Yekûlu yâ leytenî kaddemtu lihayâtî
"Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım" der.
"Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der.
Fecr Suresi'nin 24. ayeti, kıyamet gününde pişmanlık duyan bir kişinin ahiretteki durumu için dünyada yeterli hazırlık yapmadığına dair derin bir üzüntüyü ifade eder. Ayet, 'keşke' dileğiyle başlayan bir özlemi ve gelecekteki hayat için yapılan eylemlerin önemini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir şeyin ifade edilmesi, dile getirilmesidir. Ayetteki 'yekûlü' (يقول) fiili, ahiretteki kişinin dünyadaki ihmallerinden dolayı duyduğu derin pişmanlığı ve bu pişmanlığı dile getirme eylemini vurgular. Bu, sadece bir söz değil, aynı zamanda bir iç hesaplaşmanın dışa vurumudur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu, 'kavl' kavramının Kur'an'da sadece konuşma eylemi değil, aynı zamanda bir inanç, bir tutum veya bir vaat anlamında da kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'yekûlü', kişinin geçmişteki eylemsizliğine dair bir itiraf ve gelecekteki akıbetine dair bir kabullenişin ifadesidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Leyte (ليت), Arapçada gerçekleşmesi imkansız veya çok zor olan bir şeyi arzu etmek için kullanılan bir edattır. Bu ayetteki 'leytenî' (ليتني), kişinin dünyada iken ahiret için hazırlık yapmamış olmasından duyduğu derin pişmanlığı ve bu durumu geri döndürme arzusunun imkansızlığını dile getirir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Leyte, temenni harflerindendir ve genellikle geçmişte kaçırılmış bir fırsatın veya gelecekte gerçekleşmesi arzu edilen ancak zor olan bir durumun ifadesinde kullanılır. Ayetteki kullanımı, kişinin artık geri dönüşü olmayan bir noktada, dünyadaki hayatını ahiret için değerlendirememiş olmanın verdiği acı pişmanlığı yansıtır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Kaddeme (قدم), bir şeyi öne geçirmek, önceden yapmak demektir. Ayetteki 'kaddemtü' (قدمت), kişinin dünyada iken ahiret hayatı için salih amellerde bulunması, hayır işlemesi ve bu amelleri gelecekteki hayatı için bir azık olarak önden göndermesi anlamındadır. Pişmanlık, bu eylemin yapılmamış olmasındandır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Kaddeme fiili, bir şeyi öne sürmek, takdim etmek manasına gelir. Kur'an bağlamında 'kaddemtü', kişinin dünyadaki hayatında ahiret için yaptığı hazırlıkları, gönderdiği amelleri ifade eder. Bu ayetteki kullanım, kişinin bu hazırlıkları yapmamış olmasından kaynaklanan derin bir özlemi ve pişmanlığı dile getirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kaddeme' fiilinin Kur'an'da genellikle ahiret için yapılan hazırlıklar, dünyada iken işlenen salih ameller bağlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'kaddemtü', kişinin dünyadaki ömrünü ahiret için bir yatırım olarak kullanma fırsatını kaçırmış olmasının verdiği pişmanlığı vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hayat (حياة), varoluş ve canlılık halidir. Ayetteki 'lihayâtî' (لحياتي), sadece dünya hayatını değil, özellikle ahiretteki ebedi hayatı kasteder. Kişi, dünyada iken ahiret hayatı için bir şeyler yapmadığına pişmanlık duyar, çünkü asıl ve kalıcı olan hayat odur.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hayat, varlığın devamlılığıdır. Kur'an'da 'hayat' kavramı hem dünya hayatı hem de ahiret hayatı için kullanılır. Bu ayetteki 'lihayâtî' ifadesi, dünya hayatının geçiciliğine karşılık ahiret hayatının kalıcılığını ve bu kalıcı hayat için yapılan hazırlıkların önemini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu, 'hayat' kavramının Kur'an'da iki ana anlamda kullanıldığını belirtir: geçici dünya hayatı ve ebedi ahiret hayatı. Bu ayetteki 'lihayâtî', kişinin asıl ve sonsuz olan ahiret hayatı için dünyada iken yeterli çabayı göstermemiş olmasından duyduğu derin pişmanlığı ifade eder.
Fecr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Ne kadar hüsrân dolu oluşum olacaktır, görüldüğü gibi.
فَيَوْمَئِذٍ لا يُعَذِّبُ عَذَابَهُ أَحَدٌ
(Fe yevmeizin lâ yuazzibu azâbehû ehad. )