Velirabbike fasbir
Rabbinin rızasına ermek için sabret.
Rabbin için sabret.
Bu ayet, Müddessir Suresi'nin yedinci ayeti olup, peygambere ve dolayısıyla müminlere, Allah yolunda karşılaşılan zorluklara karşı sabırlı olmayı emretmektedir. Ayet, sabrın yalnızca Allah rızası için olması gerektiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb kelimesi, bir şeyi tedricen kemale erdiren, terbiye eden, sahip olan, efendi olan anlamlarına gelir. Kur'an'da mutlak olarak kullanıldığında sadece Allah'ı ifade eder ve O'nun yaratma, rızık verme, terbiye etme gibi sıfatlarını kapsar. Ayetteki 'Rabbin için' ifadesi, sabrın yalnızca O'nun rızasını gözeterek yapılması gerektiğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rabb, malik, seyyid, müdebbir, mürebbi ve muslih anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, bütün varlıkların yaratıcısı, yöneticisi ve terbiye edicisi olan zatı ifade eder. Ayetteki 'Rabbin için' ifadesi, sabrın nihai hedefinin ve motivasyonunun Allah'ın kendisi olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rabb kavramı, Kur'an'da Allah'ın mutlak egemenliğini, yaratıcılığını ve insan üzerindeki otoritesini ifade eden merkezi bir kavramdır. 'Rabbin için' ifadesi, sabrın dünyevi beklentilerden arındırılmış, tamamen ilahi bir amaca yönelik olduğunu belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Sabr, nefsi hoşlanmadığı şeylerden alıkoymak ve zorluklara karşı dayanmaktır. Ayetteki 'fasbir' emri, peygambere ve onun şahsında müminlere, tebliğ yolunda karşılaşacakları eziyetlere, sıkıntılara ve inkarcıların tavırlarına karşı metanetli olmalarını öğütler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Sabr, nefsi, akıl ve şeriatın gerektirdiği şeylere hapsetmek veya onlardan alıkoymaktır. Ayetteki 'fasbir' emri, Allah'ın emirlerini yerine getirirken ve yasaklarından kaçınırken karşılaşılan her türlü zorluğa karşı dirençli olmayı, acele etmemeyi ve şikayet etmemeyi ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Sabr, Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir; musibetlere karşı dayanıklılık, ibadetlerde sebat, günahlardan uzak durma gibi farklı veçheleri vardır. 'Rabbin için sabret' ifadesi, bu sabrın sadece Allah rızası için olması gerektiğini, yani sabrın kendisinin bir ibadet olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Sabr, Kur'an'da müminin temel erdemlerinden biridir ve genellikle zorluklar karşısında gösterilen metaneti ifade eder. Bu ayetteki 'fasbir' emri, peygamberin risalet görevini yerine getirirken karşılaşacağı muhalefet ve sıkıntılara karşı gösterilmesi gereken kararlılığı ve dayanıklılığı vurgular.
Müddessir Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âyet-i kerime Rububiyet mertebesi âyetlerindendir.
Sabır, kulun ilâhî takdirin her türlü tecellisine karşı gösterdiği olgunluk halidir. Bu sabır, nefsin aceleci arzularına (hevâ) karşı durmak, ilâhî hikmete teslim olmak ve her durumda Hakk’ın rızasını gözetmek demektir.
Âyet-i kerime sayısal değeri 74+8= 81 dir. 81 in tersi 18 dir. 81+18= 99 dur. 99 esmâ-ül hüsna ve sıralamada 99. “Sabur” dur.
“Rabbin için sabretmek” için kişinin nefsini tanıması ve rabbinin rızasını arayanlarla birlikte hareket etmesi gerekir. (18/28)
Efendimiz (s.a.v.) in sabrı Allah c.c. için sabırdır. Diğer insanlar için genel ma’nâ da Allah için sabır olsa da, 99 esmâ’ül Hüsna dan birisi Rabb-i Hassı olduğundan bu esmâ için sabırdır.
Kehf sûresi 28. Âyette hedef nefs iken, burada sabrın aslı belirtilerek sabr ederken hedefin Rabb’in olsun denilmektedir. (M.D.)
İnsan olma özelliği esmâ’ül Hüsna yı hakikatiyle ortaya çıkarmaktır. İşte halife bu kimsedir, kendindeki esmâ’ül hüsnayı faaliyete geçirmek demek, dolayısıyle esmâ’ül Hüsna ya dahi rahmet olması demektir. İşte insan budur. “fesalli li rabbike” “Rabbin için sabret.” (74/7) yapılan her bilinçli sabır o esmâya ait ve esmâ için olmaktadır, esmânın zuhura çıkmasına biz vesile olduğumuzdan, dolayısıyla ona hayat vermiş olmaktayız, bu durumda o bizden razı oluyor, böylece biz de merzi-razı olunmuşlar dan, oluyoruz aksi halde onu onun istemediği yönde kullandığımızda o bizden razı olmuyor. Ve ahrette hakkını talep edecek, kul hakkı dediği bir bakıma işte budur ayrıca hayatımız onlarla devam ediyor ama biz farkında olmuyoruz.
Sabır hadiselerin durumuna göre kişinin nefsine kapılmadan aklıyla, mantığıyla hareket etmesi gereken bir şeydir. “İZ- -T.B-”