İçeriğe atla
Tevbe 13Cüz 10 · Sayfa 188

Tevbe Sûresi 13. Âyet

التوبة

Sohbete sor

Elâ tukâtilûne kavmen nekeśû eymânehum vehemmû bi-iḣrâci-rrasûli vehum bedeûkum evvele merra(tin)(c) etaḣşevnehum fa(A)llâhu ehakku en taḣşevhu in kuntum mu/minîn(e)

Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, -eğer siz gerçek mü'minler iseniz- kendisinden korkmanıza daha layıktır.

Tevbe Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Elâ tukâtilûne kavmen nekesû eymânehum vehemmû bi-ihrâci-rrasûli vehum bedeûkum evvele merra(tin) etahşevnehum fa(A)llâhu ehakku en tahşevhu in kuntum mu/minîn(e) Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, -eğer siz gerçek mü’minler iseniz- kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. (9/13)


Öyle bir kavimle savaş yapmaz mısınız ki, yeminlerini bozdular ve Peygamber'i çıkarmak istediler. O Peygamber ki, içlerinde bulunduğu müddetçe "Sen onların içinde olduğun müddetçe Allah onlara azab edici değildir." (Enfâl, 8/33) Allah onları azaba uğratmayacaktı, yurtları selamet yurdu olacaktı. Lâkin onlar kendileri için ve bütün âlemler için rahmet olan bir peygamberi bile aralarında tutmak istemediler. Onu yerinden yurdundan etmek, kendi vatanlarını da dâr-ı harp yapmaktan çekinmediler. Bunu önce Mekke'de istediler, hicret vaki oldu. Bununla beraber işin peşini bırakmadılar, daha sonra Medine'den de kovup çıkarmak istediler. (Enfâl Sûresi'nde 8/30. âyetin tefsirine bkz.) Yahudilerle işbirliği ederek Ahzab[15] olayını gerçekleştirdiler.[16]

Hendek Savaşı Bilindiği gibi bu savaşın yapıldığı yere yedi (7) mescidler de denmektedir. Bu savaşın özelliği düşmanı Medine şehrine sokmamak için geniş ve derin bir hendek açılmasıdır.

Bu hendeğin uzunluğu 225 m, derinliği 10 m, genişliği 20 m imiş. Rakam değer sayıları (2+2+5++1+2) = 12 eder ki bu da “seyri süluk” mertebeleridir.

Nefsinin önüne derin bir hendek aç, ki ondan sonra orayı atlayıp da sana ulaşmasın.

O hendek kazılıyken büyük bir taş çıkar, sahabe ne kadar uğraştılarsa da o taşı kıramadılar. Durumu Hz. Peygambere haber verdiler.

Hz. Peygamber o taşa bir vurduğunda oradan bir kıvılcım çıkar, ortalığı aydınlatır ve Efendimiz, “Konstantaniye’yi görüyorum,” der. Taştan bir parça kopar.

İkinci defa vurduğunda gene bir kıvılcım çıkar ve Efendimiz, “İran kisra’nın saraylarını görüyorum,” der. Taştan ikinci parça kopar.

Tekrar bir daha vurur, bir kıvılcım daha etrafı aydınlatır, Efendimiz be sefer de, “Şam taraflarını görüyorum,” der ve taştan üçüncü parça koparak, taş ortadan kalkmış olur.

Gelecek zaman içinde bütün bunların fethinin olacağını o günden haber vererek mu’cizeler göstermiştir.

Orada olan yedi (7) mescid’in yerinde yedi (7) çadır olduğundan onlara göre isim almışlardır.

  1. Fetih Mescidi, Efendimizin içinde bulunduğu çadır,
  2. Selmanı Farisi çadırı, yerindeki mescid,
  3. Ömerül Faruk çadırı, yerindeki mescid,
  4. Hz. Ali (k.a.v.) çadırı, yerindeki mescid,
  5. Hz. Fatıma çadırı, yerindeki mescid,
  6. Müslümanlar çadırı, yerindeki mescid,
  7. Sahabeler çadırı, yerindeki mescid,

Sondan iki mescid yol genişletilmesinde yıkıldığı için onlar orada fi’ilen yok, manen vardırlar.

Bu yedi (7) mescid ise, “etturu seb’a” yedi (7) nefis mertebesini; onların fethini ifade etmektedir.

Zor kırılan taş, “nefsi emmare”, “nefsi levvame”, “nefsi mülhime”yi ifade etmektedirler. Oldukça zorludurlar, ancak (لَا) “lâ” kılıcı ile parçalanabilirler.

Medine’ye hicret, zat mertebesinden, bu mertebeden aldığı özellik ve güzellikleri “medeni”ce yaşayabileceği bir yerde sergilenmesidir ve bu şehirde (Medine’de) oluşan herşey zahiren olduğu gibi batınen de mutlak bir oluşumu ifade etmektedir.[17]