İnne leke fî-nnehâri sebhan tavîlâ(n)
Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır.
Çünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır.
Bu ayet, gündüz vaktinin meşguliyetini ve bu meşguliyetin gece ibadetine hazırlık niteliğini dilbilimsel bir derinlikle ifade etmektedir. 'Sebhan' kelimesi, hem hareketliliği hem de genişliği çağrıştırarak gündüzün yoğunluğunu vurgularken, 'tavilen' bu yoğunluğun süresini ve etkisini pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nehâr (نهار), güneşin doğuşundan batışına kadar olan zaman dilimini ifade eder. Ayetteki kullanımı, gece ibadetinin aksine, insanın dünyevi işlerle meşgul olduğu, hareketli ve aydınlık zamanı belirtir. Bu bağlamda, gündüzün meşguliyetleri gece ibadetine bir zemin hazırlar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Nehâr (نهار), aydınlık ve görünürlük anlamlarını taşır. Ayetteki 'fî'l-nehâr' ifadesi, gündüzün getirdiği açıklığı ve bu açıklıkta yapılan işlerin çokluğunu mecazi olarak vurgular. Gündüz, insanın gözünün açık olduğu, aktif olduğu zaman dilimidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sebh (سبح), suda veya havada hızlı ve hafif hareket etmektir. Ayetteki 'sebhan tavîlen' ifadesi, gündüz vaktindeki meşguliyetlerin çokluğunu, genişliğini ve insanın bu işler içinde adeta yüzdüğünü, hareket ettiğini mecazi olarak anlatır. Bu, sadece fiziksel bir hareket değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal bir meşguliyettir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Sebh (سبح), geniş bir alanda dolaşmak ve işlerle meşgul olmak anlamlarına gelir. Ayetteki 'sebhan tavîlen' ifadesi, gündüzün uzun ve yorucu işlerle dolu olduğunu, insanın bu işler arasında adeta kaybolduğunu ve bu durumun gece ibadetine engel teşkil edebileceğini ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Sebh (سبح) kelimesi, Kur'an'da genellikle hareket, akış ve genişlik anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki 'sebhan tavîlen' ifadesi, gündüzün dünyevi meşguliyetlerinin sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da geniş ve kapsamlı olduğunu, insanın dikkatini dağıtacak birçok unsur barındırdığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Tavîl (طويل), hem fiziksel uzunluğu hem de zamanın uzunluğunu ifade eder. Ayetteki 'sebhan tavîlen' ifadesi, gündüzdeki meşguliyetlerin sadece çok sayıda olmadığını, aynı zamanda uzun bir zaman dilimine yayıldığını ve bu durumun kişiyi yorarak gece ibadetine hazırlanmasını zorlaştırdığını belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Tavîl (طويل), bir şeyin süresinin veya kapsamının genişliğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, gündüzdeki 'sebhan'ın (meşguliyetin) sadece bir anlık olmadığını, aksine tüm günü kapsayan, uzun soluklu ve yorucu bir durum olduğunu vurgular. Bu, gece ibadetinin kıymetini artıran bir karşıtlık oluşturur.
Müzzemmil Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
"Sebhan tavîlâ" ifadesi, "uzun bir meşguliyet, dolaşma, iş güç" anlamlarına gelir.
"Sebh" kelimesi, "yüzmek, akıp gitmek, dolaşmak, meşgul olmak" anlamlarının yanı sıra "tesbih etmek" köküyle de ilişkilidir.
Gündüzün "sebh"i, insanın dünyevî işlerdeki hareketliliği ve meşguliyetidir.
Gündüz, bekabillah vaktidir. Hem zahiri ümmetin işleri ve hemde Hakkı zuhura çıkarma vaktidir. Nasıl ki efendimiz (s.a.v.) Mirac gecesi dönüşünde “Beni gören Hakk’ı gördü” dediyse…
Ve gece Fenafillah vaktinde idrak edilen ve gönle gelenlerin taliplilerine aktarılma vakti gündüz Bekabillah vaktidir. (M.D.)
Tasavvufta gece ibadeti (halvet, inziva) ile gündüz meşguliyeti (celvet, topluma karışma) arasında bir denge vardır. İrfan ehli sadece gece ibadet eden bir münzevi değil, aynı zamanda gündüz insanlara karışıp onları irşad eden bir rehberdir.
"Sebhan Tavîlâ" ve "Kavlen Sekîlâ" İlişkisi
5. âyette geçen "kavlen sekîlâ" (ağır söz) ile 7. ayetteki "sebhan tavîlâ" (uzun meşguliyet) arasında sıkı bir ilişki vardır. İbn-i Arabî'ye göre, "ağır söz" (vahyin ağırlığı, risalet yükü), ancak gece ibadetiyle kazanılan manevî güçle taşınabilir. Gündüzün uzun meşguliyeti (tebliğ, irşad), işte bu ağır sözün insanlara ulaştırılmasıdır. Gece ibadeti, gündüzün meşguliyeti için bir hazırlık ve güç kaynağıdır. 6. ayette geçen "akvemu kîlâ" (sözün en doğrusu) da, bu hazırlık sayesinde gündüz söylenecek sözün isabetli olmasını sağlar.
"Sebh" (uzun meşguliyet), sadece dünyevî işler değil, aynı zamanda tebliğ, irşad ve insanlarla ilgilenme gibi risalet görevinin gereğidir. Bu meşguliyet, gece ibadetiyle (teheccüd) kazanılan manevî güç sayesinde anlam kazanır. Gündüzün "sebh"i, gece elde edilen "ağır söz"ün (kavlen sekîlâ) pratiğe döküldüğü alandır. 5-8. ayetler birlikte, insan-ı kâmilin (kamil insanın) hayatındaki gece-gündüz dengesini, yani halvet (inziva) ve celvet (topluma açılma) arasındaki uyumu ortaya koyar. Gündüzün uzun meşguliyeti, kulun "tebettül" (tam yöneliş) halini kaybetmesine sebep olmamalı; aksine, bu meşguliyet içinde dahi kalp, "murakabe" ile Hakk'a yönelmiş olmalıdır.