Fe'asâ fir'avnu-rrasûle fe-eḣażnâhu aḣżen vebîlâ(n)
Ama Firavun o peygambere isyan etti, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde yakalayıverdik.
Firavun o elçiye isyan etmişti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.
Müzzemmil Suresi'nin 16. ayeti, Firavun'un peygambere isyan etmesinin ve Allah'ın onu şiddetli bir şekilde cezalandırmasının dilbilimsel ve semantik derinliğini ortaya koymaktadır. Ayet, 'isyankârlık', 'peygamberlik' ve 'şiddetli yakalama/cezalandırma' kavramları üzerinden ilahi adaletin tecellisini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Aslî anlamı, bir şeyin sınırından çıkmak, ayrılmaktır. 'Asâ' fiili, emre muhalefet etmek, itaatsizlik etmek demektir. Ayette Firavun'un Allah'ın elçisinin getirdiği emirlere karşı gelmesini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Burada 'asâ', 'halefe' (muhalefet etti) anlamındadır. Firavun'un, Hz. Musa'nın tebliğ ettiği ilahi mesajı reddetmesi ve ona karşı durması kastedilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): 'Asâ' kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'a veya peygamberine karşı gelme, itaatsizlik etme anlamında kullanılır. Firavun'un 'asâ'sı, sadece bir emre karşı gelmekten öte, ilahi otoriteye ve hakikate karşı topyekûn bir direnişi simgeler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): 'Resûl', bir mesajla gönderilen kişidir. Ayetteki 'er-Resûl', Hz. Musa'yı işaret eder ve onun Allah'ın elçisi olma vasfını vurgular. Firavun'un isyanı, aslında Allah'ın elçisi aracılığıyla gönderdiği mesaja isyandır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Resûl, Allah'ın kullarına gönderdiği, onlara şeriatını tebliğ eden kimsedir. Firavun'un karşı geldiği bu resûl, ilahi hükümlerin taşıyıcısıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'resûl' kavramı, sadece bir haberci olmaktan öte, ilahi iradenin yeryüzündeki temsilcisi ve uygulayıcısıdır. Firavun'un 'resûl'e karşı gelmesi, ilahi düzene karşı gelmesi anlamına gelir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): 'Ahz', burada 'cezalandırmak' ve 'helak etmek' anlamında kullanılmıştır. Allah'ın Firavun'u yakalaması, onun gücünü elinden alması ve onu yok etmesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): 'Ahz' kelimesi, bir şeyi ele geçirmek, yakalamak demektir. Ancak Kur'an'da Allah'a nispet edildiğinde genellikle 'cezalandırmak', 'helak etmek' ve 'azapla yakalamak' manasına gelir. Ayette Firavun'un isyanına karşılık ilahi bir ceza olarak vuku bulmuştur.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Buradaki 'ahz', şiddetli bir yakalama ve cezalandırmadır. Firavun'un isyanının büyüklüğüne uygun olarak, Allah'ın kudretinin tecellisiyle gerçekleşen bir müdahaledir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bu, 'ahz' fiilinin masdarı olup, fiilin anlamını pekiştirmek için kullanılmıştır. 'Ağır bir yakalama' veya 'şiddetli bir cezalandırma' anlamını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Masdarın fiil ile birlikte gelmesi, o fiilin gerçekleşme biçiminin niteliğini belirtir. Burada 'ahzen' kelimesi, Allah'ın Firavun'u yakalamasının ne denli şiddetli ve kesin olduğunu ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): 'Vebîl', ağır, şiddetli ve kötü akıbetli demektir. Ayetteki 'ahzen vebîlen', Firavun'un başına gelen cezanın ne kadar şiddetli ve yıkıcı olduğunu anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Aslî anlamı, ağır ve kötü sonuçlu olan şeydir. Özellikle yağmur için kullanıldığında 'şiddetli yağmur' anlamına gelir. Burada ise Allah'ın cezalandırmasının ağırlığını ve yıkıcılığını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): 'Vebîl', neticesi kötü olan, zararlı ve helak edici demektir. Firavun'un isyanına karşılık gelen bu ceza, onun için tam bir yıkım ve felaket olmuştur.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.