İçeriğe atla
Müzzemmil 6Cüz 29 · Sayfa 574

Müzzemmil Sûresi 6. Âyet

المزمل

Sohbete sor

İnne nâşi-ete-lleyli hiye eşeddu vat-en ve akvemu kîlâ(n)

Şüphesiz gece ibadetinin etkisi daha fazla, (bu ibadetteki) sözler (Kur'an ve dua okuyuşlar) ise daha düzgün ve açıktır.

Müzzemmil Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Gece fenafillah ve kalkmak dervişlik eğitimidir. Fenafillah’a ulaşma için Fenafişşey ve Fenafirresül eğitimlerinden geçmek gerekir. Bu da İlm’el, Ayn’el Hakk’el yakîn seyirleri ile mümkündür. Bu konu hakkında ki açıklamalar daha önceki surelerde geçmişti. Salik için gündüz de olsa, gecede olsa onun için gece hükmündedir. Yapmış olduğu ibadet, çalışma, tefekkür v.s. ile varlığında bulunan Hakk’ı idrak etmek ve okumak ile ibadet Hakk’ın ibadeti olan ubudet haline dönüşür. (M.D.)

Müfessirler, gecenin insanı dünyevî meşguliyetlerden arındıran, kalbi ve zihni Allah'a yönelmeye daha elverişli hale

getiren bir zaman dilimi olduğunu belirtirler.[20] 

Meşakkat Yönü: Gece uykudan fedakârlık edip kalkmak, nefse zor ve ağır gelir. Bu yönüyle gece ibadeti, nefsi terbiye etmenin en etkili yoludur .

Tesir Yönü: "Vat'" (ayak basmak) kelimesinden hareketle, gece kalkışının kalp ve dil üzerindeki tesirinin daha güçlü olduğu ifade edilir. Gecenin sessizliğinde yapılan ibadet, insanın manevî duyuşunu keskinleştirir. 

a) Tecellî ve Keşf Zamanı Olarak Gece

İbnü'l-Arabî düşüncesinde "keşf" (perdelerin açılması) ve "feth" (ilâhî açılma), mânevî bilginin elde edilme yollarıdır. Gecenin sessizliği ve dinginliği, kulun dış dünyanın meşguliyetlerinden (sebh-i tavîl) sıyrılarak iç âlemine yönelmesi için en ideal zamandır. "Eşeddü vat'en" ifadesini, "gece ibadetinin, kulun benlik iddiasını (enâniyet) ayaklar altına alması (vat') ve nefsânî arzulara karşı en şiddetli mücadeleyi vermesi" olarak yorumlayabiliriz. Bu mücadele, kalbi mâsivâdan (Allah'tan gayrı her şey) arındırarak ilâhî tecellîlere hazır hale getirir.

b) "Söz"ün (Kavl) Hakikati ve "Akvem Kîlâ"

İbn Arabî'ye göre, hakikî söz (kavl), sadece dilin lafzı değil, kalbin ve tüm varlığın Hakk'ı ifade etmesidir. "Akvemu kîlâ" (sözün en doğrusu/düzgünü), "insan-ı kâmilin, varlığıyla söylediği sözün hakikatle tam bir uyum içinde olması" anlamına gelir. Gece ibadeti, kişiyi bu uyuma hazırlayan bir okuldur. Tıpkı 73/5. ayette işaret edilen "ağır söz"e (kavlen sekîlâ) muhatap olmak için gece kalkışının gerekli görülmesi gibi , "akvem kîlâ" da bu ağır sorumluluğun (risalet) hakkını vermenin yoludur. Gecenin sükûnetinde yoğunlaşan kalp, gündüz insanlara söylenecek sözün en doğru ve en etkili şeklini bulur.

c) "Tecrîd" ve "Tevekkül" ile İlişkisi

Ayetin bağlamı (8. ayet) "ve tebettel ileyhi tebtîlâ" (tam bir yönelişle O'na yönel) emriyle devam eder . Bu "tebettül" (tam yöneliş), İbn Arabî'nin sıkça vurguladığı "tecrîd" (soyutlanma) kavramının bir ifadesidir. Kul, gece ibadetiyle her şeyden soyutlanıp Rabbine yönelir, işlerini O'na havale eder (tevekkül). İşte bu hâl, "eşeddü vat'en"in (nefse en ağır gelenin) zirvesidir; çünkü nefsin en sevdiği şey olan "benlik"ten (enâniyet) soyunmak, ona en ağır gelen şeydir. Bu soyunma gerçekleştiğinde ise, kulun sözü "akvem" (en doğru) hale gelir; artık konuşan O'dur.

"Eşeddü vat'en", nefsin benlik iddiasını (enâniyet) ayaklar altına almanın, yani "tecrîd" ve "fenâ" yolundaki en etkili mücadelenin sembolüdür. "Akvemu kîlâ" ise, bu mücadele sonucunda kalbi arınan ve ilâhî feyze (feth) açılan kulun, artık Hakk'ın tecellîsiyle konuşması, yani sözünün hakikatle tam bir uyum içinde olmasıdır. Bu yönüyle ayet, insan-ı kâmilin yetişme sürecindeki temel bir prensibi özetler: Gecenin inzivasında kazanılan manevî güç, gündüzün tebliğine yön verir.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)