İçeriğe atla
Müddessir 8Cüz 29 · Sayfa 575

Müddessir Sûresi 8. Âyet

المدثر

Sohbete sor

Fe-iżâ nukira fî-nnâkûr(i)

(8-9) Sur'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.

Müddessir Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ayette geçen “nâkûr” kelimesi, “boru, borazan” anlamına gelir ve Kur’an’da sûrun karşılığı olarak kullanılmıştır. Müfessirlerin çoğunluğuna göre sûr, gerçek anlamda bir boynuz veya borazan olup, ona üflenmesiyle korkunç ve sarsıcı bir ses çıkar.[14]

Boru (sur) kıyamette üflendiği zaman genel ma’nâ bir neslin kıyamette kalması için üflenmesidir.

Özel ma’nâ da kişiyi ilgilendiren bölümü ise eğer bir irfan ehli bulup eğitimden geçmekteyse sohbetlerde üflenen “venefahtu fihi min ruhi” ile kulak borusundan üflenen Hakk’ani ruh ile varlığında olan kıyamet ile vehim ve hayalin ölüp Hakk’ani varlığının dirilip kıyam etmesidir. (M.D.)

Kıyamet (sûra üflenme), bu hakikatlerin zuhur ettiği, perdelerin tamamen kalktığı andır. Bu zuhur, dış dünyada olduğu kadar insanın iç âleminde de gerçekleşir. “Sûr”un üflenmesi, kişinin kendi hakikatini (ayn-ı sâbitesini) müşahede etmesidir.[15]

“Nâkûra üflenme” (nefh-i sûr), perdelerin kalktığı, ilâhî sırların keşfolduğu, hakikatin apaçık zuhur ettiği andır. Aslında kişinin iç âleminde gerçekleşen bir “üfürülüş”tür.[16]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)