İnnâ senulkî ‘aleyke kavlen śekîlâ(n)
Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahyedeceğiz.
Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız (Kur'an vahyedeceğiz).
Müzzemmil Suresi'nin 5. ayeti, vahyin ağırlığını ve önemini vurgulayan temel kavramlar içermektedir. 'İlka' fiili, vahyin doğrudan Allah'tan geldiğini, 'kavl' kelimesi bu vahyin içeriğini, 'sakîl' ise bu vahyin hem maddi hem manevi yükünü ve değerini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ilka' (إلقاء) kelimesini bir şeyi bir yere bırakmak, atmak veya ulaştırmak olarak açıklar. Ayetteki 'senulkî' ifadesi, Allah'ın vahyi Hz. Peygamber'in kalbine indirmesi, ona ulaştırması anlamındadır. Bu, vahyin doğrudan ve güçlü bir şekilde tebliğ edildiğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ilka' fiilinin mecazi olarak 'indirmek' veya 'vahyederek bildirmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'senulkî aleyke' ifadesi, Allah'ın vahyi peygamberine nazil edeceğini, ona bildireceğini ifade eder. Bu, vahyin ilahi bir kaynaktan geldiğini ve peygamberin onu alıcı konumunda olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavl' kelimesini 'söz' olarak tanımlar ve Kur'an'da Allah'ın kelamını ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'kavlen sakîlen' ifadesi, vahyedilen sözün, yani Kur'an'ın içeriğinin ve hükümlerinin önemini ve ağırlığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kavl' kavramının Kur'an'da sadece 'söz' değil, aynı zamanda 'Allah'ın buyruğu', 'ilahi mesaj' anlamında kullanıldığını analiz eder. Bu ayetteki 'kavl', Allah'ın peygamberine indirdiği, insanlığa hitap eden ve derin anlamlar taşıyan ilahi kelamı ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'kavl' kelimesinin geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve Kur'an bağlamında genellikle Allah'ın emirlerini ve yasaklarını içeren ilahi hitabı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'kavlen sakîlen' ifadesi, bu ilahi hitabın taşıdığı sorumluluğu ve etkiyi vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sakîl' kelimesini 'ağır', 'yüklü' olarak açıklar. Ayetteki 'kavlen sakîlen' ifadesi, vahyin hem manevi yükünü (sorumluluk, tebliğ zorluğu) hem de içerdiği hükümlerin ve hakikatlerin ağırlığını (değer, önem) ifade eder. Bu, vahyin sıradan bir söz olmadığını, büyük bir etkiye sahip olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'sakîl' kelimesinin bu bağlamda 'ağır' olmasının, vahyin hem ezberlenmesinin ve anlaşılmasının zorluğundan hem de içerdiği şer'i hükümlerin ve sorumlulukların ağırlığından kaynaklandığını belirtir. Bu, peygamberin omuzlarına yüklenen büyük görevi vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'sakîl' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve bu ayette 'ağır' olmasının, vahyin hem manevi değerinin yüceliğinden hem de onu taşıyan ve tebliğ eden üzerindeki yükümlülüğün büyüklüğünden kaynaklandığını ifade eder. Bu, vahyin hem kutsallığını hem de zorluğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'sakîl' kelimesinin Kur'an'da hem maddi ağırlık hem de manevi önem ve sorumluluk anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'kavlen sakîlen', vahyin sadece fiziksel bir yük değil, aynı zamanda derin bir manevi sorumluluk ve büyük bir etki gücü taşıdığını vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.