Kullu nefsin bimâ kesebet rahîne(tun)
Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.
Her nefis kendi kazancına bağlıdır.
Müddessir Suresi 38. ayet, her nefsin kendi amelleriyle ilişkili bir sorumluluk taşıdığını ve bu amellerin bir tür rehin görevi gördüğünü ifade eder. Ayet, bireysel sorumluluk ve amellerin sonuçlarına vurgu yapmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nefs' kelimesinin aslen 'ruh' anlamına geldiğini, ancak bazen 'beden' ve 'kan' gibi anlamlarda da kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda ise 'canlı varlık', 'birey' anlamında kullanılmıştır, her bir kişinin kendi amellerinden sorumlu olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'nefs'in farklı kullanımlarını ele alırken, 'insanın zatı ve hakikati' olarak tanımlar. Bu ayetteki 'küllü nefsin' ifadesi, her bir insan bireyinin kendi varlığıyla amellerine bağlı olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'nefs' kavramının, bireyin hem fiziksel hem de ruhsal varlığını kapsayan bir bütünlük ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'nefs', kişinin kendi iradesiyle yaptığı eylemlerin sorumluluğunu taşıyan özne olarak karşımıza çıkar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kesb' kelimesinin 'elde etmek, kazanmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'bima kesebet' ifadesi, her nefsin kendi fiilleri, yani iyi veya kötü amelleriyle ilişkilendirildiğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kesb'in mecazi olarak 'yapmak, işlemek' anlamında kullanıldığını ifade eder. Burada 'kazanç' kelimesi, kişinin ahirette karşılığını göreceği amelleri için bir metafor olarak kullanılmıştır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'kesb'in, kişinin kendi çabasıyla elde ettiği şeyleri ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'kesebet', bireyin kendi iradesiyle gerçekleştirdiği ve sonuçlarına katlanacağı eylemleri vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rehn' kelimesinin 'bir şeyi bir hak karşılığında tutmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'rehine', her nefsin kendi amelleriyle rehin tutulduğunu, yani amellerinin sonucuna bağlı olduğunu ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'rehn'in 'bir şeyi bir borca karşılık tutmak' olduğunu ve bu ayetteki 'rehine'nin, kişinin amelleriyle ahiretteki durumunun belirleneceğini mecazi olarak anlattığını açıklar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rehin' kavramının Kur'an'da genellikle kişinin kendi amelleriyle olan ilişkisini ve bu amellerin ahiretteki karşılığını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'rehine', kişinin amellerinin bir teminat veya bağlayıcı unsur olduğunu vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.