Yâ eyyuhâ-nnebiyyu hasbuka(A)llâhu vemeni-ttebe'ake mine-lmu/minîn(e)
Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü'minlere Allah yeter.
Ey Peygamber! Sana Allah yetişir, arkandan gelen müminlerle beraber.
Enfâl Suresi'nin 64. ayeti, Hz. Peygamber'e ve ona tabi olan müminlere Allah'ın kâfi geleceğini vurgulayarak, ilahi desteğin ve yeterliliğin önemini ortaya koymaktadır. Ayet, iman edenlerin Allah'a olan güvenini pekiştiren bir mesaj içermektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nebe'' kelimesinin 'haber' anlamına geldiğini ve 'nebî'nin de Allah'tan haber getiren kişi olduğunu belirtir. Ayetteki 'en-Nebî' hitabı, Hz. Muhammed'in risalet makamına ve Allah ile insanlar arasındaki elçilik görevine işaret eder, ona özel bir hitaptır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'nebî' kelimesinin 'nebe'' (haber) kökünden türediğini ve Allah'tan haber veren kişi olduğunu ifade eder. Ayetteki kullanımı, Hz. Peygamber'in ilahi mesajı tebliğ etme ve ümmetine önderlik etme rolünü vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nebî' kavramının Kur'an'da Allah'ın seçtiği, vahiy alan ve insanlara doğru yolu gösteren özel bir şahsiyet olduğunu açıklar. Bu ayetteki 'en-Nebî' ifadesi, Hz. Peygamber'in ilahi koruma ve desteğe mazhar olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hasbuke' ifadesinin 'kâfîke' (sana yeter) anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın Hz. Peygamber'e ve müminlere her türlü durumda yeterli olacağını, onlara destek ve koruma sağlayacağını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hasb' kelimesinin 'kifayet' (yeterlilik) anlamında kullanıldığını açıklar. Bu ayette 'hasbuke Allah' ifadesi, Allah'ın Hz. Peygamber için her şeyde yeterli bir koruyucu, destekleyici ve yardımcı olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hasb' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'yeterli olmak, kâfi gelmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'hasbuke Allah' ifadesi, Allah'ın mutlak yeterliliğini ve Hz. Peygamber ile müminlere olan ilahi desteğini pekiştirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'Allah' isminin, tüm ilahlık vasıflarını kendinde toplayan, ibadete layık tek varlık olduğunu ifade eder. Ayette 'hasbuke Allah' denilerek, bu yüce zatın Hz. Peygamber'e ve müminlere yeterli olacağı vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Allah' isminin, tüm güzel isimleri ve yüce sıfatları kendinde toplayan, özel bir isim olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, bu yüce varlığın mutlak kudretini ve Hz. Peygamber'e olan desteğinin sınırsızlığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Allah' kavramının Kur'an'ın merkezinde yer alan, eşi ve benzeri olmayan, mutlak güç ve irade sahibi tek Tanrı olduğunu açıklar. Bu ayette 'Allah'ın yeterliliği' ifadesi, müminlerin güvenini ve teslimiyetini pekiştirir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ittebe'a' fiilinin 'birinin izinden gitmek, ona uymak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'menittebeake' ifadesi, Hz. Peygamber'in risaletine iman edip onun sünnetine uyan müminleri kapsar ve bu kişilerin de ilahi desteğe mazhar olacağını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn, 'ittebe'a' fiilinin 'takip etmek, peşinden gitmek' anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki bağlamda, Hz. Peygamber'in rehberliğini kabul eden ve onun yolunu izleyen müminlerin de Allah'ın koruması altında olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tebe'a' kökünden türeyen 'ittebe'a' fiilinin Kur'an'da 'birine uymak, onun yolunu takip etmek' anlamında sıkça kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Hz. Peygamber'e tabi olmanın, Allah'ın yeterliliğine nail olmanın bir şartı olduğu ima edilir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mü'min' kelimesinin 'iman eden, tasdik eden' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'el-mü'minîn' ifadesi, Hz. Peygamber'e tabi olan ve Allah'a tam bir teslimiyetle inanan kişileri belirtir ve onların da Allah'ın yeterliliğinden pay alacağını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'iman' kelimesinin 'tasdik etmek, güvenmek ve emniyet vermek' anlamlarını içerdiğini açıklar. Ayetteki 'el-mü'minîn', Allah'a ve Peygamber'e güvenen, onların getirdiği hakikatleri tasdik eden ve bu sayede emniyete kavuşan kimselerdir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'iman' kavramının Kur'an'da sadece zihinsel bir kabul değil, aynı zamanda kalbi bir tasdik ve Allah'a tam bir güven olduğunu vurgular. Ayetteki 'el-mü'minîn', bu derin imanla Hz. Peygamber'e tabi olan ve Allah'ın desteğine layık görülen topluluğu ifade eder.
Enfâl Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Yâ eyyuhâ-nnebiyyu hasbuka(A)llâhu vemeni-ttebe’ake mine-lmu/minîn(e)” Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter. (8/64)
“Ha” “Sin” ve “Bi” Allah’ın c.c. hakikati insani ile birlikte olmasıdır. İnsanın hakikat-i ile uluhiyet mertebesi (nebi) haber getirene ve imanlarını ikân’a dönüştürenlere yeter.