Ve benîne şuhûdâ(n)
(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
Hem göz önünde oğullar verdim.
Bu ayet, Allah'ın bahşettiği nimetleri, özellikle de evlatları ve onların sosyal statülerini vurgulayarak, nankörlüğün ve kibirin eleştirisine zemin hazırlamaktadır. 'Benîn' ve 'Şuhûd' kavramları, dönemin Arap toplumunda evlatların hem sayısal çokluğunu hem de sosyal hayattaki aktif rollerini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'benîn' kelimesinin 'ibn' (oğul) kelimesinin çoğulu olduğunu ve genellikle erkek evlatlar için kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, kişinin sahip olduğu erkek çocukların çokluğunu ve bu durumun o dönemde bir zenginlik ve güç göstergesi olduğunu vurgular. (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'benîn' kelimesinin 'bina' kökünden geldiğini ve evlatların, babalarının soyunu devam ettiren, onun 'binasını' kuran kişiler olduğunu ifade eder. Ayetteki 've benîne' ifadesi, Allah'ın kişiye sadece mal değil, aynı zamanda soyunu sürdürecek ve ona destek olacak evlatlar da verdiğini gösterir. (el-Külliyyât)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'benîn' kavramının genellikle 'mal' (emvâl) ile birlikte anıldığını ve bu ikisinin, cahiliye dönemi Arap toplumunda bir kişinin sosyal statüsünü ve gücünü belirleyen temel unsurlar olduğunu belirtir. Bu ayette de 'mal' ile birlikte zikredilmesi, bu sosyal değerin altını çizmektedir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'şuhûd' kelimesinin 'şâhid' kelimesinin çoğulu olduğunu ve 'hazır bulunanlar, bir yerde hazır ve nazır olanlar' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'benîne şuhûden' ifadesi, bu oğulların sadece sayıca çok olmakla kalmayıp, aynı zamanda babalarının yanında, meclislerinde ve işlerinde hazır bulunarak ona destek olduklarını ve sosyal hayatta aktif rol oynadıklarını gösterir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'şuhûd' kelimesinin mecazi olarak 'göz önünde olan, herkesin bildiği, tanınan' anlamlarına da gelebileceğini ifade eder. Bu bağlamda, verilen oğulların sadece evde değil, toplum içinde de tanınan, saygın ve etkili kişiler olduğunu ima eder. (Mecâzü'l-Kur'ân)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'şuhûd' kelimesinin 'şâhid' kökünden türediğini ve 'hazır olan, tanık olan' anlamlarını taşıdığını açıklar. Ayetteki kullanımı, bu oğulların babalarının yanında her zaman hazır ve nazır olduklarını, ona destek verdiklerini ve onun gücünü pekiştirdiklerini vurgular. Bu durum, o dönemde bir kişinin sosyal statüsünü artıran önemli bir faktördü. (Umdetü'l-Huffâz)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'şuhûd' kelimesinin Kur'an'daki farklı kullanımlarını inceleyerek, bu ayetteki bağlamda 'hazır ve nazır olan, göz önünde bulunan' anlamının öne çıktığını belirtir. Bu, oğulların babalarının sosyal ve ekonomik hayatında aktif birer unsur olduğunu, sadece var olmakla kalmayıp, aynı zamanda babalarının işlerine ve meclislerine katılarak ona güç kattıklarını ifade eder. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi)
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.