İçeriğe atla
İnşikâk 15Cüz 30 · Sayfa 589

İnşikâk Sûresi 15. Âyet

الإنشقاق

Sohbete sor

Belâ inne rabbehu kâne bihi basîrâ(n)

Hayır! Sandığı gibi değil! Şüphesiz Rabbi onu görüyordu.

İnşikâk Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Hayır Rabbi onu görmekte idi.“ (84/15)


Rabbi onu her an onun ile olmak ile görüyor-du. Bu kişi de her an şah damarından yakın olan rabbi ile beraber-di ama gafletinden, perdelerinden, hayal, zan ve vehminden farkında değil-di…

Sûre ve âyet sayısal değerinin toplamında (84+15=99) Esmâ’ül Hüsnâ sayısal değeri göze çarpmaktadır. Cenâb-ı Hakk’ın İlâhi sayı sisteminin ne kadar muhteşem işlediğinin göstergesidir.

Her bir Esmâ’ül Hüsna Rabb konumundadır. Bu mertebesini kapsayan cem ismi Rabb’dır. Her ne kadar Basîr ismi Esmâ’ül Hüsna’dan olsa da görme sıfâtıdır. Ve Rabbi Hass konumunda olan Esmâ’ül Hüsnanın özelliklerinden biridir.

Peki bu 99 oluşturan, zâhir-bâtın veya  isim, sıfât, zât-i isimler içinde Rabb niye yok? Olması lazım değil miydi? İşte bu şekilde 99 Esmâ-i İlâhiyenin içinde olsa idi. Sadece tek başına müstakil bir Esmâ olacak, tüm Esmâ-i İlâhiyye içten ve dıştan ihata edemiyecekti.  Burası aynı zamanda Küll-i Nefs mertebesidir. Zât-i sıfâtlarda da “kıyâm bi nefsihi” ile Allah nefsi ile kaimdir. Nefs bir şeyin hakîkati ve öz varlığıdır. Zât bizatihi bu Rububiyyet mertebesi ile kaimdir.  Ef’âl-i, esmâ-i, sıfât-i, zât-i isimler Rabb-Rububiyyet mertebesinin özlerinde bulunmaları ile kaimdirler. Bir bakıma da Esmâ-i İlâhiyenin, bu eşyanın hakîkati olan, Nûr-u Muhammedi - Nûr-u İlâhi ile ayakta olmasıdır. Burası mutlak tenzih mertebesi olduğu için, mutlak zâttır ve kayıt altına alınamaz.

Fusüs’ul hikemde geçen Rabb-i Has konusu, bireysel kimliklerde oluşan Rablerdir. Evet, Rabb tektir. Bu Rabb’ul Erbab olan Rabblerin Rabbi olan Allah (c.c.) dir. Kûrân’-ı Kerim’de farklı farklı ilâhlar mı hayırlıdır? Yoksa tek olan Rabb’ul Erbab mı? Diye bizlere sorulmaktadır. Rabblerin terbiyecisi olan âlemlerde ve TEVHİD-İ ESMÂ ve RUBUBİYYET mertebesini oluşturan Zât-i Alâ Celle ve TEKADDES hazretlerinin NEFSİ, KÜLLÜ NEFİS tektir. 9 sayısının da ki tüm çarpımlarında ki öz sayı 9 olması sebebiyle, sayısal değerde farklılıklar yani bireysel kimliklerin farklı görüntüsünün altında bu hakîkat yatmaktadır. Farklı farklı görünen 9 lar yani birimsel nefsler biz Rabbiz, biz Rabbiz diye bağırmaktadırlar. Fark âleminden bakıldığında doğrudur. İşin hakîkati olan 9 durun durun sizin temeliniz kaynağınız özünüz benim, size şimdilik bu görev verilse de zaruri ölüm hâli vaki olduğu zaman ayrı ayrı zannettiğiniz birimsel kimliklerinizin tek bir kimlik olduğu ortaya çıkacaktır. Tabi göre ne! Köre ne! Ya rabbi diyecek ben dünyada kör değildim, beni niye kör haşrettin. Kördün de haberin yoktu!!! Rabb’ul âlemin, mahşerde ben sizin Rabbiniz değil miyim? Dediği zaman Arifler her seferinde evet diyecekler, müşahadesi olmayanlar Hayâl-i Rabbi ile yaşayanlar, Rabb-i Hassını Rabb’ul Âlemin kabul edenler hayır diyecekler. Ahiretini burada yaşayanlar her daim evet sen bizim Rabbimizsin demektedirler. Zaten, Ondan başka görecek bir şeyleri kalmamış, ne de buna güç ve takatleri kalmıştır. Fena hâli içinde tam bir mahv ve yokluk ile üzerlerine Beka elbisesi giydirilmiş, ya da giydirilmeyi beklemektedirler. Ne mutlu Hakk ile Hakk olduğunu idrak edip, beş’eriyetiyle Uluhiyyete yönelip bir edenlere...[38]

Ehlullahtan birisine sormuşlar ALLAH'ı görmek mümkün mü? Diye o da cevap vermiş ALLAH'ı görmemek mümkün mü? Diye.

Bu kimselerin bakışlarında berzaha âit sûretlerin çokluğu ve kendilerinin vehmî benlikleri kalıcıdır. Çünkü bunlar bu âlemde a'mâ idi, orada da a'mâ olurlar. Nitekim âyet-i kerîmede buyrulur: “Ve men kâne fî hâzihî a’mâ fe hüve fîl âhıreti a’mâ” (İsrâ, 17/72) Ya’nî "Bu dünyevî hayâtta a'mâ olan kimse, ahirette de a'mâdır."


فَلَا أُقْسِمُ بِالشَّفَقِ {الإنشقاق/16}

“Felâ uksimu bi-şşefak“