Ve żernî velmukeżżibîne ulî-nna'meti ve mehhilhum kalîlâ(n)
Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Müzzemmil Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“zernî” kelimesi tek başına beni yalnız bırak anlamını taşımaktadır. Genel ma’nâ da Uluhiyet mertebesi, Risalet mertebesinden kendisini yalnız bırakmasını istemektedir. Kim ile “elmukezzibîne” yalancılar ile yalnız bırak, onları bana bırak.
“Ben” ifadesi ile bunun gerçekleşmesi için “nefsi benlik” “izafi benlik” ile “ilahi benlik” hali ve idrakine ulaşılması gerekmektedir. Buradaki “ben” yani Hakk’ın benliği olan ilahi benlik yalnız kalabilsin.
Yalancılar ise nefsi emamreni hayal ve vehim yönleridir. Şartlanmış bir anlayış ile hayali ilahlarına varlık vermektedirler. (M.D.)
"Nimet içinde yüzmek" (ulî'n-na'meti), İbn Arabî perspektifinden, insanın mâsivâya (Allah'tan gayrı her şey) dalmasını, dünya nimetlerinin kendisini Hak'tan alıkoymasını sembolize eder. Bu nimetler (mal, makam, refah), eğer şükür ile karşılanmaz ve Allah'ı hatırlatma vesilesi olmazsa, kişiyi gaflete ve enâniyete (benlik) sürükler. İşte bu gaflet ve enâniyet, onları peygamberi ve getirdiği hakikati "yalanlamaya" (tekzîb) iter. Onlar, kendilerini bu nimetlerin gerçek sahibinden (Allah) müstağni görürler.