‘Alâ-lkâfirîne ġayru yesîr(in)
Kafirler için hiç kolay değildir.
Müddessir Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Küfür” (inkâr), sadece Allah’ın varlığını veya peygamberliği reddetmek değil, aynı zamanda “hakikati örtmek, perdelemek” anlamına gelir.
Açık inkârcılar (küfr-i cühûd): Allah’ın varlığını ve birliğini, peygamberleri ve âhireti inatla reddedenler.
Gizli şirk ehli (şirk-i hafî): Farkında olmadan kalbinde Allah’tan başkasına yer veren, O’ndan gayrısına güvenen, hatta kendi nefsini ve benliğini (enâniyet) Hakk’ın varlığından ayrı ve bağımsız görenler.
Hakikate kapalı olanlar: Mâsivâ (Allah’tan gayrı her şey) perdeleriyle hakikati göremeyen, gaflet içinde yaşayanlar.
Birde hakkı kendi varlıklarında örtüp gizleyen ve gayriye açmayan Hakikat ehli vardır. (M.D.)
“Kâfirler için hiç kolay değildir” ifadesi, bu benzetmede, ilâhî tedbirleri reddedip nefsin arzularına uyulması sonucunda, ülkenin (insanın) manevî bir helake (gaflet, kalp katılığı) uğrayacağını ve bu halden kurtulmanın hiç de “kolay” olmayacağını ifade eder.
“Kâfirler”, kendi a‘yân-ı sâbitelerinde inkâr istidadı (küfür) bulunanlardır. Onlar için o gün “kolay değildir”, çünkü ezelî istidatlarının gereği olan hakikatle (inkârlarının sonucuyla) yüzleşirler. Ancak bu, onların mazereti değildir; çünkü dünyada iken kendi iradeleriyle bu istidatlarını açığa çıkarmışlardır.[19]