İçeriğe atla
Tekvîr 1Cüz 30 · Sayfa 586

Tekvîr Sûresi 1. Âyet

التكوير

Sohbete sor

İżâ-şşemsu kuvvirat

Güneş, dürüldüğü zaman,

Tekvîr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu ve diğer Sûrelerin, tefsirlerimizde çok geniş ifadeleri vardır, bunlar genelde zâhiri ifadelerdir. Ancak Âyet-i Kerîmelerin daha bir çok ifadeleri de vardır, bunlar ise “iş’âri” “işaret” tefsir yönleridir ve indî’dir geneli bağlamaz. Zâhiri üzere olan aslını bozmadan bunlardan da yararlanmak yerinde olur, kişi bunlardan da istifade edebiliyorsa ne âlâ aksi halde ilgilenmez okumaz bırakır gider kendinin bileceği iştir. Burada bahsedilen hâdise genelde kıyametin oluşumunda görülebilecek hususlardan-dır. Eğer bir kimse kıyametin kopmasından evvel dünyadan ayrılmış ise, o zaman bu ve benzeri Âyet-i Kerîmelerin hükmünün dışında kalmış olacaktır. O kişi için bu bir eksikliktir. İşte bu eksikliğin ve haksızlığın giderilmesi kişinin bu ve benzeri Âyet-i Kerîmeleri kendi bünyesinde, özelinde yaşaması, bu ve benzeri Âyet-i Kerîmelerden kendilerinin de istifade etmeleri demek olacaktır. Cenâb-ı Hakk cümlemize her hususta özel bir anlayış ve idrak nasib etsin İnşeallah.

Güneş genelde bildiğimiz güneştir. Ancak değişik mertebelerde değişik ifadelerle de kullanılır. Aynı zaman da güneş, Hakîkat-i ilâhîyyenin de ifâdesidir. İnsân’ın şahsi kıyâmeti geldiğinde yani ölüm geldiğinde yani “rûh boğaza geldiğinde tövbe kapıları kapatılır” denildiği halde Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın ilâhî zâti zâhir tecellisi genelde kesilme-mektedir.

Güneşin insan da ifâde ettiği ilâhî tecelli süresi ömrünün sonu itibariyle dolmuş ve kesilmiştir, bu aşamadan sonra kişi istese dahi tevhid ilimlerinden kendini tanıması yönünden herhangi bir şey alması mümkün değildir. Çünkü İlâh-î tecelli kendisi için “dürülüp bükülmüş” sona gelmiştir. Bu tecellinin devamı dünyada ki idrak ve anlayışı itibariyle mahşerde ve mahşer sonrası ebedi olarak devam edecektir. Ancak bazılarında “Mudil” ismi ağırlıklı, bazılarında ise, “Hâdî” ismi ağırlıklı olacaktır. Burada ise bu isimler birliktedir. Dileyen dalâlete dileyen hidâyete yürüyebilmektedirler.

Kişilerin iç bünyelerinde kendilerine ait sırası ile değer yargıları itibariyle, güneşi, ayı, yıldızı vardır, bunlardan biri şu veya bu şekilde ortadan kalkınca onlarda “dürülüp bükülmüş” olurlar, Cenâb-ı Hakk bizleri kendi İlâh-î güneşinin çevresinden ayırmasın.


وَإِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْ

( Ve izen nucûmun kederet. )

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)