Ve dâniyeten ‘aleyhim zilâluhâ ve żullilet kutûfuhâ teżlîlâ(n)
Üzerlerine cennetin gölgeleri sarkmış, cennetin meyveleri (kolayca alınacak şekilde) yakınlaştırılarak hazırlanmıştır.
Üzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuştur.
İnsân Suresi 14. ayet, cennet ehlinin nimetlerini tasvir ederken, gölgelerin yakınlığını ve meyvelerin kolayca toplanabilirliğini vurgulamaktadır. Ayet, 'denv' (yakınlık), 'zıll' (gölge) ve 'zell' (kolaylaştırma) kökleri üzerinden cennetin huzur ve erişilebilirlik atmosferini dilbilimsel olarak inşa etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Dünûv (دُنُوّ), bir şeye yakın olmak, yaklaşmak anlamına gelir. Ayetteki 'dâniye' kelimesi, cennet gölgelerinin cennet ehline o kadar yakın olduğunu ifade eder ki, sanki üzerlerine sarkmış gibidir, bu da rahatlık ve erişilebilirliği gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Dâniye (دَانِيَةً), 'yakınlaşan' demektir. Burada gölgelerin cennet ehlinin üzerine doğru eğilmesi, onlara serinlik ve konfor sağlamak için özel olarak düzenlendiğini mecazi bir anlatımla belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): 'Dünûv' kavramı, Kur'an'da genellikle ilahi yakınlığı veya bir şeyin erişilebilirliğini ifade eder. Bu ayette, cennetin nimetlerinin, özellikle gölgelerin, cennet ehline zahmetsizce sunulduğunu, onların rahatlığı için her şeyin hazırlandığını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Zıll (ظِلّ), güneşin veya ışığın engellenmesiyle oluşan karanlık veya yarı karanlık alandır. Cennet bağlamında 'zılâl' kelimesi, kavurucu sıcaktan korunma ve huzur veren serinliği ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Zıll (ظِلّ), güneşin zıddı olan gölgedir. Kur'an'da cennet tasvirlerinde 'zılâl' kelimesi, cennetin rahatlatıcı ve serinletici atmosferini, dünyadaki sıcak ve yorucu ortamın aksine bir huzur ve dinlenme mekanı olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Zıll kelimesi, Kur'an'da hem dünyevi hem de uhrevi bağlamlarda kullanılır. Cennet tasvirlerinde, 'zılâl' kelimesi, cennetin sakinliğini, huzurunu ve cennet ehlinin rahatını sağlayan unsurlardan biri olarak öne çıkar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Zell (ذَلَّ), bir şeyi kolaylaştırmak, itaatkar kılmak anlamına gelir. Ayetteki 'züllilet' ifadesi, cennet meyvelerinin cennet ehli için o kadar kolay erişilebilir kılındığını, sanki kendiliğinden onların ellerine geldiğini anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Tezliyl (تَذْلِيل), bir şeyi boyun eğdirmek, kolaylaştırmak demektir. Cennet meyvelerinin 'züllilet' olması, onların toplanması için herhangi bir çaba sarf etmeye gerek kalmadığını, istendiği anda ulaşılabilir olduğunu ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Zell (ذَلَّ) kökü, alçak gönüllülük ve kolaylık anlamlarını taşır. 'Züllilet' fiili, cennet meyvelerinin cennet ehlinin hizmetine sunulduğunu, onların arzu ettikleri şekilde ve zahmetsizce toplanabileceklerini belirtir, bu da cennetin mükemmeliyetini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Kutûf (قُطُوف), 'katf' (قطف) mastarının çoğuludur ve ağaçtan koparılan meyveler anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, cennetin bol ve çeşitli meyvelerini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Katf (قَطْف), meyveyi ağacından koparmaktır. 'Kutûf' kelimesi, cennetin meyvelerini ifade eder ve 'züllilet' kelimesiyle birlikte, bu meyvelerin toplanmasının ne kadar kolay ve zahmetsiz olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Katf (قطف), meyve toplama eylemidir. 'Kutûf' ise toplanan meyvelerdir. Cennet bağlamında bu kelime, cennet ehlinin diledikleri zaman, diledikleri meyvelere kolayca ulaşabileceği bir bolluk ve bereket ortamını tasvir eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.