Kulûbun yevme-iżin vâcife(tun)
O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.
Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.
Nâziât Suresi'nin 8. ayeti, kıyamet gününün dehşetini kalplerin titremesi metaforuyla anlatmaktadır. Bu ayet, kalbin fizyolojik ve sembolik anlamda yaşadığı korku ve endişeyi vurgulayarak, o günün şiddetini ve insan üzerindeki etkisini dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kalb' kelimesinin asıl anlamının bir şeyi ters çevirmek, bir halden başka bir hale dönüştürmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'kulûb' ise, kıyamet gününün şiddetiyle halleri değişen, korkudan altüst olan kalpleri ifade eder. Bu, kalbin sadece fiziksel bir organ değil, aynı zamanda duygusal ve ruhsal değişimlerin merkezi olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'kalb' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve burada 'akıl' ve 'idrak' anlamlarını da taşıdığını belirtir. Nâziât 8'deki 'kulûb' ise, kıyamet gününün dehşeti karşısında aklın ve idrakin dahi sarsıldığı, korkuyla dolup taştığı bir durumu anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kalb' kavramının Kur'an'da sadece bir organ olarak değil, aynı zamanda insanın idrak, irade ve duygusal merkezi olarak kullanıldığını vurgular. Nâziât 8'deki 'kulûb' kelimesi, kıyamet gününün getireceği korku ve dehşetin, insanın en derin idrak ve duygusal merkezini nasıl etkileyeceğini, onu nasıl sarsacağını sembolize eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yevm' kelimesinin genel olarak gün anlamına geldiğini, ancak 'yevmeizin' ifadesinin belirli bir olaya atıfta bulunarak o günün önemini ve dehşetini vurguladığını belirtir. Nâziât 8'deki 'yevmeizin', kıyamet gününün eşsiz ve korkunç niteliğini pekiştirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yevmeizin' ifadesinin Kur'an'da genellikle büyük olayların, özellikle de kıyametin tasvir edildiği yerlerde kullanıldığını ifade eder. Bu kullanım, o günün sıradan bir gün olmadığını, aksine olağanüstü ve dehşet verici olayların yaşanacağı bir zaman dilimi olduğunu mecazi olarak anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'yevmeizin' gibi zaman zarflarının Kur'an'da sadece zamanı belirtmekle kalmayıp, aynı zamanda o zaman diliminde meydana gelecek olayların önemini ve etkisini de vurguladığını belirtir. Nâziât 8'deki bu ifade, kalplerin titremesi gibi büyük bir olayın, kıyamet gününün kaçınılmaz bir sonucu olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vecf' kelimesinin hızlı hareket etmek, titremek ve çarpmak anlamlarına geldiğini belirtir. 'Vâcife' ise, şiddetli bir korku veya endişe nedeniyle kalbin hızlı ve düzensiz bir şekilde çarpmasını, titremesini ifade eder. Ayetteki bu kullanım, kıyamet gününün dehşetinin kalpler üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkisini canlı bir şekilde tasvir eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'vâcife' kelimesinin 'kalbin şiddetli bir şekilde çarpması ve titremesi' anlamına geldiğini, bu durumun genellikle korku ve dehşet anlarında ortaya çıktığını açıklar. Nâziât 8'deki 'vâcife', kıyamet gününün korkutucu atmosferinin kalplerde yarattığı derin etkiyi vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'vecf' kökünden türeyen 'vâcife' kelimesinin, kalbin korkudan dolayı yerinden oynayacak gibi şiddetli bir şekilde çarpmasını ve titremesini ifade ettiğini belirtir. Bu, sadece hafif bir titreme değil, aynı zamanda kalbin derin bir endişe ve dehşetle sarsıldığını gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.