Kellâ(s) innehu kâne li-âyâtinâ ‘anîdâ(n)
Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı inatçıdır.
Hayır, çünkü o bizim âyetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
Müddessir Suresi'nin 16. ayeti, Allah'ın ayetlerine karşı sergilenen inatçı ve direnişçi tutumu ele almaktadır. Ayet, 'kellâ' ile başlayan kesin bir reddiye ile, muhatabın (Velid b. Muğîre) ayetlere karşı gösterdiği 'anîd' tavrı vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kellâ' kelimesinin iki temel anlamı olduğunu belirtir: Birincisi, bir önceki sözü reddetmek ve geçersiz kılmak; ikincisi ise bir uyarı ve caydırma ifadesi olarak kullanılmasıdır. Bu ayetteki kullanımı, Velid b. Muğîre'nin önceki iddialarını kesin bir dille reddetme ve onu bu tutumundan vazgeçirmeye yönelik bir azarlama anlamı taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kellâ'nın Kur'an'da genellikle bir tehdit ve azarlama edatı olarak kullanıldığını ifade eder. Bu ayette de, muhatabın Allah'ın ayetlerine karşı sergilediği olumsuz tavra karşı bir tehdit ve kınama anlamı içerir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kellâ'nın Kur'an'daki ret ve tekzip fonksiyonuna dikkat çeker. Bu kelime, sadece bir olumsuzlama değil, aynı zamanda bir kınama ve gelecekteki olası benzer davranışlara karşı bir uyarı niteliği taşır. Ayetteki 'kellâ', Velid'in ayetlere karşı takındığı tavrın kesinlikle kabul edilemez olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'âyet' kelimesinin 'açık alamet, işaret' anlamına geldiğini ve Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine delalet eden her şeyi kapsadığını belirtir. Bu ayetteki 'âyâtinâ' ifadesi, Kur'an ayetlerini ve evrendeki yaratılış delillerini kapsayan geniş bir anlam taşır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'âyât' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak genellikle Allah'ın peygamberlerine verdiği mucizeleri veya Kur'an'ın kendisini ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, Velid b. Muğîre'nin karşı çıktığı şeyin, Allah'ın indirdiği Kur'an ayetleri olduğu açıktır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'âyet' kelimesinin semantik alanının çok geniş olduğunu ve hem kozmik işaretleri (tabiat olayları) hem de vahyî işaretleri (Kur'an ayetleri) kapsadığını vurgular. Ayetteki 'âyâtinâ', Allah'ın gönderdiği ilahi mesajların ve delillerin bütününe işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'anîd' kelimesini 'haktan sapan, muhalefet eden, inatçı' olarak tanımlar. Bu kelime, sadece karşı çıkmak değil, aynı zamanda bile bile ve ısrarla doğruya sırt çevirme anlamını içerir. Ayetteki 'anîdâ', Velid b. Muğîre'nin Allah'ın ayetlerinin hak olduğunu bildiği halde, kibir ve düşmanlık sebebiyle onlara karşı direnişini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'anîd' kelimesinin 'haktan uzaklaşan, muhalif olan ve düşmanlık gösteren' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, Velid'in sadece inanmamakla kalmayıp, aynı zamanda ayetlere karşı aktif bir düşmanlık ve inatçılık sergilediğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'anîd' kelimesinin 'hakka karşı çıkan, muhalefet eden ve inatla direnen' kişi için kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'anîdâ', Velid b. Muğîre'nin Allah'ın ayetlerine karşı gösterdiği bu olumsuz ve direnişçi tavrın niteliğini açıklar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'anîd' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın mesajına karşı bilinçli ve ısrarlı bir direnişi ifade ettiğini belirtir. Bu, sadece bir bilgisizlikten kaynaklanan bir ret değil, aksine gerçeği bildiği halde kibir veya başka nedenlerle ona karşı çıkma durumudur. Ayetteki 'anîdâ', Velid'in bu türden bir inatçılık sergilediğini gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.