Velleyli iż edber(a)
(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
Döndüğü an o geceye,
Bu ayet, 'gece' ve 'dönmek' kavramları üzerinden yemin ederek, insanın iradi seçimlerinin (öne geçme veya geri kalma) önemine vurgu yapar. Ayet, kozmik düzenin bir parçası olan gece ve gündüz döngüsünü, insanın ahiretteki konumunu belirleyecek olan amellerle ilişkilendirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'leyl' (gece) kelimesinin, güneşin batışından şafağın sökmesine kadar geçen zaman dilimini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın kudretine ve yaratılışındaki düzene dikkat çekmek amacıyla üzerine yemin edilen bir varlık olarak karşımıza çıkar. Gece, dinlenmenin ve tefekkürün vaktidir ve bu bağlamda, insanın ahirete yönelik hazırlığı için bir fırsat sunar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, Kur'an'da üzerine yemin edilen varlıkların, genellikle Allah'ın azametini ve kudretini gösteren işaretler olduğunu ifade eder. 'Ve'l-leyli' ifadesi, gecenin yaratılışındaki hikmete ve düzenliliğe işaret ederek, muhatabın dikkatini çekmeyi ve yemin edilen konunun önemini vurgulamayı amaçlar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'gece' kavramının sadece fiziksel bir zaman dilimi olmanın ötesinde, aynı zamanda bir 'ayet' (işaret) olarak kullanıldığını belirtir. Gece, Allah'ın kudretinin ve yaratılışındaki mükemmelliğin bir göstergesidir. Bu ayetteki yemin, gecenin bu sembolik anlamını pekiştirerek, insanın ilahi mesaj karşısındaki sorumluluğuna vurgu yapar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'edbere' fiilinin 'arkasını dönmek, gitmek, geçip gitmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'iz edbere' ifadesi, gecenin sona ermesi ve yerini gündüze bırakması sürecini anlatır. Bu, zamanın döngüselliğini ve her şeyin bir sonu olduğunu hatırlatarak, insanın ömrünün de sınırlı olduğuna ve ahiret için hazırlanması gerektiğine işaret eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'd-b-r' kökünün 'bir şeyin arkası' veya 'bir şeyden sonra gelmek' anlamlarını taşıdığını açıklar. 'Edbere' fiili, gecenin 'geri çekilmesi' veya 'sona ermesi' anlamında kullanılarak, ilahi takdirin bir parçası olan gece-gündüz döngüsünü vurgular. Bu döngü, Allah'ın kudretinin ve yaratılışındaki düzenin bir delilidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'edbere' fiilinin Kur'an'da genellikle bir şeyin sona ermesi, geçip gitmesi veya bir durumdan yüz çevirme anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, gecenin sona ermesi, yani karanlığın aydınlığa dönüşmesi, ilahi kudretin ve düzenin bir göstergesi olarak yemin konusu yapılmıştır. Bu durum, insanın hayatındaki değişimlere ve ahirete yönelik dönüşüme bir gönderme içerir.
Müddessir Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Gece fenafillah hükmünün geçtiği zaman birimidir. (M.D.)
Yaşanan zamanda seyrinde değişken, ancak vaktinde sabit olan bir tecelli ve hakikat vardır, bu ise bünyesinde hem gündüzü hem de geceyi birleştirir, yani gece ile gündüzün birleştiği gezegen çizgi noktadır ve hep aynı şekilde dönen dünya üstünde hep aynı halde bulunur ve gece ile gündüzün birleştiği noktadır ve hep yer değiştirmektedir. İşte devamlı geçen-gezen nokta bulundu-ğu yerden geçtikten sonra durağan olan o nokta batı da o andan itibaren durağan olan noktada akşam ve daha sonra da gece oluşumları başlıyor daha sonra da tamamen geceye girilmiş olmaktadır. İşte böylece gezegen olan gece ve gündüzün bitişik olduğu o nokta yanlara doğru uzayınca çizgi, yoluna devam ettikçe veya dünya döndükçe yerini yeni yerlere bırakarak hiç durmadan yoluna devam etmektedir.
Doğuya geldiğinde dönüş devam ederken arkasında kalan olguya eşyayı aydınlattığı ve ortalık görünür hale geldiği için gündüz, akşama doğru güneş batmaya doğru gittiğinde arkada kalan hâle de bu defa gece denmektedir. Eğer dünyanın dönmesini sadece aklımızda bir müddet durdurmuş olsak göreceğimiz manzara o nokta-çizginin belirlendiği, gece ile gündüzün tam ortasının hep aynı yerde durduğunu fikren düşüncede görmüş oluruz.
İşte o nokta-çizgi gece ve gündüzün kaynaklandığı sıfır nokta hiçbir hükmün geçerli olmadığı ortak halleridir. Üzerinde gündüz hali yoktur ki, gündüz hükümleri geçerli olsun. Gece hükmü daha henüz oluşmamıştır ki, gece hükümlerine tabi olsun.[45] “ İz- -T-B- ”