Fe-in race'aka(A)llâhu ilâ tâ-ifetin minhum feste/żenûke lilḣurûci fekul len taḣrucû me'iye ebeden velen tukâtilû me'iye ‘aduvvâ(en)(s) innekum radîtum bilku'ûdi evvele merratin fak'udû me'a-lḣâlifîn(e)
Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun."
Eğer Allah, seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de onlar başka bir cihada seninle birlikte çıkmak için senden izin isterlerse, de ki; "Artık siz hiçbir zaman benimle çıkamayacaksınız. Daha önce oturup kalmaktan hoşlanıyordunuz. Bundan böyle artık geride kalanlarla beraber oturup kalın."
Bu ayet, münafıkların savaştan geri kalma eğilimlerini ve bu tutumlarının sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Özellikle 'ric' (geri dönmek), 'isti'zan' (izin istemek), 'huruc' (çıkmak), 'ku'ud' (oturmak) ve 'radıye' (razı olmak) gibi kavramlar üzerinden münafıkların karakteristiği ve onlara karşı alınacak tavır net bir şekilde ortaya konulmaktadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ric' kökünü 'geri dönmek, bir yerden ayrılıp tekrar oraya gelmek' olarak açıklar. Ayetteki 'receake' ifadesi, Hz. Peygamber'in seferden Medine'ye geri dönüşünü veya münafıkların bulunduğu yere tekrar gelmesini ifade eder. Bu, bir durumdan başka bir duruma geçişi veya başlangıç noktasına dönüşü vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ric' kelimesinin 'bir şeyin geldiği yere dönmesi' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın takdiriyle Hz. Peygamber'in münafıkların bulunduğu yere geri dönmesini, böylece onlarla tekrar karşılaşma durumunun ortaya çıkmasını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'isti'zan' kelimesini 'izin talep etmek, bir şey için ruhsat istemek' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, münafıkların daha önce savaştan geri kalmış olmalarına rağmen, bu kez savaşa katılmak için göstermelik bir talepte bulunmalarını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'izn'in 'bir şeyi yapmaya müsaade etmek' olduğunu, 'isti'zan'ın ise 'müsaade istemek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'festeznûke' ifadesi, münafıkların samimiyetsiz bir şekilde savaşa katılma izni talep etmelerini, aslında niyetlerinin farklı olduğunu ima eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'huruc' kelimesini 'bir yerden ayrılmak, dışarı çıkmak' olarak tanımlar. Ayetteki 'lil-hurûci' ifadesi, münafıkların savaşa katılmak üzere Medine'den ayrılma, yani sefere çıkma taleplerini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'huruc'un 'bir şeyin içine girmesinin zıddı' olduğunu ve 'bir yerden ayrılmak' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, münafıkların savaşa katılmak için Medine'den ayrılma, yani sefere çıkma niyetlerini (veya niyetlenmiş gibi görünmelerini) vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kıtal' kelimesini 'iki taraf arasında savaşmak, çarpışmak' olarak açıklar. Ayetteki 'tukâtilû' ifadesi, münafıkların Hz. Peygamber ile birlikte düşmana karşı fiilen savaşma eylemini reddetmeyi emreder, onların bu eyleme layık olmadıklarını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kıtal' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel bir çatışma değil, aynı zamanda Allah yolunda verilen bir mücadeleyi de ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'tukâtilû' ifadesi, münafıkların bu kutsal mücadeleye katılma ehliyetlerinin olmadığını, çünkü niyetlerinin samimi olmadığını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ku'ud' kelimesini 'oturmak, bir yerde kalmak' olarak açıklar. Ayetteki 'bil-ku'ûdi' ifadesi, münafıkların savaşa katılmayıp evlerinde veya Medine'de kalmayı tercih etmelerini, yani savaştan geri durmalarını mecazi olarak ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ku'ud'un 'kalkmanın zıddı' olduğunu ve 'bir yerde sabit kalmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, münafıkların savaşa çıkmak yerine geri kalmayı, hareketsiz kalmayı tercih etmelerini, bu tercihin onların karakteristiği olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ku'ud' kelimesinin Kur'an'da sadece fiziksel oturmayı değil, aynı zamanda bir işten geri kalmayı, tembelliği ve sorumluluktan kaçınmayı da ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'bil-ku'ûdi' ifadesi, münafıkların savaşa katılmama konusundaki isteksizliklerini ve bu durumdan duydukları memnuniyeti açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rıza' kelimesini 'bir şeyden hoşnut olmak, onu beğenmek ve ona meyletmek' olarak açıklar. Ayetteki 'radîtum' ifadesi, münafıkların ilk seferde savaşa katılmayıp oturup kalmaktan gönüllü olarak hoşnut olduklarını, bu durumdan memnuniyet duyduklarını belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'rıza'nın 'bir şeyin meydana gelmesini istemek ve ona karşı kalben bir itirazda bulunmamak' olduğunu ifade eder. Ayetteki 'radîtum' ifadesi, münafıkların savaştan geri kalma eylemini sadece yapmakla kalmayıp, aynı zamanda bu durumdan içtenlikle memnuniyet duyduklarını, bu tercihlerinin bilinçli ve istekli olduğunu gösterir.
Tevbe Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Fe-in race’aka(A)llâhu ilâ tâ-ifetin minhum feste/zenûke lilhurûci fekul len tahrucû me’iye ebeden velen tukâtilû me’iye aduvvâ(en) innekum radîtum bilku’ûdi evvele merratin fak’udû me’a-lhâlifîn(e) Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun.” (9/83)
Âyette yazılı olan durum, sefere çıkmış ve izin istemiş yol evladı için de geçerlidir. Bu durumda olan ve geri dönmek isteyen bir kişi hakkında yazılanlar bizler için bir ibret ve ders niteliğindedir.[91]
Hayırlı Akşamlar Terzi Babacığım, Efendim inşaAllah afiyettesinizdir, Nüket Annem de afiyettedir inşaAllah.
Size bir maruzatımız olacaktı. Onu sunmak istiyoruz izninizle.
9 ay önce sizden destur istemiş ve yoldan ayrılmıştık.
Coronavirüs ile herkes gibi karantinaya girmek durumunda kaldık. Corona dönemi bize bazı durumları daha iyi fark ettirdi.
Ardından Ramazan-ı Şerif vesilesiyle çok pişman olduğumuzun farkına vardık.
Murat abimizi dinlemediğimiz için çok pişmanız.
Nasıl oldu da böyle kararlar verdik, nasıl oldu da nefsimizi bu kadar besledik.
Tekrar kitaplarınıza ve sohbetlerinize sarıldık.
Terzi Baba, yüzümüzü ve gözümüzü sadece Rabbimize dönmek istiyoruz.
Siz en son demiştiniz ki, tekrar geriye dönersen şansın olur mu bilemiyorum diye.
Kervanınıza bizi tekrar almanızı ve derslerimize devam etmeyi diliyoruz.
Tekrar K… oğlunuz olmak niyeti ile.
Hürmetle ellerinizden öperim. K…
Yeni gün herkes için hayırlı olur inşeallah.
Vaktim olmadığı halde mail-ini okudum. Bizi ne kadar uğraştırdığın sence de malûmdur, defalarca sana hoş görü ile bakıp yoluna devam etmen için imkanlar verdik halini düzeltmen için ikazlarımızı yaptık. Ancak sen bunların hiç birini dikkate almadan nefsine ve hayaline uygun gelen sistemi seçtin. Sana olmasından daha çok zaman ayırdık bizim bunlarla uğraşacak vaktimiz yok, ayrıca kervan bıraktığın yerde değildir koşsanda yetişmen mümkün değildir. Sana Annenin de hatırı için çok hoş görülü davrandık ancak sen israrla ayrılmak istedin bizde sana sen bilirsin diye hür iraden ile verdiğin kararına karşı bir tavır takınmadan kendini kendine bıraktık.
Hakkın da bütün yazışmalarının kaydedildiği dosyanda mevcuttur seninle ne kadar çok uğraştığımız açık olarak senin de ifadelerin verilen cevaplarla doludur. Bizim ne becburiyemiz vardır bu dünyada en değerli varlığımız olan zamanımızı senin için süresiz ve bila ücret nasıl kullandığımız açıktır.
Benim yapacağım bir şeyim yoktur sen kendi kararını verdin kendin gittin Terzi ne yapsın, Sen kendi elbiseni kendin dikip giydin terzi atölyesinin ustaları kalfaları ile sana diktiği ve giydirdiği elbiseyi kendin üstünden çıkardın. Sana yeni bir elbise dikmek için sıraya girsen bile bu süreye ömrün yetmez. Çünkü terzinin atölyesinde dikilen elbiseler şahsa aittir ve başlanıp bitmeleri çok çok uzun süreler alır.
Bu yüzden sana yeniden sıra gelmesi çok uzun sürecektir bu da mümkün değildir. Seni daha fazla üzmek istemem. Bana gönderdiğin bu mail-in bile edep dışıdır.
Bu isteği bir istişare olarak, seninle uzun zaman uğraşan belki sende, benden çok emeği olan Murat Derûni, ağabeyine göndermen gerekirdi, o da sonra senin hakkın da istişare etmek için durumunu bana bildirirdi. Bu durumda o nu sen aradan kaldırıp-bay pas ederek, doğrudan bana yazı göndermen tarikat adabı yönünden de kabul edilebilir bir davranış değildir.
Sen daha evvelce de yaptığın gibi kendi meşrebine uygun yerler ara Allah-ın arzı geniştir isteğine uygun nasıl olsa bir yer bulursun Yolun açık olsun. selâmlar. Bu mail-in ile bile (1,5) saatim gene boşuna gitmiş oldu ne yapalım sağlık olsun."İz--T-B-"
Hayırlı günler murat Derûni oğlum K…'dan bir mail gelmiş, cevaplayıp kendisine gönderdim bilgin olsun diye sana da gönderiyorum okur bakarsın. Hakk'tan hayırlısı. Bizlerden sizlere selâmlar hoşça kalın "İz--T-B-" Son gönderdiğin mail-ni de okudum ellerine gönlüne sağlık.
Hayırlı Akşamlar Murat Abim, İnşaAllah sağlığınız sıhhatiniz yerindedir.
Bu akşam Terzi Babama bir mail gönderdim.
Koronavirüsü ve Ramazanı Şerif dönemindeki fark edişlerimle büyük pişmanlık duydum.
Bundan dolayı sizden de özür dilerim.
Efendi Babamın rızası ve sizin de kabulünüzle sizin kervanınıza tekrar dahil olup derslerime devam etmek istiyorum inşaAllah.
Selam ve dua ile Kardeşiniz K….
Hayırlı Akşamlar İz-Efendi Babacığım, Buyurduğunuz gibi boşa giden zaman için sağlık olsun diyelim... Bana da bir mail göndermişti İz-Efendi Babamızdan gelecek cevabı gözlemekteydim...
Özellikle fırsat buldukça genç kardeşlere bu yolu zor buldum 40 sene aradım, zorda olsa kaybetmek istemem, sizler kolay buldunuz kolay kaybetmeyiniz öğüdünü sağlık veririm. Ama hür iradeleri ile isteyen istediğini seçer, yapacak bir şey yok... Açıkçası benim için başka hiç şey önemli değil yeter ki bu yolun dervişi olayım. Nusret Babam r.a. dediği gibi kişi geminin önünde de olur[92], arkasında da olur, bu da bizden olsun görevi miço olur kaptan olur geminin hedefi bellidir, bizim de hedefimiz Hakk'ın iskelesine varıp bağlanmaktır. Neyse bu arkadaş bize atttığı mailde geçen sefer ki terbiyesizliği yine yapmış, ha Terzi Baba ya da gönderdim haberin olsun... İz-Efendi Babamıza gönderdiği mail ise tam bir hadsizlik. Hani derler ya özrü kabahatinden büyük, aba altından soba göstermeye devam ediyor. Layıkıyla cevabını almış bakalım hazmedebilecek mi?
Derûni Hörmet ve Muhabbetle İz-Efendi Babamız ve Nüket Annemizin ellerinden öperiz.