Kellâ innehu teżkira(tun)
Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır.
Hayır, hayır, O kur'ân kuşkusuz bir öğüttür.
Müddessir Suresi'nin 54. ayeti, 'kellâ' edatıyla önceki olumsuzlamayı reddederek, Kur'an'ın temel işlevlerinden biri olan 'tezkira' yani bir öğüt ve hatırlatma olduğunu vurgular. Ayet, Kur'an'ın insanlara unuttukları hakikatleri anımsatma ve doğru yolu gösterme misyonunu dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kellâ' edatının Kur'an'da genellikle bir reddiye ve caydırma ifadesi olarak kullanıldığını belirtir. Bu ayette, önceki ayetlerdeki inkarcıların iddialarını kesin bir dille reddederek, Kur'an'ın bir öğüt olduğu gerçeğini pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kellâ'nın hem 'hakkan' (gerçekten) hem de 'red' (hayır, asla) anlamlarına geldiğini ifade eder. Bu ayette, inkarcıların Kur'an hakkındaki olumsuz düşüncelerini reddederken, aynı zamanda Kur'an'ın bir öğüt olduğu gerçeğini tasdik eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'kellâ'nın 'zecer' (men etme, caydırma) ve 'red' (reddetme) için geldiğini vurgular. Ayette, inkarcıların Kur'an'ı küçümsemelerini reddederek, onun değerini ve öğüt verici niteliğini ortaya koyar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'inne' edatının 'tahkik' (gerçekleştirme, doğrulama) ve 'te'kid' (pekiştirme) için kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Kur'an'ın bir öğüt olduğu gerçeğini kesin bir dille ifade ederek, şüpheye yer bırakmaz.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'inne'nin Arap dilinde cümlenin anlamını güçlendiren ve muhatabın şüphesini gideren bir edat olduğunu açıklar. Ayette, Kur'an'ın 'tezkira' oluşunun tartışılmaz bir gerçek olduğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'tezkira' kelimesinin 'hatırlatma' ve 'öğüt' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayette, Kur'an'ın insanlara unuttukları hakikatleri ve ahiret sorumluluklarını hatırlatan bir kitap olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zikr' kökünden türeyen 'tezkira'nın, hem unutulan bir şeyi hatırlatmayı hem de öğüt ve ibret vermeyi kapsadığını belirtir. Kur'an, bu ayette, insan fıtratında var olan ancak gafletle unutulan ilahi gerçekleri yeniden canlandıran bir öğüt olarak sunulur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zikr' ve türevlerinin Kur'an'da 'hatırlama', 'öğüt alma' ve 'Allah'ı anma' gibi geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu açıklar. 'Tezkira' kavramı, Kur'an'ın insanları gafletten uyandırıp doğru yola sevk eden, onlara ilahi mesajı hatırlatan temel işlevini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'tezkira'nın 'öğüt' ve 'ibret' anlamlarını taşıdığını ve insanı doğruya yönlendiren bir uyarı olduğunu belirtir. Ayette, Kur'an'ın insanlara dünya ve ahiret saadetini temin edecek bilgileri içeren bir rehber ve öğüt kaynağı olduğu vurgulanır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.