Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîn(e)
O gün vay yalanlayanların haline!
O gün yalanlayanların vay haline!
Mürselât Suresi 37. ayet, kıyamet gününde hakikati yalanlayanların karşılaşacağı azabı vurgulamaktadır. Ayet, 'vay halinize' ifadesiyle bu yalanlamanın ciddiyetini ve sonuçlarını dile getirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'veyl' kelimesini 'şiddetli azap' ve 'helak' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, kıyamet gününde hakikati yalanlayanlara yönelik bir tehdit ve kınama olup, onların karşılaşacakları kötü akıbeti bildirmektedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'veyl' kelimesinin 'şer' ve 'azap' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'veylün yevmeizin' ifadesi, o gün yalanlayanlar için büyük bir şer ve azap olacağını mecazi bir dille ifade etmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'veyl' kelimesinin Kur'an'da genellikle Allah'ın gazabını ve cezasını ifade eden bir ünlem olduğunu belirtir. Mürselât 37'deki kullanımı, yalanlayanların ilahi gazaba uğrayacaklarını ve bunun sonucunda büyük bir felaketle karşılaşacaklarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'yevm' kelimesinin bilinen zaman dilimi olduğunu belirtir. 'Yevmeizin' ise, daha önce bahsedilen veya bağlamdan anlaşılan belirli bir güne, bu ayette kıyamet gününe atıfta bulunur ve o günün önemini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'yevm' kelimesinin hem belirli bir zaman dilimini hem de mecazi olarak bir olayın vuku bulduğu anı ifade edebileceğini açıklar. Ayetteki 'yevmeizin' ifadesi, yalanlayanların azapla karşılaşacağı o kesin ve kaçınılmaz günü belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kezzebe' fiilinin 'yalanlamak, inkar etmek' anlamlarına geldiğini belirtir. 'el-Mükezzibîn' ise, Allah'ın ayetlerini, peygamberlerini ve vaatlerini ısrarla yalanlayan, inkar eden kimselerdir. Ayetteki kullanımı, kıyamet gününde azaba uğrayacak olanların bu vasfa sahip kişiler olduğunu açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kezib' kelimesinin 'gerçeğin aksini söylemek' olduğunu ifade eder. 'Tekzîb' ise, bir şeyi veya bir kimseyi yalanlamak, doğru olmadığını iddia etmektir. Ayetteki 'el-mükezzibîn' ifadesi, özellikle ahiret gününü ve peygamberlerin getirdiği hakikatleri yalanlayanları kasteder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'k-z-b' kökünün Kur'an'da genellikle hakikati reddetme, inkar etme ve yalanlama anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'el-Mükezzibîn' terimi, sadece sözlü bir yalanı değil, aynı zamanda kalben ve fiilen hakikate karşı duruşu ifade eder. Bu ayette, kıyamet gününün gerçekliğini ve sonuçlarını inkar edenlerin durumunu anlatır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.