İnnâ hedeynâhu-ssebîle immâ şâkiran ve-immâ kefûrâ(n)
Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.
İnsan Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Zâhiren Âyet-i Kerîme’ye baktığımızda isyan ehli ve itaât ehli kişiler ayırımını görmekteyiz.
Bâtınen ise, “kefûrâ” ifâdesi örten, gizleyen mânâsınadır ki kendi hayal ve vehimlerinin gelmesi için ard niyet ile Hakk’ı gizleyenler, ve hakikâtlere zarar gelmemesi için iyi niyetle onu gizleyip örtenlerdir ki hakikâtlerin açığa çıkması hâlinde onları anlamayarak yanılgaya düşebilecek olanları korumak adına yapılan örtmedir.
Şükürde genel olarak hakiki şükrediciler ve kendisine ikram edildiği için şükredici olanlar olmak üzere iki
kısımdır. İkram edildiğinde şükredenler kendi nefsi hazlarına güzel gelen şeylere şükrettiklerinden dolayı bu şükürlerini gerçek Rab’larına değilde aslında nefslerine yapmaktadırlar. Şükür aynı zamanda ef’âl âleminde yaşayan kişinin mertebesinin bir göstergesidir.
إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ سَلَاسِلَا وَأَغْلَالًا وَسَعِيرًا
(İnnâ a’tednâ lil kâfirîne selâsile ve ağlâlen ve seîrâ)