Limen şâe minkum en yetekaddeme ev yeteaḣḣar(a)
(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.
İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri..
Bu ayet, insanın iradi eylemlerini, özellikle de ilerleme ve gerileme kavramlarını vurgulayarak, sorumluluk ve seçim özgürlüğü temasını işlemektedir. Ayetteki anahtar kavramlar, bireyin kendi kaderini belirlemedeki rolünü ve bu rollerin sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ş-y-e' kökünü, bir şeyin meydana gelmesini dilemek, irade etmek olarak açıklar. Ayetteki 'limen şâe minkum' ifadesi, Allah'ın insanlara verdiği irade hürriyetini ve bu hürriyetle yapılan tercihleri vurgular. Bu, kişinin kendi seçimiyle ya ileriye gitme ya da geride kalma potansiyeline sahip olduğunu gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'meşîet' kavramını, Allah'ın dilemesi ile kulun dilemesi arasındaki farkı açıklayarak ele alır. Kulun dilemesi (meşîet), Allah'ın izni ve iradesi dahilinde gerçekleşir. Ayetteki kullanım, insanın kendi iradesiyle bir yön seçme yeteneğini, ancak bu seçimin nihayetinde ilahi düzen içinde olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'şâe' fiilinin Kur'an'daki kullanımını, özellikle Allah'ın iradesi bağlamında inceler. Ancak bu ayetteki 'şâe' fiili, insan iradesine atfedilerek, bireyin ahlaki seçimlerinin ve bu seçimlerin sonuçlarının önemini vurgular. İnsan, kendi iradesiyle ya iyiliğe yönelir ya da kötülüğe sapar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'k-d-m' kökünü, bir şeyin önüne geçmek, ilerlemek olarak açıklar. Ayetteki 'en yetekaddeme' ifadesi, kişinin iman, amel ve ahlak bakımından daha iyi bir seviyeye ulaşma çabasını, yani manevi ilerlemeyi simgeler. Bu, Allah'a yaklaşma ve O'nun rızasını kazanma yolunda atılan adımları ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'takaddüm' kavramını mecazi anlamda ele alarak, hayırda öne geçmek veya bir konuda üstünlük sağlamak olarak yorumlar. Ayetteki bağlamda, bu, kişinin ahiret için iyi amellerde bulunarak cennete doğru ilerlemesini veya dünyada salih amellerle öne geçmesini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'takaddüm' kelimesinin Kur'an'daki kullanımlarını inceleyerek, genellikle olumlu bir ilerlemeyi, bir hedefe doğru yönelmeyi ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, kişinin kendi iradesiyle manevi bir yükselişi tercih etmesi, yani Allah'ın emirlerine uyarak ileriye gitmesi anlamındadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'e-h-r' kökünü, bir şeyin sonuna gelmek, geride kalmak olarak açıklar. Ayetteki 'ev yete'ahhara' ifadesi, kişinin iman, amel ve ahlak bakımından geriye düşmesini, yani manevi gerilemeyi simgeler. Bu, Allah'tan uzaklaşma ve O'nun rızasını kaybetme yolunda atılan adımları ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'te'ahhur' kavramını, bir şeyin vaktinden veya yerinden geri kalması olarak açıklar. Ayetteki kullanım, kişinin ahiret için gerekli hazırlıkları yapmayarak veya günahlara düşerek cennetten uzaklaşmasını, yani manevi olarak geride kalmasını ifade eder. Bu, kişinin kendi iradesiyle kötü bir sonuca doğru ilerlemesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'te'ahhur' kavramının Kur'an'daki kullanımını, genellikle olumsuz bir durumu, bir hedeften sapmayı veya geride kalmayı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, kişinin kendi iradesiyle manevi bir düşüşü tercih etmesi, yani Allah'ın emirlerine karşı gelerek geriye gitmesi anlamındadır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.