İçeriğe atla
İnsân 2Cüz 29 · Sayfa 578

İnsân Sûresi 2. Âyet

الانسان

Sohbete sor

İnnâ ḣalaknâ-l-insâne min nutfetin emşâcin nebtelîhi fece'alnâhu semî'an basîrâ(n)

Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.

İnsan Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu Âyet-i Kerîme’de ise sıfât ve esmâ mertebelerini aşan insânın ef’âl âleminde zuhura çıkışı anlatılmaktadır. Ve Cenâb-ı Hakk (c.c) bu işi “Ben yaptım” demektedir yani arada bir aracı yoktur. Buradan insânın Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın mânâ ve madde âleminde bizzât meydana getirdiği varlık olduğu anlaşılmaktadır.

Bu halkedişin değişik şekilleri belirtilmektedir Kûr’ân-ı Kerîm’de. Bu halkediliş şekillerinde bir olan nutfe ile Cenâb-ı Hakk (c.c) o kadar yüksek bir haldesiniz ve bir o kadarda hakir bir haldesiniz demektedir.

Kulağın öne çıkarılması bizlerde faaliyete geçmesi gereken ilk âza olmasından dolayıdır. Kulak gerçek işlevini yerine getiremez ise gönül âlemine gelen faydalı yada faydasız bütün herşey içeri girer. Şuurlanmanın netîcesi ile kulak ne zaman ki gerçek işlevini yerine getirmeye başlayacak o anda faydalı olanlar içeriye alınacak faydasız olanlar ise alınmayacaktır. İnsânın beyni ve gönlü çöp kovası gibi olursa hakikâtleri almaya yer kalmaz. Niyazi Mısrî Hz.lerinin belirttiği gibi, “Bir kulak ki Hakk sözü duymuyor, ona kurşunu akıt kapat orayı ve bir göz ki Hakk’ı görmüyor o da budak deliğinden başka bir şey değildir”.

Daha sonra gözün açılması gereklidir. Günlük yaşantımız içerisinde gözümüz sürekli faaliyette ve bir şeyler görmekteyiz ancak Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın muradı acaba bu madde hükmünde olan şeylere bakarak kişinin orada kalmasımıdır? Muhîddîni Arabî Hz.lerinin dediği gibi “Taşı taş toprağı toprak olarak görene zâten bizim sözümüz yoktur”. Onların hakikâtlerini görmeye başlayan göz biraz göz olmaya başlamıştır.

Kulak ve gözü idâre eden merkez ilk önce terbiye edilmelidir ki duyulanlar ve görülenler müşâhedeye çevrilerek yaşama sokulsun. Örneğin kelime-i tevhid’i söylediğimiz anda onun şuuanatını görmeye başlamalıyız. Hakk yolunda her gün kişinin idrâk seviyesinde olan artışlar bu duyuş ve görüşün gelişmekte olduğunun işaretleridir. Esas görüş mahâlli olan gönül gözümüze giriş yeri madde bedenimizin gözüdür. Normâlde açık olan bu gözlerden yani basardan basîrete intîkâl gereklidir.


إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا

(İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiren ve immâ kefûrâ.)

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)