İçeriğe atla
Müzzemmil 14Cüz 29 · Sayfa 574

Müzzemmil Sûresi 14. Âyet

المزمل

Sohbete sor

Yevme tercufu-l-ardu velcibâlu ve kâneti-lcibâlu keśîben mehîlâ(n)

Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.

Müzzemmil Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Fizik beden vücûdumuz yeryüzü ve dağ hükmündedir. Her birerlerimizin vücûtlarında tabîattan kaynaklanan toprak oluşumları yani şartlanma dağlarımız değişmeye başladığı zaman ve anasır-ı erbâanın toprak kısımları birbirine çarpılıp un ufak olunca kişinin elinden alınmış demektir. (M.D.)

Bu ayet, "insanın iç âlemindeki sabit ve değişmez zannettiği yapıların (yeryüzü ve dağlar), hakikatin tek bir tecellisiyle nasıl tamamen sarsılıp yok olduğunu" anlatan derin bir semboldür. 

"Yeryüzü" (ard) ve "dağlar" (cibâl), insanın iç âlemindeki farklı varlık katmanlarını ve nefsânî yapıları sembolize eder.

Yeryüzü (el-Ard): Genellikle "insanın bedeni, maddî varlığı, nefs-i emmâre'nin zemini" olarak yorumlanır. Nasıl ki fizikî yeryüzü üzerinde hayat sürüyor ve çeşitli bitkiler (ameller, düşünceler) yetişiyorsa, insanın iç âlemindeki "arz" da (nefsin alt katmanları) onun duygu, düşünce ve eylemlerinin yeşerdiği topraktır. Ayrıca "arz", "tevazu" (alçakgönüllülük) makamının da sembolüdür. Ancak burada tevazu değil, nefsânîliğin zemini kastedilir.

Dağlar (el-Cibâl): Dağlar, insanın iç âleminde "sabit, değişmez, güçlü ve görkemli zannettiği yapılar" dır. Bunlar:

Kibir ve Gurur (Kibr): Nefsin kendini büyük görmesi, başkalarından üstün tutmasıdır.

Enâniyet (Benlik): Kişinin kendi varlığını Hakk'ın varlığından ayrı ve bağımsız görme vehmidir.

Taklit ve Taassup: Atalardan devralınan ve sorgulanmadan kabul edilen inanç ve alışkanlıklar. Bunlar, dağlar gibi sağlam ve sarsılmaz görünür.

Makam, Mevki ve Şöhret: İnsanın toplum içinde elde ettiği ve nefsini beslediği konumlardır.

Amellerin Bıraktığı Gurur (Ucb): Kişinin yaptığı iyi amellerden dolayı kendini beğenmesi, bunları bir "dağ" gibi görüp onlara güvenmesidir.

Dünyada iken güvenilip dayanılan tüm maddî varlıkların ve manevî dayanakların (enâniyet, gurur, makam) aslında ne kadar geçici ve değersiz olduğunun ortaya çıkacağını ifade eder. "Dağların kum yığınına dönüşmesi", insanın kibir ve azamet dağlarının, ilâhî celâl karşısında savrulup gitmesidir.[31]