Ve ta'âmen żâ ġussatin ve 'ażâben elîmâ(n)
(12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.
Boğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var.
Müzzemmil Suresi'nin 13. ayeti, ahirette inkarcıları bekleyen azabın dehşetini tasvir eder. Ayet, özellikle yiyecek ve azap kavramları üzerinden bu cezanın niteliğini vurgulayarak, boğazda takılıp kalan yiyecek ve can yakıcı azapla tehdit etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, طعام (ta'âm) kelimesini 'yenilen şey' olarak tanımlar ve Kur'an'da hem dünyevi hem de uhrevi yiyecekler için kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki طعام ise, cehennem ehlinin yiyeceği olan ve boğazda kalacak olan 'gıssa' ile nitelenen özel bir yiyecektir, yani zakkum ve benzeri şeylerdir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, طعام kelimesinin genel anlamının 'yenilen şey' olduğunu belirtir. Ayetteki bağlamda ise, bu yiyeceğin 'gıssa' ile birlikte anılması, onun boğazda kalacak, yutulması zor ve acı verici bir nitelikte olduğunu ifade eder, bu da cehennem azabının bir parçasıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, غُصَّة (ğussa) kelimesini 'boğazda takılıp kalan, yutulamayan şey' olarak açıklar. Ayetteki طعامًا ذا غُصَّةٍ ifadesi, cehennem ehlinin yiyeceğinin boğazlarında kalacağını, ne yutulup ne de dışarı atılabileceğini, dolayısıyla büyük bir azap kaynağı olacağını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, غُصَّة'yi 'boğazda takılıp kalan ve yutulması zor olan şey' olarak tanımlar. Bu ayetteki kullanımı, cehennemdeki yiyeceğin sadece tatsız veya acı olmakla kalmayıp, aynı zamanda fiziksel olarak boğazda kalıp acı veren bir niteliğe sahip olduğunu gösterir, bu da azabın şiddetini artırır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki azap tasvirlerinde fiziksel acının önemine dikkat çeker. غُصَّة kelimesi, sadece soyut bir acıyı değil, somut olarak boğazda takılıp kalma ve yutkunamama gibi fiziksel bir işkenceyi ifade ederek, cehennem azabının somut ve dehşet verici boyutunu ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, عَذَاب (azâb) kelimesini 'bir şeyi engellemek, alıkoymak' kökünden türemiş olarak açıklar ve 'insanı arzu ettiği şeylerden alıkoyan, acı veren ceza' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki عَذَابًا أَلِيمًا ifadesi, cehennemdeki cezanın sadece bir yoksunluk değil, aynı zamanda şiddetli bir acı kaynağı olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, عَذَاب kelimesinin 'acı veren şey' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle Allah'ın günahkarlara verdiği cezayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, bu cezanın 'elim' (can yakıcı) sıfatıyla nitelenerek, onun şiddetini ve dayanılmazlığını pekiştirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'azap' kavramının, sadece bir ceza olmanın ötesinde, ilahi adaletin bir tezahürü olduğunu ve genellikle 'elim' (acı verici) sıfatıyla birlikte kullanılarak, bu cezanın fiziksel ve ruhsal boyutlardaki şiddetini vurguladığını belirtir. Bu ayetteki 'azab' da bu genel çerçeveye uyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, أَلِيم (elîm) kelimesini 'şiddetli acı veren' olarak tanımlar ve 'elem' kökünden geldiğini belirtir. Bu ayette عَذَابًا أَلِيمًا ifadesi, azabın sadece varlığını değil, aynı zamanda niteliğini, yani dayanılmaz derecede acı verici olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, أَلِيم kelimesinin 'elem veren, acı veren' anlamında kullanıldığını ve genellikle 'azap' kelimesiyle birlikte gelerek azabın şiddetini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, cehennem azabının sıradan bir ceza değil, ruhu ve bedeni derinden etkileyen bir acı olduğunu gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.