İçeriğe atla
Enfâl 4Cüz 9 · Sayfa 177

Enfâl Sûresi 4. Âyet

الأنفال

Sohbete sor

Ulâ-ike humu-lmu/minûne hakkâ(an)(c) lehum deracâtun ‘inde rabbihim vemaġfiratun verizkun kerîm(un)

İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.

Enfâl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Ulâ-ike humu-lmu/minûne hakkâ(an) lehum deracâtun ‘inde rabbihim vemaġfiratun verizkun kerîm(un) İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. (8/4)


Bu âyette mü’minler hakkında iş biraz değişiyor. (حَقًّ) Hakk olan mü’minler ifadesini kullanıyor. Gerçek mü’minler Hakk ile Hakk olmuş müminlerdir. Nasıl ki Hallac’ı mansur Ene’l Hakk demiştir. Yani Hakk benim ile beraberdir. Bir başka ehlullah ise ene batılmı deseydi. Diye ifade etmiştir. İşte bu müminler kendi hakikatlerinde bulunan Hakka, Hakk ile iman etmişlerdir. Onları rablerii katında yüksek mertebeler ef’âl, esmâ, sıfât, zât ve hakikat-i muhammediye mertebelerinden dereceler vardır. Bağışlanma ki “vücudu zenbike” vehimi ve hakiki varlık günahını terkettikleri için bağışlanmışlardır. Onlara ihsan olarak hakikat bilgisi rızıkları ikram ediilmiştir.


كَمَا أَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِن بَيْتِكَ بِالْحَقِّ وَإِنَّ فَرِيقاً مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ لَكَارِهُونَ {الأنفال/5}

Kemâ ahraceke rabbuke min beytike bilhakki ve-inne ferîkan mine-lmu/minîne lekârihûn(e) Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.


Burada Resülullah Efendimiz (s.a.v) bünyesinde meal ve tefsirler bedir savaşına işaret olduğunu ifade etmektedirler. Bedir savaşının ma’na olarak karşılığı;

Bedir Savaşı[25]

Adı da üstünde olduğu gibi, Hz. Rasulülah’ın evvela Arap yarımadasına oradan da bütün dünyaya “Bedir/Ay” gibi parlak Nûru Muhammed’inin resmen doğmaya başladığının ilan ve ifadesidir.

Sayı değeri, () “be” 2

() “dal” 4

() “rı” 200 dür. Toplarsak (2+4+2)= 8 eder, bu da iki adet 4 demektir.

Biri İslâmın hakikati, diğeri Hz. Rasulüllah’ın simgesidir. 4 - 1=3 /13

Şimdi bizi ilgilendiren diğer boyutu ise “Rabbike” efendimiz (s.a.v.) rabbi Allah esması idi. “Allah” Hak olarak savaş üzere evinden çıkardı diyor. Bizde isim gönül evimizden Hak olarak savaşmak üzere çıkmamız gerekiyor demektir. İçimizden bir inanan bir grupta buna karşı isteksiz davranıyor kendi mertebesinden durumun devam etmesi istiyor. Çünkü bütün beden arzına “Bedir/Ay” gibi parlak Nûru Muhammed’inin resmen doğmaya başladığının ilan ve ifadesidir. Gaybe iman, ikan a dönüşeceği için o beden arzında artık o mertebeye ihtiyaç kalmayacaktır.

13 ve Hakikat-i İlâhiyye kitabından bedir hakkındaki yorumu da buraya alıyoruz.

(Allahu Nûrussemavâti vel ard)

(24/35) “Allah semavât ve arzın Nûru’dur.” Âyetinin bütün âlemde ki, zuhurudur. (te) ile başlaması Hakikat-i ilâhiyyenin (ente-sen) ile tenezzülü’dür. Dikkat edersek Sûre ve Âyet sayıları toplamı (2+4+3+5=14) tür, Ne hayret verici müthiş bir uyum değilmi? Mânâ değerleri ile sayısal değerlerinin mucizevî bir şekilde nasıl bir uyum içinde oldukları çok açık olarak görülmektedir.

Kameriyye harfleri ise, (ا) (elif) ile başlamakta ve (هه) (he) ile bitmektedir’ki; Ahadiyyet hakikatinin bütün varlıklardaki hüvviyyet-i dir. (He) nin iki şekilde tek ve çift göz olarak yazılışında’ki hikmeti, tek göz olarak Ahadiyyet hüvviyyet-ini çift göz ise varlıklardaki Ahadiyyet ve zuhur hüvviyyet-ini ifade etmektedir diyebiliriz.

Ayrıca bu harfler (13) hakikatinin alfabetik manevi oluşumunu da ifade etmektedir.

(13) olan Ahadiyyet mertebesi, her mertebe’de ayrı bir nûr ile zuhura çıktığından (14) üncü mertebe olmuştur, ancak bu (14) üncü mertebe (13) ün üzerinde değil bütün mrtebelerinde o mertebenin gereği olarak zuhur ettiğinden ve ayrı küllî bir varlığa sahip olduğundan (14) üncü metre-be denmektedir, yani bu mertebe yukarıda da bahsedildiği gibi (13) (14) diye (13) ün üzerinde bir mertebe değil, fakat bütün (13) ün mertebelerinde tümden tecellide olan Nûr’u Muhammed’î mertebesidir, yoksa “Ahad”ın üzerinde sadece (a’mâ) iyyet vardır’ki, orada ise ne sayı ne hesap ne insân ne âlem vardır. Yani (14) (13) ün bütün varlık mertebele-rinde’ki; Nûr’u olan, Nûr’u Muhammed-î dir ve bu hakikat-sır ilk def’a (Bedir) savaşıyla dünya üzerinde zuhu-ra çıkmıştır. (Bedir), bilindiği gibi ayın (14) ü en kemalli ve tam bütün halidir. Yerde olan (Bedir) kuyularına nispetle verilmiş olan (Bedir) savaşı ismi, aslında gökte olan (Bedir) in ismi’nin verilmiş olmasıdır.

Tarihler bu savaşta İslâm askerlerinin (313) kişi ol-duğunu yazarlar ki, çok mühimdir. Ayrıca (124) binPeygam ber ve velinin sadece, yine dînî kitaplar (313) ü nün Rasûl olduğunu söylerler. İşte bunlar birer rastlantı değil, birer gerçektirler. Bedir savaşı (17 ramazan/13 mart)vukubulmuş Demekki; her bir (Bedir) eshab-ı orada bir (Rasûl) u temsil ediyordu ve onların manavî yardımları da orada ha-zır idi.

Ayrıca, (313) ün başta’ki, (3) ü nü alırsak geriye (13) kalır ki, şayanı hayrettir. Ayırdığımız (3) ise bu haki-katlerin (3) mertebeden, ilmel, aynel, hakkal yakıyn merte-belerinden yaşanmasıdır diyebiliriz.

İşte bu hâdise ile (13) ve bütün varlığında zuhur eden (14) Nûr’u Muhammed-î nin yer yüzünde artık durdu-rulamaz zuhurunun başlangıcının mührü idi diyebiliriz.

Hakikaten de öyle olmuştur o şerefli (Bedir) doğu-şundan-savaşından sonra bir daha Nûr’u Muhammed-î evve-lâ Arap yarım adasında, sonra da bütün dünya da önlenemez gelişmesini göstermiş ve kıyamete kadar da gösterecektir.

İşte (şakkal kamer) “ayın ikiye ayrılması” hadisesi de bunu göstermektedir ki; Hakikat-i muhammed-î nin orada ki, hükmü ve gücüdür ve o mertebeden zuhurudur diyebiliriz.

(313) ile ilgili küçük bir bilgi daha sunalım. İlgili kitapların yazdığına göre (büyük konstantin) putperest iken milâdın (313) senesinde Hrıstiyanlığı kabul etmiştir ki, çok dikkat çekicidir. Konstantaniyya ya hristiyanlık (13) ile girmiş ve (13) ile çıkmıştır. Fazla yorum yapmayalım sadece iletmiş olalım.[26]