Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîn(e)
O gün vay yalanlayanların haline!
O gün yalanlayanların vay haline!
Mürselât Suresi'nin 24. ayeti, kıyamet gününde inkârcıların karşılaşacağı azabı 'vay haline' ifadesiyle vurgular. Ayet, 'veyl' kelimesinin tehditkâr anlamı ve 'mükezzibîn' kelimesinin yalanlama eylemini gerçekleştirenler için taşıdığı derin semantik yük ile dikkat çeker.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'veyl' kelimesinin 'şiddetli azap' ve 'helak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, kıyamet gününde inkârcıları bekleyen korkunç akıbeti vurgular. (el-Müfredât, s. 883)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'veyl' kelimesinin Arapların 'helak' ve 'şer' anlamında kullandığı bir ifade olduğunu belirtir. Ayetteki 'veylün yevmeizin' ifadesi, o günkü inkârcılar için bir felaket ve yıkım çağrısıdır. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 297)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'veyl' kelimesinin Kur'an'da genellikle ilahi gazabı ve cehennem azabını ifade eden güçlü bir uyarı olduğunu belirtir. Bu ayette, 'mükezzibîn' için kullanılan 'veyl', onların yalanlamalarının nihai sonucunu gösterir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 215)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'yevmeizin' ifadesinin 'yevm' (gün) kelimesine 'iz' (o zaman) zarfının eklenmesiyle oluştuğunu ve belirli bir zamana, yani kıyamet gününe atıfta bulunduğunu açıklar. Ayetteki kullanımı, 'veyl'in gerçekleşeceği zamanı kesin olarak belirtir. (Umdetü'l-Huffâz, c. 4, s. 223)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'yevm' kelimesinin genellikle belirli bir zaman dilimini ifade ettiğini ve 'yevmeizin' gibi terkip halinde kullanıldığında, bağlamın işaret ettiği özel bir günü, burada kıyamet gününü kastettiğini belirtir. (el-Külliyyât, s. 1025)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'k-z-b' kökünden türeyen 'mükezzibîn' kelimesinin, Allah'ın ayetlerini ve peygamberlerin getirdiği mesajları yalanlayan, inkâr eden kimseleri ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'lilmükezzibîn' ifadesi, 'veyl'in kime yönelik olduğunu açıkça gösterir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 487)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'k-z-b' kökünün temel anlamının 'doğrunun zıddı olan şeyi söylemek' olduğunu ve 'tekzîb'in ise bir şeyi yalanlamak, doğru olmadığını iddia etmek anlamına geldiğini açıklar. 'Mükezzibîn', bu eylemi sürekli yapanlardır. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 4, s. 341)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tekzîb' kavramının Kur'an'da sadece sözlü yalanı değil, aynı zamanda kalben inkârı ve hakikati reddetmeyi de kapsadığını belirtir. 'Mükezzibîn', bu bağlamda, Allah'ın birliğini, peygamberliği ve ahiret gününü inkâr edenlerdir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 289)
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.