İçeriğe atla
Müzzemmil 7Cüz 29 · Sayfa 574

Müzzemmil Sûresi 7. Âyet

المزمل

Sohbete sor

İnne leke fî-nnehâri sebhan tavîlâ(n)

Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır.

Müzzemmil Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

"Sebhan tavîlâ" ifadesi, "uzun bir meşguliyet, dolaşma, iş güç" anlamlarına gelir. 

"Sebh" kelimesi, "yüzmek, akıp gitmek, dolaşmak, meşgul olmak" anlamlarının yanı sıra "tesbih etmek" köküyle de ilişkilidir.

Gündüzün "sebh"i, insanın dünyevî işlerdeki hareketliliği ve meşguliyetidir. 

Gündüz, bekabillah vaktidir. Hem zahiri ümmetin işleri ve hemde Hakkı zuhura çıkarma vaktidir. Nasıl ki efendimiz (s.a.v.) Mirac gecesi dönüşünde “Beni gören Hakk’ı gördü” dediyse…

Ve gece Fenafillah vaktinde idrak edilen ve gönle gelenlerin taliplilerine aktarılma vakti gündüz Bekabillah vaktidir. (M.D.)

Tasavvufta gece ibadeti (halvet, inziva) ile gündüz meşguliyeti (celvet, topluma karışma) arasında bir denge vardır. İrfan ehli sadece gece ibadet eden bir münzevi değil, aynı zamanda gündüz insanlara karışıp onları irşad eden bir rehberdir.

"Sebhan Tavîlâ" ve "Kavlen Sekîlâ" İlişkisi

5. âyette geçen "kavlen sekîlâ" (ağır söz) ile 7. ayetteki "sebhan tavîlâ" (uzun meşguliyet) arasında sıkı bir ilişki vardır. İbn-i Arabî'ye göre, "ağır söz" (vahyin ağırlığı, risalet yükü), ancak gece ibadetiyle kazanılan manevî güçle taşınabilir. Gündüzün uzun meşguliyeti (tebliğ, irşad), işte bu ağır sözün insanlara ulaştırılmasıdır. Gece ibadeti, gündüzün meşguliyeti için bir hazırlık ve güç kaynağıdır. 6. ayette geçen "akvemu kîlâ" (sözün en doğrusu) da, bu hazırlık sayesinde gündüz söylenecek sözün isabetli olmasını sağlar.

"Sebh" (uzun meşguliyet), sadece dünyevî işler değil, aynı zamanda tebliğ, irşad ve insanlarla ilgilenme gibi risalet görevinin gereğidir. Bu meşguliyet, gece ibadetiyle (teheccüd) kazanılan manevî güç sayesinde anlam kazanır. Gündüzün "sebh"i, gece elde edilen "ağır söz"ün (kavlen sekîlâ) pratiğe döküldüğü alandır. 5-8. ayetler birlikte, insan-ı kâmilin (kamil insanın) hayatındaki gece-gündüz dengesini, yani halvet (inziva) ve celvet (topluma açılma) arasındaki uyumu ortaya koyar. Gündüzün uzun meşguliyeti, kulun "tebettül" (tam yöneliş) halini kaybetmesine sebep olmamalı; aksine, bu meşguliyet içinde dahi kalp, "murakabe" ile Hakk'a yönelmiş olmalıdır.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)