İnne batşe rabbike leşedîd(un)
Şüphesiz, Rabbinin yakalaması çok çetindir.
Kuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir.
Bu ayet, Allah'ın kudretini ve cezalandırma gücünü vurgulamaktadır. 'Batş' kelimesi, Rabbinin yakalamasının şiddetini ve kaçınılmazlığını ifade ederken, 'şedîd' bu yakalamanın niteliğini pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'batş' kelimesini 'kuvvetle yakalamak, şiddetle tutmak' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, Rabbinin günahkarları cezalandırmak için kullandığı şiddetli ve kaçınılmaz gücü ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'batş'ı 'azap' ve 'intikam' anlamında kullanır. Burûc Suresi'ndeki bu ayette, Allah'ın inkarcılara yönelik şiddetli azabını ve intikamını mecazi olarak 'yakalama' şeklinde tasvir ettiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'batş'ı Kur'an'da ilahi gücün ve cezalandırmanın bir tezahürü olarak inceler. Bu ayette, Allah'ın mutlak kudretinin ve günahkarları cezalandırma iradesinin bir göstergesi olarak 'amansız yakalama' anlamını taşıdığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'Rab' kelimesini 'terbiye eden, ıslah eden, sahip olan, efendi' olarak tanımlar. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın hem yaratıcı hem de hükmedici sıfatını vurgulayarak, O'nun cezalandırma gücünün mutlak ve meşru olduğunu belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Rab' kelimesinin 'malik, seyyid, mürebbi' gibi anlamlara geldiğini ifade eder. Bu ayette 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın kulları üzerindeki mutlak otoritesini ve bu otoritenin bir gereği olarak cezalandırma hakkını pekiştirir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'şedîd' kelimesini 'kuvvetli, çetin, şiddetli' olarak açıklar. Ayetteki 'le-şedîd' ifadesi, 'batş'ın yani Allah'ın yakalamasının niteliğini vurgulayarak, bu yakalamanın son derece güçlü ve kaçınılmaz olduğunu belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'şedîd' kelimesinin 'güçlü, sağlam, şiddetli' anlamlarını taşıdığını belirtir. Burûc Suresi'ndeki bu kullanım, Allah'ın cezalandırma gücünün hiçbir şekilde zayıf veya etkisiz olmadığını, aksine çok şiddetli ve kesin olduğunu ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'şedîd' kelimesinin Kur'an'da genellikle olumsuz bir bağlamda, azabın veya cezanın şiddetini belirtmek için kullanıldığını ifade eder. Bu ayette de 'batş'ın yani Allah'ın yakalamasının ne denli şiddetli ve amansız olduğunu pekiştirir.
Bürûc Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“İnne batşe rabbike leşedîd(un)” Kuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir. (85/12)
Muhakkkak “Ke” ifadesi ile senin Rabbin yani Efendimiz (s.a.v) in rabbi olan Allah’ın yakalaması şiddetlidir. Bizlere yani ümmetine dönük olan ifadesi rabb’ül âlemin olan Allah’ın yakalaması şiddetlidir. Verilen süre dolduğu zaman ne bir an öne alınır ne bir an geriye bırakılır ve nasıl suçlular sertçe yakalanır, kelepçelenir götürülür. Nefsin hevası ve vehimi içinde yaşanmışsa bunun da bir bedeli olacaktır.
Hud sûresinde benzer bir âyette;
إِنِّي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّهِ رَبِّي وَرَبِّكُم مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلاَّ هُوَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا إِنَّ رَبِّي عَلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ {هود/56}
“İnnî tevekkeltu ala(A)llâhi rabbî verabbikum mâ min dâbbetin illâ huve âhizun binâsiyetihâ inne rabbî ‘alâ sirâtin mustekîm(in)”
“İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.”
(بِنَاصِيَتِهَا) Nasiyesi ile birlikte ahz etmesin, Nasiye sözlük anlamı alındaki saç, perçem demektir. Saçın bittiği cepheye, alına, aynı zamanda başın ön kısmına da "nâsiye" denir. Ahz etmek; Cenâb-ı Hakk'ın kişiyi hatası ya da günahı sebebiyle kınaması veya cezalandırmasıdır… Yani yaptığı hatanın karşılığını görmesidir.
Şiddetle yakılanacağı yer alnı kişinin en kıymetli yeridir. Nasıl polisler suçluyu saçından tutup başını yere eğer götürürler, senin işlediğin suçtan ötürü kimseye bakacak yüzün yoktur derler. Rabb’ül erbab olan Allah’ın kişiyi alnındaki saçlarından tutması, saçlar esmâ-i ilahiyedir. Benim küllü varlığımdan sendeki birimsel varlığıma vermiş olduğum esmâ-i ilâhiyye yi nefsin istikâmetinde kullanırsın diye şiddetle tutup yakalayacak ve nefs istikametinde kullanılmasının hesabı verilecektir.