İçeriğe atla
İnşikâk 16Cüz 30 · Sayfa 589

İnşikâk Sûresi 16. Âyet

الإنشقاق

Sohbete sor

Felâ uksimu bi-şşefak(i)

Yemin ederim şafağa,

İnşikâk Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Şimdi, yemin ederim o şafağa,“ (84/16)


Peygamber Efendimiz:

= her kim Kıyamet gününe gözü görüyor gibi bakmak arzu ederse, (81)[39] İzeşşemsü küvviret[40], (82)[41] izessemâünfetaret, (84) izessemâünşakkat, Sûrelerini okusun. Buyurmuştur.

Kıyâmet sûresi ilk âyeti de لَا أُقْسِمُ “Lâ uksimu” ile başlamaktadır.

(81+82+84=247=2+4+7=13)

(8+1=9) (8+2=10) (8+4=12) (9+10+12=31)

13 ve 31 sayıları اَلْ “El” ve لَا “Lâ” ya işaret etmektedir.

أُقْسِمُ Kasem-yemin ederim, kim kasem-yemin eder. “Ben” Kasem ederim. Burada “Elif” ile Ahadiyete dönük yönü olmak ile beraber, okuyucuya da dönük yönü vardır. Kıyâmete imandan yakîn bir biliş ile ikan yani kesin bir bilgi ile “Elif” 12 zâhir ve bir bâtın noktalı 13 ile kasem-yemin ederim. Esmâ mertebesinden müşahade ile oluşan bu hâl Resülûllah (s.a.v.) in Rabbi hassı ile Allah esmâsı ile ve diğer müşahade ehli için kendi Rabbi hassı olan Esmâları iledir. Ama bu dünya hayatında kıyâmetlerini koparamayan ehl-i gaflet için bu olay gelecek zaman da olduğunu düşündüğü için لَا أُقْسِمُ “Lâ uksimu” Yemin edilecek bir durum yok (Kıyâmet günü için) hükmündedir. Ama ehli irfan için لَا أُقْسِمُ “Lâ uksimu” Lâ ya yani “Lâm Elif” Ulûhiyyet ve Ahadiyyet mertebelerine yemin hükmündedir. Resülûllah (s.a.v.) efendimizin Cenâb-ı Hakkın A’maiyyet mertebesini tarif ederken, altında ve üstünde hava olmayan bir yerdeydi diye tarif ettiğini duyan Hazret-i Ali Efendimiz elan yani şimdide öyledir buyurmuştur.

بِيَوْمِ “bi yevm” Gün ile, öncelikle “bi yevm” sayısal değerlerine bakıcak olursak; “Be-2”, “Ye-10”, “Vav-6”, “Mim-40” dır. (2+10+6+40=58) dir. (5) Beş Hazret Mertebesi ve (8) Sekiz Cennet’tir. (5+8=13) dür. (13) Hazret-i Muhammed’in şifre rakamıdır.

Bu kasem-yemin ediş kıyamet günü’ne بِ “bi-ile” bizatihi kıyâmet günü ile olmakta ve başta bulunan (لَا) ”lâ” ile olmamakta-olmaktadır. “Lâ” nın farkına varıp, hayâl ve vehim den geçip, bu mükevvenat âleminin hakkın hayâlinden başka bir şey olmadığını anlayan irfan ehli kıyâmetlerini taa! Başından koparmıştır. İşte bu da بِ (Bi-Be) olan risâlet mertebesinin veya bu mertebenin varisi olan bu mertebenin vekili-varisinin elini tutmakla olur. Diğer gaflet ehli ise (لَا) “La” Yokluk hayâl perdesinden daha geçememiş olduklarından kıyâmet gününe yemin edecekleri halleri yoktur, kendileri ortada yoktur ki, yok olan neye yemin edebilecektir.[42]

(شفق) i. (Ar. şefak “güneş batınca ufukta beliren kızıllık”)

1. Güneş doğmadan önce ufukta görülen aydınlık: Müslüman gününün başlangıcını şafağın parıltıları ve nihâyetini akşamın ziyâları tâyin ederdi (Ahmet Hâşim). Sizlersiniz bu ânı ışıklarla Türk eden / Eksilmesin şu mutlu şafaklar bu ülkeden (Yahyâ Kemal). Şafak zamânı batıdan geçen martıların kanatları nasıl ışık ve pembelik içinde kalırsa biz de öyle pembelere bürünmüş ışıktan adamlara döndük (Refik H. Karay).

2. Güneş battıktan sonra ufukta kalan kızıllık [Kelimenin Arapça’daki asıl mânâsı bu ise de dilimizde çok az kullanılmıştır]: Cânâ şafakta sanma tulû etti mâh-ı nev / Yaktı cihânı aşkın odu çıktı bir alev (Bâkî).

فَلَا “Felâ” hayır

أُقْسِمُ “uksimu” and içerim

بِالشَّفَقِbi-şşefak” ”akşamın alaca karanlığına” (akşamın alacakaranlığı ile) Bu âyet üzerinde çalışmadan birkaç gün önce videodan izlediğim programda “Ahmed” isimli program konuğu “DÂRÜŞŞAFAKA” da 31 Mayıs 2020 tarihinde olacak imtihan tarihine sık sık dikkat çekiyordu. Anası, babası olmayan yetim ve öksüz çocuklara haber verilmesi isteniyordu.

(ﺩﺍﺭ ﺍﻟﺸﻔﻘﻪ) i. (Ar. dār “ev”, harf-i târif el- ve şefeḳa “şefkat” ile dāru’ş-şefeḳa) “Şefkat ve merhamet evi” demektir.

Ayrıca burada Şafak-Ahmed’e değil “Bi” yani birliktelik ifadesi ile Şafak-Ahmed ile birlikte yapılan-yapılamayan bir yemin vardır. “Eş-Şafak” Lâm-ı tarif Şemsidir. “Eş” yani bir şeyin eşi dengi veya onun ile birlikte olan Nefsi küllüdür. Şafak-Ahmed’in zuhur mahalli Muhammed (s.a.v.) dir. Yani “Şafak-Ahmed-Muhammed” ile yemin eden olayı aktaran Ahadiyyet mertebesi zât-ı mukayyed yönü ile yemin etmekte, zât-ı mutlak yönü ile “Şafak” etmektedir. “Vema ersalnake rahmeten lil âlemin” Biz seni gönderdik yönüyle kasem etmekte, ama göndermedik yönü ile “Şafak-Merhamet” daha programda olduğu zuhura çıkamadığı için kasem edememektedir. Birlikte yemin edilecek “eş” zuhurda yoktur.

bi-şşafak” “Şafak”ın Ahmed olduğunun tasdiği keşfen anlaşıldıktan sonra, ilmi müşahadesi Mevlânâ hazretlerinin Mesnevi-i Şerifinde mevcut bulunmaktadır.

1517. Hak o kasemi Ahmed'in cismi üzerine sürdü. O şey ki, “kellâke ve'ş-şafak” buyurmuştur.

“Kasem”, “yemîn” demektir. “Kellâ”, “hakkan" mâ’nâsınadır; burada lafz-ı Kûr’ân’dan değil, lafz-ı Mesnevidendir. “Ve’ş-şefak”, “Şafağa yemîn ederim” demek olur. Bu beyt-i şerîfte sûre-i înşikâk’ta olan (înşikak, 84/16) ya’ni “Ben şafağa yemîn ederim” âyet-i kerîmesine işâret buyurulur. Ya’ni Hak Teâlâ, hakkan ki, o yemîni Hâtem-i enbiyâ Ahmed (a.s.v.) Efendimizin cismi üzerine sürdü ve teveccüh etti, o şey ki, “Şafağa yemîn ederim” buyurmuştur. Bu beytin yukarıya bağlantısı budur ki: Resûl-i Ekrem hazretlerinin bi’seti kıyâmetin yaklaşmasına işârettir. Zîrâ, Hâtem-i enbiyâdır. Onların cism-i şeriflerinden sonra hakîkî bir peygamber olarak bu hayât-ı dünyeviyyede 1355 seneden beri hiçbir ferd zâhir olmadı ve bundan sonra zâhir olacağı da yoktur. Kıyâmet ise adl-i küllî-i İlâhînin zâhir olacağı bir devredir. Hâtem-i enbiyâ’nın şerîati ise, bu hayât-ı dünyâda tatbikine imkân görülen adâletin müntehâsını te’mîn eder. Onun hâricine çıkıldığı vakit, zulüm olur. Binâenaleyh şafağın vücûdu, güneşin vücûduna işâret olduğu gibi, Hâtem-i enbiyâ’nın eşrât-ı sâatten olan cism-i şerifi ve onun şerîati de, kıyâmetteki adl-i küllî-i İlâhîye işâret olur. Binâenaleyh Hak Teâlâ âlem-i şehâdette cism-i nebevî ile zâhir olan adl-i cüz’îye yemîn ederek, kıyâmette vâki’ olacak olan adl-i küllîye işâret buyurmuş olur; ve bu yemîn dahi zikr-i cüz’ ve irâde-i küll kabilinden mecâz olur.[43]

Efendimiz (s.a.v.), Şefkat ve merhamet yurdu olarak önce “Penc-i Ali Aba” olan ehli-i Beyti, Hazret-i Ali, Hazret-i Fatıma, Hazreti Hasan ve Hazret-i Hüseyin-i örter gizler. Daha sonrada bizler ümmeti, evladı olmamız dolayısıyla bu Şafak’ın (Şefkat ve Merhamet)’in altındayızdır.

Bir çalışma için İz-Efendi Babam tarafından istenen bu konu ile ilgili bölümünü buraya alıyoruz. Yalnız bu kısımlar o çalışma sayfaları fazla olduğundan yayına alınamamıştı.

19/53 ilave bölümümüzü Efendi Babamın Kâ’be şemasından esinlenerek bir şema ile bitirelim.

Bu şema 2012 yılında İz-Efendi Baba’mın Kâbe şeması çizimi esas alınarak, bazı müşahadeler ile çizilen şemalardan bir tanesidir. İz-Efendi Babam bunların ne mâ’nâya geldiğini yaz demişti. Bu şema 19/53 kitabına nasipmiş. Bu şema kitap ve son gelen resimde ki bağlantılar ile alakalı olduğu için buraya aldım. Gerçi burada ufak gözüküyor ama açıklamaya çalışalım.

Başta Nûr-u İlahi ve Nûru Muhammedi yazıyor. Uşşaki Tacı 14 dilimli ve Seccade sayısal değeri 14 idi… Bu da her mertebeyi içinde bulunduran Nûr-u Muhammediye tahsis edilen sayısal değer idi.

En dış köşeler bilindiği gibi Şeriat-Hz. Îbrâhim (a.s.), Tarikat Hz. Mûsâ (a.s.), Hakikat, Hz. Îsâ (a.s.) ve Marifet ise Hz. Muhammed (s.a.v.) temsil etmektedir.

Efendi Babamın remz etmesiyle 1 açmış ve 4 gonca gülün ne mâ’nâya geldiğini yazalım. Açmış gül, Resülullah efendimizi ve goncalar ehl-i beyti temsil etmektedir. Hiç birini bir birinden ayırmayız demektir. Mertebeler yerleştirilmeleri bir birinden üstündür, aşağıdır şeklinde anlaşılmasın böyle bir kıyas yapmak ne bizim, ne bir başkasının harcıdır. Üzerlerinde bulunan özelliklerin ağırlığı yönüyle yazılmıştır. Yoksa tüm mertebeler onlarda mevcuttur. Özlerinde Pergamber evladı, peygamberlerdir. Mühürsüz peygamberlerdir.

Şeriat-Hz. Hüseyin; Hz. Hüseyin ailenin küçüğü ve kerbala da şehit olması zahiri özelliği fazla olması yönünden buraya yerleştirilmiştir.

Tarikat-Hz. Hasan; Ehlibeyt’in büyük çocuğu olması ve batini yönü daha ağır olması ve yolumuz büyüğünün isminin de Hasan olduğu için bu köşeye yazılmıştır.

Hakikat-Hz. Fatıma, zahirde hanım olmak ile birlikte batında er yani recül idi. Hakikat mertebesinin köşesine konulmuştur.

Marifet-Hz. Ali için Resülullah efendimiz, Ali bendendir, ben Ali’denim ve benzeri sözler söylemiştir. Bundan dolayı ve ailenin reisi olduğu için bu köşeye de Hz. Ali’nin ismi yazılmıştır.

Efendi Babamın Kâbe çizimin de bağlantılardan 8 köşe oluşmaktadır. Bu küp olan Kâ’be-nin köşeleridir. Bu çizimde de merkeze alınarak. Kâ’be’-nin açılımı şema içinde yapılarak. Diğer köşelerde ki sayılarda sıralama ile yazılmıştır. En son 48 sayısına ulaşılmıştır. Küp 6 yöndür. (6x8=48) sayısını verir. 48 sayısı “Fetih sûresi”nin Kûr’ân’daki sırasıdır. İz-Efendi Baba’mız bilindiği gibi bu sûre ile alakalı kitabına (19) sayısını vermiştir. 1 ile başlanıp 48 ile bitmektedir. 1+4+8= 13 Merkezde bulunan 13 sayısı dışa dizilmiştir. Şimdi 48 Kâ’be-nin 8 köşesi ve 6 yönü olan (19) İnsân-ı Kâmil’in 13 olan merkezi yani Hakk yönü, Halk yönü ile dışta görülmektedir. Kim ne yönden bakar ise, o şekilde görmektedir. 48 Fetih sûresinde bulunan biat âyeti ile Abdiyet, Risâlet ve Uluhiyyet mertebelerine yapılan biat bu şemada bulunmaktadır.

Şeklin dış tarafında bulunan toprak rengi, Gönül Kâ’be-sinin toprak-hikmet olan beden yönüdür. Yeşil olan iç kısımları ise batınını remz etmektedir (Şema çizilirken yeşil renk daha koyu kullanılacaktı sayılar gözükmediği için daha açık bir renk seçilmiştir). Uşşaki tacı ve cübbesi de nefti yeşil renklidir. Mavi gök ve deniz rengidir. Bünyesinde bulunan Zât ve Hakîkat-i İlâhiyye deryası olan ruhunu simgelemektedir.

Buraya kadar olan sayılar 256 dır. Eşyanın hakikat-ı Nûr’dur. Nûr eşyayı içten aydınlatmakta ve aynı zamanda İnsân-ı Kâmil de, taliplileri hem içten, hem dştan aydınlatmaktadır. Ben Allah’ın nurundanım, mü’minlerde benim nurumdandır. (Hadis-i Şerif)

253-254-255-256 Şeriat-Tarikat-Hakikat-Marifet olan 4 yöne yazılmıştır. 254 (8) adettir. 8 yolumuzun şifresi ve 53 tür. Kısaca bunlar, 253 kitap içinde hesaplamaları mevcuttur. İnsân-ı Kâmil in sayısal değeridir. 254 türkçe Bayram kelimesinin sayısal değeridir. Bakara 2-255 âyeti, Âyet’el Kürsidir. Nûr olan İnsân-ı Kâmil’in Şeriat, Tarikat, Hakîkat, Marifet mertebelerinden zahir, bâtın ve Şükür ve Kurban Bayramlarını Kûr’ân ve Gönül (Âyet’el Kürsi) olarak Allah esmasında cem etmiş bunları cübbe ve tac olarak giymiş, bu hali nûr olarak yansıtan kimsedir.

Aslında bu kare de, iç merkez çizimlerde kare olsaydı toplam 312 kare olacaktır. Dış 48 nokta ile toplanırsa 360 yapar. 360 ise bilindiği gibi bir dairenin toplam açısıdır. Seyr-i sülük daireside Kâ’be-i Kavseyn denilen iki dairenin birleşiminden oluşmaktadır. Yolumuz saliki-dervişi daha önce yazıldığı gibi 3X12= 36 ders ile İlm-i, Ayn-i ve Hakk-ı Yâkinlik ile bu yoldan geçmektedir. Söylenildiği gibi bunların en az 10 hakîkatını bünyesinde yaşar. Bu da 36x10= 360 dır. 360 derece açı birimidir. Resimde gelen ilk kelime neydi. İhtiyaçın, İlet 28 mertebenin yakınlığına ve 360 derecelik açısına Nûr-u Muhammedi ve Necdet Babamız… Dışta bulunan 4 tane köşede dönüş tecellileri olan Tevhid-i Zât, Tevhid-i Sıfât, Tevhid-i Esmâ, Tevhid-i Ef’âl dir. 360 derece ile âlemler, Kâ’be içindedir. Ne varsa âlemde, o var Âdemde dendiği gibi, İnsân-ı Kâmil’in gönlü Cenâb-ı Hakk’ın hüviyetidir.

Merkez Sekizgen içinde bulunan, iki tane birbirini kesen üçgen köşeli şekil, Kûr’ân okunan rahle, Sekizgen elmas pırlanta yüzük taşıdır. Nefsinde Kûr’ân olan 53, elmas yani selâmın zâhir ve bâtınıdır. Rahlenin toprak rengi de ilm-i ledün ve zâhiri hikmet batını da güçtür.

Daha içte bulunan daire gri renk ile çevrelenmiştir. İnsân-ı Kâmil’in zâhir bir insan gibi görünmesidir. En dışta bulunan siyah renk nefsinden cahil olması ve 8 ile de Tevhid-i Ef’âl sahasına yani zâhir âleme bu hâl ile dönüşüdür. Bunları kesen sekizgen yıldız, İlâhiyat yıldızı ve üstünde ki 9 ile Tevhid-i Esmâ yani tarikat kisvesi altında bulunmasıdır. Sekizgen yıldızın dışı sütlü kahvedir. Kahve, cübbe etrafına sarılan kemerdir. Kemer, Kamer (Ay) olarak düşünülürse, bu kemerin içinde bulunan kırmızı tac remzi ile Allah’tan aldığı ilim nûrunu taliplilere yansıtmasıdır. Bir içteki kırmızı güneş, İlâhiyat güneşinin resmidir. Üzerinde bulunan üç sayısı ise Allah, Rahmân, Rahîm olan kaynak esmâlardır. Tam merkezde ise Âyet’el Kürsi Arapça olarak yazılmıştır.

İşin ilginç tarafı bu şemanın çizildiği 2012 senesinde tarikat kıyafetlerinin rengi, şekilleri ve ne mâ’nâya geldiği hakkında tam bir bilgimiz yoktu. Sadece bu şeklin bir aba ve merkezinde bir taca benzediğini fark etmiştik. Heza min fazli Rabbihi…


وَاللَّيْلِ وَمَا وَسَقَ {الإنشقاق/17}

“Velleyli vemâ vesak “

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)