Velâ yu/żenu lehum feya'teżirûn(e)
Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.
Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.
Mürselât Suresi 36. ayet, kıyamet gününde inkarcıların durumunu tasvir etmektedir. Ayet, onlara ne konuşma izni verileceğini ne de özür dileme fırsatı tanınacağını vurgulayarak, ilahi adaletin kesinliğini ve kaçınılmazlığını dilbilimsel bir kesinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ezn' kökünü 'bir şeyi bilmek ve birine bir şey için izin vermek' olarak açıklar. Ayetteki 'yü'zenu' fiili, Allah tarafından onlara konuşma veya özür dileme izninin verilmeyeceğini, yani ilahi bir müsaadenin söz konusu olmayacağını ifade eder. Bu, onların durumunun çaresizliğini ve ilahi hükmün kesinliğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ezn' kelimesinin mecazi olarak 'dinlemek' ve 'izin vermek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yü'zenu' ifadesi, onlara 'konuşma izni verilmeyeceği' anlamında kullanılmıştır. Bu, onların savunma yapma veya mazeret sunma haklarından mahrum bırakılacaklarını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'izin' kavramının genellikle ilahi iradeye bağlı olduğunu ve bir eylemin ancak Allah'ın izniyle gerçekleşebileceğini vurgular. Bu ayetteki 'yü'zenu' fiili, Allah'ın onlara özür dileme izni vermeyeceği, dolayısıyla bu eylemin ilahi irade tarafından engellendiği anlamına gelir. Bu durum, kıyamet günündeki mutlak ilahi otoriteyi pekiştirir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'i'tizâr' kelimesini 'bir suçtan veya hatadan dolayı mazeret beyan etmek, kendini temize çıkarmaya çalışmak' olarak açıklar. Ayetteki 'ya'tezirûne' fiili, kıyamet gününde inkarcıların dünyadaki amelleri için herhangi bir özür veya bahane sunma imkanına sahip olamayacaklarını ifade eder. Bu, onların hesap verme anındaki çaresizliğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'uzr' kökünü 'bir kusuru veya hatayı gidermek, mazeret sunmak' olarak tanımlar. 'İ'tizâr' ise 'bir kusurdan dolayı özür dilemek' anlamındadır. Ayetteki kullanımı, onlara özür dileme fırsatının verilmemesiyle, onların durumunun kesinliğini ve geri dönüşü olmayan bir noktada olduklarını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'i'tizâr' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir hatayı veya kusuru giderme çabası bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, inkarcıların dünyadaki inkarlarından dolayı ahirette mazeret sunma imkanlarının ellerinden alınması, onların yaptıklarının hesabını vermekten kaçamayacaklarını ve ilahi adaletin tecelli edeceğini gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.