İçeriğe atla
Müddessir 25Cüz 29 · Sayfa 576

Müddessir Sûresi 25. Âyet

المدثر

Sohbete sor

İn hâżâ illâ kavlu-lbeşer(i)

"Bu, ancak insan sözüdür."

Müddessir Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve devamında ise bu ölçme, biçme sonucunda ve nefsi emmarenin inkarından bunun hakikikat sözü değil, kendisi gibi bir beşerin sözü olduğu kanaatine vardı. (M.D.)

Necm sûresinde;

(Necm Sûresi 53/3)



ve ma yentı­ku anil heva

“O hevadan arzularına göre konuşmaz.”

Yani “o kendi nefsi “heva”sından konuşmaz” şeklinde ifadesini bulduğu şekliyle düşünmek istiyoruz.

Heva’nın burada hayâl, hayalâte dönüşük bir ifadesi vardır. Hayâl ve hevadan konuşmaz. Burada heva, hakk’ın dışında olan şeyler demektir.

Bu âyette “heva” kelimesi Hz. Peygamberin kendi varlığından, nefs-i hevasından konuşmadığı şeklinde ifadesini bulduğundan, havaiyyat olarak da düşünmeyi uygun görüyoruz.

Her merte­bede değişik mânâlar ifade eden Kûr’ân Âyetlerini sadece bir mânâ ile ifadelendirirsek çok büyük haksızlık etmiş oluruz, hadis-i şe­riflerde Kûr’ân Âyetlerinin

birçok mânâları olduğu açık olarak ifa­de edilmiştir.[32] “İz- -TB”

Ve Fussilet sûresinde;


41.6*************قُلْ اِنَّمَا اَنَا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰى اِلَیَّ اَنَّمَا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَاسْتَقٖيمُوا اِلَيْهِ وَاسْتَغْفِرُوهُ وَوَيْلٌ لِلْمُشْرِكٖينَ

(41/6) – (Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhıdun festekîmû ileyhi vestağfirûhu, ve veylun lilmuşrikîne.

(41/6) – De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay hâline!"


Kul innemâ ene beşerun mislukum, Ey habibim onlara de ki, bende sizin gibi bir yönü ile beşer isminin ifade ettiği ma’ nâ, davranışlar ve yaşantısı ile sizin benzeriniz gibiyim.

yûhâ ileyye, Ancak bana hakikat-i İlâhiyye ve sıfat-ı rahmaniye den İlâhi bilgiler vahyediliyor. Sizler beşeriyyet “hicap/perdeleri ile perdelendiğiniz için, bu sahaya geçemediğiniz den beni de kendileriniz gibi kıyas ederek öyle değerlendirdiğinizden, sure-i şerifin başında olan (Ha-Mim) Hakk olan Muhammed-i ve ondan vahy akta-ran beşer yönümle beni anlamıyorsunuz.

ennemâ ilâhukum ilâhun vâhıdun, bana bu hakikatleri bildiren mutlaka sizinde örttüğünüz İlâhınız-dır, sizlere ona ulaşmanın yollarına sülûku haber veriyorum o sizin zannettiğiniz gibi, çok değil, Vahid/birdir.

festekîmû ileyhi, istikametinizi vahid/bir olan İlâhınıza döndürün, bunun içinde beşeriyetnizle benim beşeriyetime uyun, hakikatinizle de benim hakikatime uymaya çalışın ki, sırat-ı müstakîm/doğru yol üzere olasınız, bunun içinde, vestağfirûhu, gaflet, benlik, perdeler ve sadece beşeriyetiniz ile yaşamaktan ona istiğfar edip tevbe edin.

ve veylun lilmuşrikîne. Bunları yapmayıpta nefsi beşeriyetlerinde kalıp kendilerini bir varlık zannederek şirk koşanlara yazıklar olsun.[33] “ İz- -T-B- ”