İçeriğe atla
İnşikâk 23Cüz 30 · Sayfa 589

İnşikâk Sûresi 23. Âyet

الإنشقاق

Sohbete sor

Va(A)llâhu a'lemu bimâ yû'ûn(e)

Halbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.

İnşikâk Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Oysa Allah içlerinde sakladıklarını biliyor.“ (84/23)


Burada Allah lafza-i celâli yani mertebesinin her hakkını veren Uluhiyyet mertebesinin ismini veren ve bir sonraki âyete gönderme yapılarak anlatan ve haber veren Ahadiyyet mertebesi haber verilen mertebe ise Risâlet mertebesidir.

Ne haber verilmektedir, Ahadiyyet mertebesi, Risâlet mertebesine Uluhiyyet mertebesi (Allah c.c)’nin kürf edip gizleyenlerin içlerinde ne gizlediğini (sır) biliyor diye haber vermektedir. İki kişinin bildiği sır olmaktan çıkmış denmektedir. Burada da Ahadiyyet mertebesi, Risâlet mertebesine bak bak bu küfredenler ne sakladıklarını Uluhiyyet biliyor, diyor. Ne güzel Rabb’ül âlemimiz var. Ama bu verdikodusu olan dedikodur. Hemde uyarı mahiyetinde olduğu için dedikodu da olmaz… Aslında açıkça yazılmasa da Allah (c.c.) nun bunu nasıl bildiği devamında gelmektedir.

“a’lemu bimâ yû’ûn” a’lemu bimâ, şey ile biliyor. Peki hangi şey ile ilmektedir. yû’ûn sinelerinde özlerinde sakladıkları şey ile biliyor. “Bi” birlikteliktir, o zaman, O gizlenen hâl ile birliktedir. Allah (c.c) Uluhiyyet mertebesi değil miydi? Her mertebenin hakkını vermekteydi. Her mertebenin talep ettiğini ifaza eden, onun sinesinde, içinde ne olduğunu bunu niye talep ettiğini bilmez mi? Kim neden örtüp, gizliyor, inadından mı? Gafletinden mi? Arifliğinden mi? Hakkı, hakîkati örtüp gizliyor. Haliyle, Risâlet mertebesi, Hakîkat-i İlâhiyye güneşini yansıtan Nûr-u Muhammedi Kameridir, kendine ne yansıdığını O da bilir…

Resülullâh Efendimiz münafıkların namazın katılmadığı ve sahabeden Hz. Huzefye’ye bu kişileri bildirdiği aktarılmaktadır.

Zeyd b. Vehb el-Cühenî anlatıyor: “Münafıklardan biri öldü, Hz. Huzeyfe cenaze namazına katılmadı. Bunun üzerine Ömer, ‘Bu da onlardan mıdır?’ diye sorunca Hz. Huzeyfe “Evet” diye cevap verdi. Bu defa  Ömer: ‘Allah aşkına ben de onlardan mıyım?’ diye sormaya başladı. O ‘hayır!’ dedi ve ekledi, ‘Yemin olsun senden sonra artık bunları hiç kimseye anlatmam’” (bk. İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 8/637; Ebu Bekir el-Hallal, e’s-sünne, babu munakehati’l-Murhile; İbn Hacer a.g.y; Kenzu’l-ummal, a.g.y).


فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ {الإنشقاق/24}

“Febeşşirhum bi’ażâbin elîm“