Fekâle in hâżâ illâ sihrun yu/śer(u)
(23-24) Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir."
"Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."
Müddessir Suresi 24. ayet, inkarcıların Kur'an'a yönelik 'sihir' ve 'insan sözü' ithamlarını dile getirmektedir. Ayet, 'sihir' kavramının kökenini ve 'öğretilegelen' niteliğini vurgulayarak, bu ithamın dilbilimsel ve semantik derinliğini ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sihr' kelimesini, 'gözbağcılık, hile, aldatma' olarak tanımlar ve gizli, ince şeyleri açığa çıkarma veya gizleme anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Kur'an'ın insanları etkileme gücünün, gerçek bir mucize değil, aldatıcı bir büyü olduğu iddia edilmektedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sihr' kelimesini 'gözleri büyülemek, aldatmak' olarak açıklar. Ayette, inkarcıların Kur'an'ın etkileyiciliğini, gerçek bir ilahi mesajdan ziyade, insanları yanıltan bir gözbağcılık olarak gördüklerini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an öncesi Arap şiirinde 'sihr'in genellikle 'büyü, büyücülük' anlamında kullanıldığını, ancak Kur'an'da peygamberlerin mucizelerini reddetmek için bir itham olarak da kullanıldığını belirtir. Bu ayette de Kur'an'ın ilahi kaynağını inkar etmek için kullanılan bir karalama terimi olarak karşımıza çıkar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yü'seru' kelimesini 'nakledilen, rivayet edilen' olarak açıklar. Ayetteki 'sihrun yü'seru' ifadesi, bu sihrin başkalarından öğrenilmiş, nesilden nesile aktarılmış bir bilgi olduğunu, dolayısıyla ilahi bir kaynaktan gelmediğini ima eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'eser' kökünün 'bir şeyin izini takip etmek, nakletmek' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Yü'seru' fiili, sihrin bir iz bırakarak, yani öğrenilerek ve öğretilerek devam eden bir şey olduğunu, dolayısıyla Hz. Muhammed'in bunu başkalarından öğrendiği imasını taşır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'eser' kökünün 'iz bırakmak, aktarmak, rivayet etmek' anlamlarını taşıdığını ve 'yü'seru' fiilinin 'aktarılan, öğretilen' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayette, inkarcıların Kur'an'ı, peygamberin kendi uydurması değil, başkalarından öğrendiği eski bir büyü olarak nitelendirme çabasını gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.