf, 7/199) "Onlardan yüz çevir." (En'âm, 6/68) ve "Bizden yana her bakımdan selamette olunuz. Biz cahillik edenleri aramayız." (Kasas, 28/55) âyetleridir.[30]

Bu âyet-i kerimede ise “gönlünden onlara aykırı olmakla beraber, onları kötülüklerine karşı vermeyerek güzellikle bırak.” Diye bildirilmiştir.

Zâhir âlemde birlik olmaz nasıl ki incir taneciklerini

birbirinden ayırt edilemediği gibi esmâ-i ilahiyyenin celal ve cemal yönleri birbirinden ayrılmaz. Ancak birlik kişinin gönlünde olur. Ve burada Hakk ile beraber olur. Dışarıdan takaza yapanlara kendi haliyle güzel bir cevap verir ve onları kendi hallerine bırakır. (M.D.)

 Sabır, sadece dışsal eziyetlere katlanmak değil, aynı zamanda nefsin geçici arzularına (hevâ) karşı direnmek ve ilâhî takdirin her tecellisine rıza göstermektir. "Hicr" (ayrılmak/terk etmek) ise, "tecrid" (mâsivâdan soyutlanma) kavramıyla doğrudan ilişkilidir. Kulun kalbini, kendisini Hakk'tan alıkoyan her şeyden, yani mâsivâdan "güzel bir ayrılışla" (hecran cemîlâ) ayırması esastır. Bu ayrılış, nefret ve düşmanlıkla değil, bilakis olgun bir duruş ve merhametle olur; çünkü her varlık, kendi istidadına göre hareket etmektedir.

Bu ayet, insan-ı kâmilin (Hz. Peygamber ve onun vârisleri) tebliğ metodunun özünü gösterir: O, kendisine yapılan eziyetlere sabreder, insanlara karşı kaba ve sert davranmaz, aksine "güzel bir ayrılışla" onlardan uzaklaşır. Bu, bir zayıflık değil, aksine ilâhî ahlâkla ahlaklanmanın bir gereğidir.