İçeriğe atla
Müddessir 44Cüz 29 · Sayfa 576

Müddessir Sûresi 44. Âyet

المدثر

Sohbete sor

Velem neku nut'imu-lmiskîn(e)

"Yoksula yedirmezdik."

Müddessir Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Miskin sözlükte; uyuşuk, tembel, mıymıntı, aşırı âciz veya zavallı kimse anlamına gelir. Arapça kökenli (miskīn) bu kelime, mecazi olarak hareketleri yavaş, tepkisiz veya hayattan bezmiş kişiler için kullanılır. Ayrıca, çok fakir veya cüzzam hastası (eskimiş anlam) için de kullanılan bir ifadedir.

Hakikatte ise Miskinler; sekene yani sakin olmuş telvin hâlinden kurtulmuş yani başkalarının hâlinin etkisinde kalmayan malı-varlığı kalmamış olandır.

Sekene ise sakin olmak, o mahallin sakini oturanı olmaktır. 5 hazret mertebesinin her bir mertebesinde sükûna ermişliği vardır. Bu mertebeden salik’in bir üst mertebeye çıkması için verilen zekât ile onu bir üst mertebenin sakini olmaya yöneltmektir. (M.D.)

Miskini doyurmayanın durumuda maun sûresinde belirtilmiştir.


وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْكٖينِ

(107/3) Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn.

“Ve miskîni doyurmaya teşvik etmez.”


Miskîn, sükûn halinde olup kendine aît hiç bir şeyi olmayandır.

Evvela miskîn hükmünü “yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete” yani “Ey Âdem! Sen ve eşin, cennette sâkin olun.” (Bakara, 2/35) âyeti kerîmesi ile Âdem a.s’da görmekteyiz, daha sonra sekine olarak Tâlut ve Câlut hâdisesinde görmekteyiz bundan sonra Bedir savaşında “kalplerine sekineyi indirdik” hükmü ile görmekteyiz.

Hakk’ın kendilerinde en çok zuhura geldiği mahâller bu miskînlerdir, kendi varlıklarından kendilerinde hiçbir şey kalmamıştır bütün varlıkları Hakk’ın varlığı olmuştur. Ve Hakk’ta sakin-miskin olmuşlardır.

Bu kimselerin doyurulması hakîkati Muhammedi nin orada daha da güçlenmesi demek olacağından onları doyurmazlar. Bahsi geçen miskin, halk arsındaki anlaşılan değersiz varlık anlamında değil Hakk indindeki gerçek sakinlik halleridir.[49] “ İz- -T-B- ”