İçeriğe atla
İnsân 4Cüz 29 · Sayfa 578

İnsân Sûresi 4. Âyet

الانسان

Sohbete sor

İnnâ a'tednâ lilkâfirîne selâsile ve aġlâlen ve se'îrâ(n)

Şüphesiz biz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.

İnsan Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Cenâb-ı Hakk (c.c) yine kendi zâtından hitâp etmektedir.

Zâhiren Âyet-i Kerîme’ye baktığımızda ard niyetli kâfirlere yapılan bir hitâp olmaktadır.

Bâtınen ise, kendi varlıklarının hakikâtini idrâk ederek onu ehli olmayanlara karşı örtenlere yapılan bir hitâptır. Onlara hazırlanan zincirler ve halkalar seyri sülûk yolundaki kimselerdir. Hazreti Resûlullah (s.a.v)’a kadar devam eden silsileyi yani bir sistemi hazırladık biz onlar için demektir. Ateş ise gönül ateşi, ilâhî muhabbettir.

Bu sistem olmasaydı eğer Hazreti Resûlullah (s.a.v)’dan sonra belki birkaç dönem evliyâ olurdu ancak ondan sonra onun bağlıları kalmazdı ve sistem kopardı.

Bizlere lâzım olan Âyet-i Kerîme’lerin bu görünen zâhir mânâlarını bozmadan bâtın olan mânâlarından yani özlerinden yararlanmaktır ve her ikisi de yerli yerince kullanılmalıdır, biri bir diğerini hükümsüz bırakmak bir yana tamamlayıcısıdır.

Burada ayrıca “Mâdem ki insân Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın zâtının zuhur yeridir ve bunu idrâk ederek Cenâb-ı Hakk (c.c)’a ulaşan bir kişi niçin dilediği gibi hareket edemez?” Sorusu akla gelebilir, çünkü:

Bu hukuk başka bir hukuktur, eğer Cenâb-ı Hakk (c.c) kendisine mânen meydana getirdiği bir yerde bütün faaliyetlerini de zuhura getirmiş olsa bu âlem karmakarışık olur. Bu güç elinde olan her bir kişi değişik faaliyetler içerisine girmek istediğinde karışık bir yapılaşma olur. Bu nedenle bu oluşum ancak bilinçtedir ve dışarıya çıkmaz ve bir bakıma kâfirlik yani örtü denilen şey de budur. Bilinçte idrâk edilip yaşanacak olan bu oluşum mânevi olduğu için maddeye dönüşmez ancak genel sisteme dokunmadan kerâmet gibi bazı oluşumlar görülebilir. Ki bu idrâke erişmiş kişinin maddi olarak böyle bir güçü kullanmasına gerekte yoktur, buna sâhip olduğunu bilmesi onun için yeterlidir. Ve gerçek marifet bu gücü kullanmak değil kendinde mevcût olanı sınırlamak ve yerini bilerek yerli yerinde kullanmaktır.


إِنَّ الْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا

(İnnel ebrâra yeşrebûne min ke’sin kâne mizâcuhâ kâfûrâ. )