Hâżâ yevmu lâ yentikûn(e)
Bu, konuşamayacakları gündür.
Mürselât Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âyetteki “konuşamayacakları” ifadesi, nefs-i emmâre ve nefs-i levvâme mertebelerinde takılıp kalanların, âhirette en büyük “özür” silahından (dilden) dahi mahrum kalmalarını sembolize eder. Onların dünyadaki “konuşmaları” (inkârları, alayları, yalanları), âhirette kendilerine birer azap sureti olarak dönmüş, gerçek “konuşma” kabiliyetlerini kaybetmişlerdir.
Nefsi emaresinin hayal ve vehmini dile getirenler batıla dalıp oyalananların konuşma yetileri oranın sahasında geçerliliği olmadığı için ellerinden alınacaktır.
“Natık” Konuşan demektir. Ve bunun aşamaları vardır. İrfani eğitim ile bunun ilmi, müşahadesi ve yaşantıısı ile elde edilebilir. Hayvan-ı Natık (Konuşan Hayvan), Nefsi Natıka (Konuşan İnsan) Kûr’ân- Nâtık (Konuşan Kûr’ân-dır)
Seyr-i Sülük eğitimi ile kişi hayvan’ın “hayy an” Anda yaşayan olduğunu anlar ve “Konuşan Nefis” aşamasına geçer. Ve daha sonra nefsini bilmesi ile hakikatini idrak ederek konuşan insan olur. Ve Rabbini bilmesi ile de varlığında ve âlemde bulunan zât-ı Kûr’ân-ı okur. (M.D.)