Fe'asâ fir'avnu-rrasûle fe-eḣażnâhu aḣżen vebîlâ(n)
Ama Firavun o peygambere isyan etti, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde yakalayıverdik.
Müzzemmil Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âyet-i kerime Zât-i âyetlerdendir.
Nefs, emmare Firav’unu Akıl Mûsâ’nın Hakk’ın bildirmiş olduğu Rububiyet hakikatlerini kabul etmemiş ve isyankar olmuştu.
“fe-ehaznâhu” biz onu yakaladık. Buradaki yakalama Hakikat-i Muhammediye yi kabul etmediği için Uluhiyet mertebesi zati olarak yapldığını bildirmektedir. “Ahzen Vebila” ifadesi ile ağır bir vebal almıştı. Hakikat-i Muhammedinin, Museviyet mertebesini Nefsi emmare Firavun’unu ilah olarak kabul etmeye zorlamıştı. (M.D.)
“Ağır Yakalayış” (Ahzen Vebîlâ): Ayetteki “ağır yakalayış”, iki türlü tecelli eder:
Dünyevî Yakalayış: Kızıldeniz’de boğulmak suretiyle gelen fizikî helak.
Uhrevî Yakalayış: Ruhun, ilâhî cemâli görmekten
mahrum kalması ve kendi benlik iddiasının (ulûhiyet davası) ateşiyle yanması.
Firavun’un “resûle isyanı”, İbnü’l-Arabî’nin insan-ı kâmil anlayışında, kişinin kendi içindeki hakikat çağrısına (akl-ı selim, vicdan) kulak vermemesi, nefsânî arzulara (heva) uyarak Allah’ın gönderdiği elçiyi reddetmesidir.[32]