Feyevme-iżin lâ yu'ażżibu ‘ażâbehu ehad(un)
Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
Artık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
Bu ayet, kıyamet gününde Allah'ın azabının eşsizliğini ve şiddetini vurgulamaktadır. 'Azap' kavramının tekrarı, bu azabın benzersizliğini ve insan idrakinin ötesinde olduğunu pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'yevm' kelimesinin genellikle güneşin doğuşundan batışına kadar olan süreyi ifade ettiğini belirtir. Ancak Kur'an'da bazen mutlak zaman dilimlerini, özellikle de kıyamet gününü ve ahiret hallerini anlatmak için kullanıldığını vurgular. Bu ayette 'yevmeizin' ifadesi, kıyamet gününe işaret ederek o günün dehşetini ve azabın şiddetini zamansal olarak konumlandırır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'yevm' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının sadece takvimsel bir günü değil, aynı zamanda belirli bir olayın veya dönemin başlangıcını ve sonunu işaret eden 'zaman dilimi' anlamını taşıdığını belirtir. 'Yevmeizin' ifadesi, kıyamet gününün benzersizliğini ve o gün yaşanacak olayların önemini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'azâb' kelimesinin kökeninin 'tatlı sudan mahrum bırakmak' anlamına geldiğini, dolayısıyla 'azap etmek' fiilinin bir şeyi engellemek, acı vermek ve sıkıntıya düşürmek olduğunu belirtir. Bu ayette 'yuazzibu' fiili, Allah'ın kıyamet gününde kullarına vereceği şiddetli cezayı ve acıyı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'azâb' kelimesinin mecazi olarak 'şiddetli ceza' anlamına geldiğini ve Kur'an'da bu anlamda sıkça kullanıldığını ifade eder. 'Yuazzibu' fiili, Allah'ın azabının benzersizliğini ve o gün kimsenin benzer bir azap veremeyeceğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'azâb'ın 'şiddetli ceza' anlamına geldiğini ve 'azâbehu' (O'nun azabı) ifadesinin, Allah'ın azabının diğer azaplardan farklı ve daha şiddetli olduğunu gösterdiğini belirtir. 'Yuazzibu' fiili, bu eşsiz ve şiddetli azabın failinin Allah olduğunu açıkça ortaya koyar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'azâb' kelimesinin 'şiddetli ceza' ve 'acı veren şey' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Azâbehu' ifadesi, bu azabın Allah'a ait olduğunu ve O'nun kudretinin bir tezahürü olduğunu vurgular, dolayısıyla eşsizliğini pekiştirir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'azâb' kelimesinin 'bir şeyi engellemek, alıkoymak' kökünden geldiğini ve bu bağlamda 'insanı rahatlıktan alıkoyan, acı veren şey' anlamına geldiğini ifade eder. 'Azâbehu' ifadesi, bu azabın Allah'a nispet edilmesiyle, onun şiddetinin ve benzersizliğinin altını çizer.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'azâb' kelimesinin Kur'an'da genellikle Allah'ın kullarına verdiği ceza anlamında kullanıldığını ve bu cezanın hem dünyevi hem de uhrevi olabileceğini belirtir. Bu ayette 'azâbehu' ifadesi, kıyamet günündeki uhrevi azabı ifade ederek, bu azabın Allah'a mahsus ve benzersiz olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ahad' kelimesinin 'tek, bir' anlamına geldiğini ve olumsuzluk edatıyla birlikte kullanıldığında 'hiç kimse' anlamını taşıdığını belirtir. Bu ayette 'lâ yuazzibu azâbehu ahadun' ifadesi, Allah'ın azabının eşsizliğini ve benzerinin olmadığını kesin bir dille ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ahad' kelimesinin nefy (olumsuzluk) bağlamında kullanıldığında, cinsin tamamını kapsayan bir genelleme ifade ettiğini belirtir. Bu ayette 'ahadun' kelimesi, Allah'ın azabının şiddetinde ve benzersizliğinde O'na denk olabilecek hiçbir varlığın olmadığını vurgular.
Fecr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Kişilerin vicdani azâbları kendilerine yeter ve bu azâbın en büyüğüdür, bundan daha büyük azâbta kimse yapamaz. “Kendi kendine yaptığın âdem, bir araya gelse yapamaz âlem” demişlerdir.
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُ أَحَدٌ
(Ve lâ yûsiku ve sâkahû ehad. )