Kâtilûhum yu'ażżibhumu(A)llâhu bi-eydîkum veyuḣzihim veyensurkum ‘aleyhim veyeşfi sudûra kavmin mu/minîn(e)
(14-15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü'min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin ve... onları rezil ve rüsvay etsin, yardımıyla sizi onlara muzaffer kılsın. Ve mümin bir kavmin yüreklerini ferahlandırsın.
Tevbe Suresi 14. ayet, müminlere düşmanlarla savaşma emri vererek bu savaşın Allah'ın iradesiyle düşmanlara azap, zillet ve müminlere zafer getireceğini, aynı zamanda müminlerin kalplerindeki öfkeyi dindireceğini vurgulamaktadır. Ayet, ilahi ceza, zafer ve kalbi tatmin gibi temel kavramlar etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Katl (قتل) kelimesi, bir canı bedenden ayırmak anlamına gelir. 'Mukatele' (مقاتلة) ise iki taraf arasında savaşmak, birbirini öldürmeye çalışmak demektir. Ayetteki 'kâtilûhum' (قاتلوهم) emri, müminlere düşmanlarla aktif bir şekilde mücadele etme, onlara karşı savaşma yükümlülüğünü yükler ve bu eylemin ilahi bir emir olduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Katl (قتل) kelimesi, mecazi olarak bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek anlamında da kullanılır. Ayetteki 'kâtilûhum' ifadesi, düşmanların gücünü kırmak, onların şerrini defetmek ve böylece İslam'ın önündeki engelleri kaldırmak amacını taşır. Bu, sadece fiziksel bir öldürme değil, aynı zamanda düşmanın etkinliğini sona erdirme eylemidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azap (عذاب), bir şeyi engellemek, alıkoymak ve şiddetli bir şekilde cezalandırmak anlamına gelir. Ayetteki 'yuazzibhum' (يعذبهم) ifadesi, Allah'ın müminlerin eliyle düşmanlara dünyevi bir ceza vereceğini, onları sıkıntıya sokacağını ve bu cezanın ilahi bir takdir olduğunu belirtir. Bu, sadece fiziksel bir acı değil, aynı zamanda manevi bir sıkıntı ve aşağılanmadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Azap (عذاب), bir şeyi tatlılıktan uzaklaştırmak, acı hale getirmek demektir. Ayetteki 'yuazzibhum' ifadesi, düşmanların savaşta yenilgiye uğraması, mallarını kaybetmesi ve esir düşmesi gibi durumlarla karşılaşarak acı çekmelerini ifade eder. Bu, Allah'ın onlara verdiği bir karşılıktır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hizy (خزي), bir kişinin utanç verici bir duruma düşmesi, aşağılanması ve rezil olmasıdır. Ayetteki 'yuhzihim' (يخزيهم) ifadesi, Allah'ın düşmanları savaşta yenilgiye uğratarak, onların itibarını zedeleyerek ve onları toplum içinde küçük düşürerek rezil edeceğini belirtir. Bu, sadece fiziksel bir yenilgi değil, aynı zamanda manevi bir aşağılanmadır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Hizy (خزي), bir kişinin yaptığı kötü işler yüzünden utanç duyması ve alçalmasıdır. Ayetteki 'yuhzihim' ifadesi, düşmanların müminlere karşı sergiledikleri düşmanlık ve zulüm nedeniyle Allah tarafından cezalandırılacaklarını ve bu cezanın onları hem dünyada hem de ahirette utanç verici bir duruma sokacağını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nasr (نصر), düşmana karşı yardım etmek ve desteklemek anlamına gelir. Ayetteki 'yensurkum' (ينصركم) ifadesi, Allah'ın müminlere düşmanlarına karşı zafer kazanmaları için yardım edeceğini, onları destekleyeceğini ve bu yardımın ilahi bir lütuf olduğunu gösterir. Bu, sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda manevi bir güçlendirmedir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Nasr (نصر), bir kimseye düşmanına karşı üstün gelmesi için yardım etmektir. Ayetteki 'yensurkum' ifadesi, müminlerin Allah'ın yardımıyla düşmanlarına karşı galip geleceklerini, onların gücünü kıracaklarını ve böylece İslam'ın üstünlüğünü sağlayacaklarını belirtir. Bu, Allah'ın müminlere olan vaadidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şifa (شفاء), hastalıktan kurtulmak, iyileşmek anlamına gelir. Ayetteki 'yeşfi sudûra' (يشفي صدور) ifadesi, mecazi olarak müminlerin kalplerindeki öfke, kin ve üzüntü gibi manevi rahatsızlıkların giderilmesi, onların gönüllerinin ferahlaması ve huzura kavuşması anlamında kullanılmıştır. Düşmanların yenilgisi, müminler için bir teselli ve şifa kaynağı olacaktır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Şifa kavramı Kur'an'da hem fiziksel hem de ruhsal iyileşmeyi ifade eder. Ayetteki 'yeşfi sudûra' ifadesi, müminlerin düşmanlarından çektikleri eziyetler ve maruz kaldıkları haksızlıklar nedeniyle oluşan içsel acılarının, düşmanların cezalandırılmasıyla ortadan kalkacağını ve kalplerinin huzura ereceğini gösterir. Bu, ilahi adaletin bir tezahürüdür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İman (إيمان), kalben tasdik etmek, güvenmek ve emniyet içinde olmak anlamına gelir. Mümin (مؤمن) ise Allah'a, peygamberlerine ve ahiret gününe inanan kişidir. Ayetteki 'kavmin mü'minîn' (قوم مؤمنين) ifadesi, Allah'ın yardımının ve kalplerin şifasının, iman eden topluluğa yönelik olduğunu, onların bu ilahi lütfa layık görüldüğünü vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Mümin kavramı, sadece inanmayı değil, aynı zamanda bu inancın gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmeyi ve Allah'a tam bir teslimiyet göstermeyi de içerir. Ayetteki 'mü'minîn' ifadesi, savaş emrine itaat eden, Allah'ın vaadine güvenen ve bu uğurda mücadele eden kişileri tanımlar. Onların kalplerinin şifa bulması, bu iman ve teslimiyetlerinin bir sonucudur.
Tevbe Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Kâtilûhum yu’azzibhumu(A)llâhu bi-eydîkum veyuhzihim veyensurkum aleyhim veyeşfi sudûra kavmin mu/minîn(e) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın. (9/14)