Kellâ bel tukeżżibûne bi-ddîn(i)
Hayır, hayır! Siz hesap ve cezayı yalanlıyorsunuz.
Hayır hayır, siz cezayı yalanlıyorsunuz.
Bu ayet, insanların ahiret inancını ve hesap gününü inkâr etmelerini eleştirmektedir. Temel olarak 'yalanlama' ve 'din' kavramları üzerinden, ilahi adaletin reddedilmesinin derin anlamını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kezb (كذب) kelimesi, bir şeyin hakikatine aykırı söz söylemek veya fiilde bulunmaktır. Ayetteki 'tükezzibûn' ifadesi, sadece sözle yalanlamak değil, aynı zamanda ahiret inancını fiilen reddetmek, yani onun varlığını inkâr etmek ve gereğince amel etmemek anlamını taşır. (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân, s. 427)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Buradaki 'tükezzibûn' ifadesi, 'tekzîb bi'd-dîn' yani 'dini yalanlamak' demektir. Bu, ahiret gününün ve orada gerçekleşecek hesabın varlığını inkâr etmek, onu gerçek dışı saymaktır. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 297)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'tekzîb' (yalanlama) kavramı, sadece bir sözün doğru olmadığını iddia etmekten öte, bir hakikati, özellikle de Allah'ın ayetlerini, peygamberlerin getirdiği mesajı ve ahiret gününü reddetme, ona karşı çıkma anlamında kullanılır. Bu ayetteki 'tükezzibûn', ahiret gününün ve onun getirdiği sorumlulukların inkârını ifade eder. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 125)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Din kelimesi Kur'an'da farklı anlamlarda kullanılır. Bu ayetteki 'bi'd-dîn' ifadesi, 'hesap günü' veya 'ceza günü' anlamındadır. Yani insanlar, ahiret gününü ve orada amellerinin karşılığını görecekleri gerçeğini yalanlamaktadırlar. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 518)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Din (دين) kelimesi, itaat, ceza, hesap ve şeriat gibi anlamlara gelir. Bu ayetteki 'bi'd-dîn' ifadesi, özellikle 'ceza ve hesap günü' anlamını taşır. İnsanların yalanladığı şey, amellerinin karşılığını görecekleri ahiret günüdür. (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân, s. 310)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Din kelimesi, 'el-cezâ' (karşılık, ceza) ve 'el-hesâb' (hesap) anlamlarına gelir. İnfitâr Suresi'ndeki 'bi'd-dîn' ifadesi, kıyamet gününde insanların amellerinin karşılığını görecekleri hesap gününü kasteder. Bu, onların bu günü inkâr etmeleri anlamına gelir. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 2, s. 562)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'din' kavramı, sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda 'hesap günü' ve 'ilahi yargı' anlamlarını da içerir. Bu ayetteki 'bi'd-dîn', özellikle ahiret günündeki ilahi muhasebe ve ceza/mükafat sistemini ifade eder. İnsanların bunu yalanlaması, bu ilahi düzeni reddetmeleridir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 165)
Namaz Sûreleri (Cilt 1)
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~82.9~
كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدّٖينِ~ ~ ~
(82/9) - Kellâ bel tukezzibûne bid dîn.
(82/9) - Hayır, hayır! Siz hesap ve cezayı yalanlıyorsunuz.
-------------------
Hayır hayır, seni bu dini yalanlamaya ne sevketti? Niye sen, Cenâb-ı Hakk bu kadar ikramda bulunmuşken, yuka-rıdaki hâdiselerde birgün başına geleceğinden, bunlardan, gaflette kalıp ta, niye dinden uzaklaşıyorsun? Kişinin dinin den uzaklaşması demek, kendinden uzaklaşması demek-tir, özünden uzaklaşması Rabbından uzaklaşması demek-tir. Bu hakîkatten uzaklaşmaya, seni kim sevkediyor,? Hangi güç seni alabiliyor bu kadar ikramın dışına çıkarta-biliyor? diye ihtarda bulunuyor. İşte herbirerlerimizde bunları düşünürsek, neyin bize mani olduğunu, hangi şeyin üzerimizde tesirli olduğunu kolayca anlayabiliriz.
Özeleştiri yaptığımız da. İkindiyi kılacağımız zaman, işyerinde olabiliriz. Mani olabilir, bu makul bir manidir. Ama akşam eve geldiğimiz zaman, yatsıda evde olduğumuz zaman, bizi yatsı namazını kılmaktan ne mani oluyorsa, işte bu âyet onun hükmü altına girmekte, yâni o bu âyetin hükmü kapsamı ikazı içerisine girmektedir. Sabah kalktığımız zaman işe gitmezden evvel, varsa beş dakika vaktimiz, bu dört rekat namazı kılmamıza ne mani oluyorsa, yemek içmek mi? Giyinmek mi? Onun muhab-betinin üstüne ne çıkıyorsa, ona mani oluyor demek ki. İşte onu biz tespit edebiliriz, ama açık yüreklilikle nefsimize kaydırmadan nefsimizi öne çıkartmadan. Gerçekçi olarak.