İçeriğe atla
Tekvîr 22Cüz 30 · Sayfa 586

Tekvîr Sûresi 22. Âyet

التكوير

Sohbete sor

Vemâ sâhibukum bimecnûn(in)

(Ey Kureyşliler!) Sizin arkadaşınız (Muhammed) bir deli değildir.

Tekvîr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Mecnûn: Lügat mânâsı:

1. Deli. Çılgın.

2. İnsanlara çok hususta uymayan.

3. Birini çok fazla sevip aklını kaçıran. Âşık.

Cünûn: Lügat mânâsı:

1. Delilik, cinnet. Delirmek.

2. Çok olmak.

3. Otun uzaması. Olarak belirtilmektedir.


O günün insanları genelde, “Mudil” isminin ahlâk ve yaşantısında olduklarından, yukarıda ki, m’anâların kendi bünyelerinde olduğundan, ancak bunları kendilerine yakıştıramayıp, karşı tarafın halleri imiş gibi görüp böyle

kabul etmekte “Mudil” isminin onları böylece de delâlete düşürüp akıllarını bu yönde kullanmaların sağlayıp aslında kendilerini “mecnûn” durumuna düşürmüştür.

Açıktır ki, Muhammed (s.a.v.) mi kabul etmemek mecnûn’luğun ta kendisidir. Peygamber efendimiz her şeyde ve her şeye, ayna olduğu için onlar kendilerinde olan bu zemmedilmiş-kötü görülmüş sıfatlarını, kendilerinde kıyasen, Peygamberimize vasıf olarak atmak istemişlerdir.

İşte bu yüzden sizin sahibiniz-arkadaşınız mecnûn değildir. Mecnûn olan onlardır. Üzülmenize gerek yoktur, denmiştir.

Aynı hadise nefsimizde de olmaktadır, tevhîd-i çalışmalara başlayan aklımız ve gönlümüze, nefs-i emmâre aynı sözü söylemeğe başlar. Daha evvelce söylemiyor idi, çünkü bizde nefsimizle aynı hâlde idik, ne zaman ki, nefsimizin istek ve arzularını kontrol etmeye ve eski âdetlerini terk etmeye başladık, işte bizde nefsimizin indinde başlarda “mecnûn” damgasını yedik demektir. İşte aslında biz daha evvelden nefsimiz ile birlikte tam bir dünya mecnnû nu imişik’te farkında bile değilmişik.

İşte bu dünya mecnûnluğundan bizleri kurtan Muham-med (s.a.v.) Efendimizi mecnûn görenlerin kendileri mecnûn idiler. Halende öyledir.


وَلَقَدْ رَاهُ بِالْأُفُقِ الْمُبِينِ

(Ve lekad reâhu bil ufukıl mubîn. )

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)