İçeriğe atla
Tevbe 94Cüz 11 · Sayfa 202

Tevbe Sûresi 94. Âyet

التوبة

Sohbete sor

Ya'teżirûne ileykum iżâ raca'tum ileyhim(c) kul lâ ta'teżirû len nu/mine lekum kad nebbeena(A)llâhu min aḣbârikum(c) veseyera(A)llâhu ‘amelekum verasûluhu śümme turaddûne ilâ ‘âlimi-lġaybi ve-şşehâdeti feyunebbi-ukum bimâ kuntum ta'melûn(e)

Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resulü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen alemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek."

Tevbe Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ya’tezirûne ileykum izâ raca’tum ileyhim kul lâ ta’tezirû len nu/mine lekum kad nebbeena(A)llâhu min ahbârikum veseyera(A)llâhu amelekum verasûluhu sümme turaddûne ilâ âlimi-lgaybi ve-şşehâdeti feyunebbi-ukum bimâ kuntum ta’melûn(e) Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” (9/94)


Ahadiyet mertebesinden Risalet mertebesine haber vermesi istenilen Mesnevi-i Şerif beyitlerinde iç yüzü anlatılmıştır.

2458. Münâfıkları özür merdüd geldi, güzel değil! Zîrâ ki dudakta idi, kalblerde değil!

Bu beyt-i şerîfde sûre-i Tövbe’de olan (Tevbe, 9/94) “Siz gazâdan döndüğünüz Vakit, münâfiklar gazâya gitmediklerinden dolayı sizden özür dilerler. Ey Resûlüm de ki, özür dilemeyin, zîrâ size inanmayız!" âyet-i kerîmesinde işâret buyrulur. Ya’ni münâfık ağzıyla kalbinde olmayan sözleri söylediğinden herhangi bir mes’elede özrünü beyân etse reddolunur. Onun özrü güzel ve makbûl gelmez. Nitekim Hak Teâlâ onlar hakkında buyurur: (Fetih, 48/11) Ya’ni “Onlar dilleriyle kalblerinde olmayan "şeyi söylerler."

2459. Ona elmanın kokusu vardır ve elmanın cüzü yoktur. Onda koku ezanın gayrı için değildir.

“Âsîb”, müsâdeme, sa’y, rene, ezâ, incitmek ma’nâlannadır. “Elma’’dan murâd, hakâyık ve maârif-i ehlullahtır. Ya’ni o münafık olan şeyh-i müzev-vir ehlullahın hakâyık ve maârifinin kokusunu duymuştur. Fakat o maârif ve esrarın kalbinde hiçbir cüz’ü yoktur. Ondaki bu koku dahi ancak halkı avlayıp ruhlarına ezâ etmek ve onları aldatıp incitmek içindir.

2460. Cenk içinde kadının hamlesi safı yaramaz. Belki zayıf iş olur.

“Kâr-zâr”, cenk ve “kâr-ı zâr”, zayıf iş demek olduğundan beyt-i şerifin kafiyesi tamâmdır. Ya’ni, nefis ve şeytan ile vâki’ olan cihâd-ı ekberde kadın meşrebinde olan şeyh-i kâzibin hamlesi nefis ve şeytan düşmanlarının safını yaramaz. Belki onun lisânen yaptığı hücûmlar zayıf bir iş olur ve aslâ te’sîri olmaz.

2461. Gerçi onu safta arslan gibi kılıç tutmuş görürsün; onun eli titrer.

Gerçi meclis-i va’z ve nasihatte onu bir insân-ı kâmil gibi şeriat kılıcım tutmuş görürsün. Fakat esrâr-ı şerîate vâkıf olmadığından ve nefsinin hazlarından kurtulmadığından o kılıcı tutarken eli titrer ve nefis ve şeytan onun bâtınına şekler ve şübheler îkâ eder.

2462. Vay o kimseye ki onun aklı dişi ola! Onun çirkin nefsi erkek ve amade ola!

Vay o kimsenin hâline ki, aklı Hak yolunda dişi ve kadın meşrebinde ola ve onun çirkin olan nefsi de erkek ve her türlü fenâlığa hazır ve âmâde olup onun aklını mağlûb etmiş ola!

2463. Ey ne mutlu o kimseye ki, onun aklı erkek ola! Onun çirkin nefsi dişi ve muztar ola!

Ya’ni, aklı Hak yolunda erkek olup dişi olan nefsini mağlüb etmiş ve onu muztar kılmış olan kimse, ehl-i saâdettir.

2464. Onun akl-ı cüzîsi erkek ve gâlib ola! Akıl, dişi olan nefsi selbedici ola!

2465. Dişinin hamlesi dahi sûrette cerîdir. Onun âfeti o eşek gibi eşekliktendir.

“Cerî", “cür’et”tendir, “şecî’ ve mukaddem” demektir. Ya’ni, aklı nefsine mağlûb olan kadın meşrebindeki kimse dahi sûrette şecî’ ve mukaddemdir. Onun âfeti kıssada beyân olunan eşekteki eşeklikten ve hamâkattendir. Zîrâ Rehnümâ-ı Ma’rifet nâmındaki risâlede buyrulur ki: “Nefse bir sûret verilse şekli şudur: Başı kibir, gözü ucüb, ağzı hased, lisânı kizb ve gıybet, kulağı nisyân, göğsü hıkd ve kîn, karnı şehvet ve bühtân, elleri hıyânet ve sirkat, ayakları emel, kalbi gaflet, rûhu küfürdür. Nefsin aklı, fehmi yoktur. O dâr-ı fenâdaki bir saatlik şehvete cenneti ve ni’metlerini ve cennette hulûdü satıverir.

2466. Hayvanlığın vasfı kadının üzerinde ziyâdedir, zîrâ ki renk ve koku tarafına meyil tutar.

Ya’ni, kadın hamlesinin metânetsiz olması sûret-i cür’etinden değildir. Zîrâ ba’zı kadın olur ki, zâhirî kuvvette birkaç erkeğe mukabil ve muâdil olur. Belki onun metânetsizliği onun üzerinde nefs-i hayvânî ahkâmı gâlib olmasındandır. İşte bu sebeble o kadın dünyânın renklerine ve kokularına meclûb olup meyil ve muhabbet eder. Binâenaleyh âlâyiş-i dünyeviyyeye meyleden erkekler dahi her ne kadar sûrette sakal ve bıyık sâhibi bir erkek görünür iseler de onlar da kadın hükmündedir.[97]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)