İçeriğe atla
Abese 17Cüz 30 · Sayfa 585

Abese Sûresi 17. Âyet

عبس

Sohbete sor

Kutile-l-insânu mâ ekferah(u)

Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankördür o!

Abese Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Âyet-i kerimede el-insan ile belli bilinen hakk’ı inadından nefsi emaresinin vehimi ile inkar edip örten gizleyenden bahsedilmektedir.

“Mâ ekfereh” (Ne inkârcıdır!) ifadesinin bir nevi “müfâ’ale” babından türemesi, isyan ile nankörlüğün birbiriyle karşılıklı ve sürekli olduğuna işaret eder ki İbnü’l‑Arabî bu durumu nefsin Allah’a karşı takındığı sürekli bir muhalefet ve O’nun kudretini inkâr halidir.

Fusûs’ül-Hikem’in (“Âdem Fassı”) temellendirdiği a‘yân-ı sâbite öğretisine göre, her varlığın Allah’ın ilminde ezelî bir hakikati (ayn) vardır. İnsanın a‘yân-ı sâbitesinde iki temel istidat (kabiliyet) bulunur:

  1. Hayır istidadı: İman, şükür, itaat, tevhid.
  2. Şer istidadı: Küfür, nankörlük, isyan (a‘yân-ı sâbitesindeki şer istidadı).

Bu perspektiften âyetteki “kutile’l-insân” (kahrolası insan) ifadesi, nefs-i emmâre’nin (kötülüğü emreden nefsin) ezelî istidadı gereği tercih ettiği şer yolunu kendine layık görmesi ve böylece kendi ilâhî potansiyelini (kâmil insan) olma istidadını) âdeta “öldürmesi”dir. Bu eylem, ona bu ezelî seçiminden dolayı sitem eden (bir bakıma nefse kendi kendine sövdüren) ilâhî bir hitaptır.  

Aslında hakikat ehli insan kendi varlığında bulunan Hakk’ı ağyardan gizler ve bunu gizler. Nasıl “Hallac-ı Mansur” dan “Ene’l Hakk” Hakk benledir, benimledir sözü sadır olduysa, irfan ehli kendi varlığında idrak ettiği Hakk’ı, hakikati örter gizler. (M.D.)


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)