İçeriğe atla
İnşikâk 7Cüz 30 · Sayfa 589

İnşikâk Sûresi 7. Âyet

الإنشقاق

Sohbete sor

Fe-emmâ men ûtiye kitâbehu biyemînih(i)

Kime kitabı sağından verilirse,

İnşikâk Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Kime kitabı sağından verilirse,“ (84/7)


Fe” artık, o zaman, bu zaman hangi “men” kimlik bunun farkında ise O’nun kitabı “Hu kitabı” sağ tarafından yani sağ tarafından Akl-ı küll tarafından nefsi küllüne yani üretkenliğine verilmektir. Ve bu kitab bu dünya hayatında ilmi olarak yazıldığı gibi, ahrette ayni olarak karşısına çıkacaktır.

Yemin, Nasıl ki Cenâbı Hakk Mûsâ (a.s) sağ tarafından seslenmiştir.


فَلَمَّا أَتَاهَا نُودِي مِن شَاطِئِ الْوَادِي الْأَيْمَنِ فِي الْبُقْعَةِ الْمُبَارَكَةِ مِنَ الشَّجَرَةِ أَن يَا مُوسَى إِنِّي أَنَا اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ {القصص/30}

(Fe lemmâ etâhâ nûdiye min şâtııl vâdil eymeni fîl buk’atil mubâreketi mineş şecerati en yâ mûsâ innî enallâhu rabbul âlemîn.)

(28/30) “Böylece oraya geldiği zaman vadinin sağ tarafından, mübarek yerdeki ağaçtan nida edildi: "Ey Mûsâ! Muhakkak ki Ben, âlemlerin Rabbi Allah'ım."


Burası dıştan fiili bir tecelli ile olan hakikâti Mûseviyye’nin yani Mûsâ (a.s.)’a peygamberliğin indirilmeye başladığı ilk yerdir.

Her birerlerimizde bu hâdisenin oluşması bu hakikâtlerin idrâk edilmesine bağlıdır, tabî ki Mûsâ (a.s.) gibi bize de ağaçtan bir nida gelecek değildir ancak kendi bireysel hakikâtimizde bunun açılması gerekmektedir. Mübarek yerdeki ağaçtan murat âlem ağacıdır. Cenâb-ı Hakk (c.c) âlemin her bir yerinden bizlere seslenebilir, tabî herkese kendi bulunduğu mertebesinden seslenir, Mûsâ (a.s.)’a seslendiği mertebede “kelimullah” mertebesidir. Kelâm ise kulağa hitâp etmektedir yani bu mertebe göze hitâp eden görüş mertebesi değildir. Bizlerde hakîkati ilâhîyyeyi kendi varlıklarımızda duymaya başladığımız zaman Mûsâ (a.s.)’a olan tecelli bizlere de bu tecelli bulunduğumuz yere göre daha yüksek bir taraftan yani sağ taraftan olmaktadır.

Ağaç hükmünde olan bireysel varlığımızdan Cenâb-ı Hakk (c.c) bize seslenmekte ve bu ağacın yandığı yer ise gönül âleminin ışımasıdır. Gönül âlemimizden gelen bu ışığa doğru gidersek bu ışık bize yolumuzu gösteriyor ve bu sözleri de duyabiliriz.

“inni” ve “enallahu” olarak iki defa vurgu yapılması, birisi batıni mâ’nâda ahadiyyet mertebesi olarak “inni” ifâdesidir, “ennallahu” ise uluhiyyet mertebesinden olan ifâdedir.[34]


Resülullah (s.a.v) Efendimiz , “Nefesi Rahmaninin kokusunu Yemen Canibinden duyuyorum”. Yani Rahmaniyetin Hu olarak tenfis edildiği sağ taraf-aklı küll tarafından alıyorum buyurmuştur.

Rububiyet ve Rahmaniyet mertebesinden ifade edilen bu hakikatler ile irfan ehli “Hu” olan kitaplarını bu dünya hayatında alıp ölmeden evvel ölmenin hazzını yaşayıp Hu ile “Huu” olmaktadırlar.

Bu işi anlamayan zâhir ehlide zikir ehlini tenkid edip “Huu”cular diye yafta yapıştırmaktadırlar. Aslında bu bir tenkid değil, Cenâb-ı Hakk tarafından kendilerine yaptırılan bir tasdiktir. İnat ile gafletlerinden haberleri yoktur.


فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا {الإنشقاق/8}

“Fe sevfe yuhâsebu hısâben yesîrâ.“

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)