İnne ledeynâ enkâlen ve cahîmâ(n)
(12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.
Müzzemmil Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bukağı; kaçmasını önlemek amacıyla hayvanların (genellikle at) ayaklarına takılan zincirli köstek veya ağır cezalı mahkumların ayaklarına vurulan demir halkalı prangadır. Bukağı; kaçmasını önlemek amacıyla hayvanların (genellikle at) ayaklarına takılan zincirli köstek veya ağır cezalı mahkumların ayaklarına vurulan demir halkalı prangadır. Mecazi olarak ise bağlılığı, kısıtlanmayı veya bir şeye zincirlenmiş olma durumunu ifade eder.
"Cahîm" (Cehennem): Kişinin dünyada iken yanıp tutuştuğu nefsânî arzuların, ulaşamamanın verdiği hasret ve pişmanlık ateşinin somutlaşmış halidir.
Dünyada iken mâsivâya bağlanıp hakikati yalanlayanların (11. ayet), âhirette kendi amellerinin somutlaşmış halleriyle karşılaşacaklarını ifade eder. "Enkâl" (bukağılar), onların dünyada iken kendi iradeleriyle bağlandıkları mâsivâ zincirlerinin; "cahîm" (cehennem) ise, o zincirlerden kurtulamamanın ve hakikatten mahrum kalmanın verdiği nefsi yanışın tecessüd etmiş halidir. 10-12. ayetler birlikte, insan-ı kâmilin tebliğ yolundaki üç aşamayı özetler: Önce inkârcıların eziyetlerine sabredip güzelce ayrılmak (10), sonra işi tamamen Allah'a havale edip mühlet vermek (11) ve nihayet onların hak edecekleri cezanın mahiyetini (12) bilerek tebliğe devam etmek.