Rafe'a semkehâ fesevvâhâ
Onu yükseltmiş ve ona düzen ve ahenk vermiştir.
Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.
Bu ayet, Allah'ın yaratma kudretini göklerin inşası üzerinden vurgulamaktadır. 'Refa' fiiliyle yükseltme, 'semk' kelimesiyle tavan/yükseklik ve 'sevvâ' fiiliyle düzenleme ve şekil verme kavramları, ilahi yaratıcılığın mükemmelliğini ve kudretini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'refa'' kelimesinin bir şeyi bulunduğu yerden daha yüksek bir konuma getirmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'refa' semkehâ' ifadesi, göğün tavanının, yani yapısının, Allah tarafından yukarı doğru yükseltilmesi ve böylece yeryüzünden ayrılması anlamını taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'refa'' fiilinin mecazi olarak bir şeyin şanını yüceltmek anlamında da kullanılabileceğini belirtse de, bu ayetteki 'semkehâ' ile birlikte kullanıldığında, göğün fiziksel olarak yükseltilmesi ve direksiz bir şekilde ayakta tutulması anlamını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'refa'' kavramının sadece fiziksel bir yükseltmeyi değil, aynı zamanda bir şeyin statüsünü, değerini veya önemini artırmayı da ifade ettiğini belirtir. Bu ayette ise, göğün yaratılışındaki ihtişam ve kudretin bir göstergesi olarak fiziksel yükseltme ön plandadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'semk' kelimesinin bir binanın tavanı veya çatısı anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'semkehâ' ifadesi, göğün tıpkı bir bina gibi, yeryüzünün üzerinde yükselen bir tavan gibi algılandığını ve Allah tarafından bu şekilde inşa edildiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'semk' kelimesini bir şeyin üst kısmı, tavanı veya yüksekliği olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, göğün yeryüzüne göre yüksekte konumlandırılmış, sağlam ve direksiz bir yapıya sahip olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'semk' kelimesinin bir şeyin kalınlığı ve yüksekliği anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette, göğün sadece yüksekliği değil, aynı zamanda sağlam ve kalın bir yapıya sahip olduğu da ima edilmektedir, bu da ilahi yaratılışın gücünü gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tesviye' fiilinin bir şeyi düzgün, dengeli ve eksiksiz hale getirmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fesevvâhâ' ifadesi, Allah'ın göğü yaratırken onu kusursuz bir düzen ve denge içinde, hiçbir eksiklik veya çarpıklık olmaksızın şekillendirdiğini vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Es-Sicistânî, 'sevvâ' fiilinin bir şeyi tam ve eksiksiz kılmak, düzeltmek anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, göğün yaratılışının sadece yükseltilmekle kalmayıp, aynı zamanda estetik ve fonksiyonel açıdan da mükemmel bir biçimde tamamlandığını gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'sevvâ' fiilinin Kur'an'da genellikle yaratılışın mükemmelliğini, uyumunu ve dengesini ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'fesevvâhâ', göğün yaratılışındaki ilahi sanatın ve kusursuz düzenin bir ifadesidir, hiçbir pürüz veya uyumsuzluk içermediğini anlatır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.