Vel-ardi vemâ tahâhâ
Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,
Yere ve onu döşeyene,
Şems Suresi'nin 6. ayeti, Allah'ın yaratma kudretini ve yeryüzünün oluşumunu vurgulamaktadır. Ayet, yeryüzünün 'yayılması' eylemi üzerinden ilahi kudretin bir tecellisini sunar ve bu eylemin semantik derinliğini ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'arz' kelimesini 'yeryüzü' olarak tanımlar ve Kur'an'da genellikle göklerin zıddı olarak kullanıldığını belirtir. Bu ayette de 'arz', yaratılışın bir parçası olarak göklerle birlikte zikredilerek ilahi kudretin tecelligahı olarak sunulur.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'arz' kelimesinin hem belirli bir toprak parçasını hem de genel olarak yeryüzünü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, genel yeryüzü anlamında olup, Allah'ın onu yaratma ve yayma kudretine işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'arz' kavramının sadece fiziksel bir varlık olmanın ötesinde, Allah'ın kudretinin ve yaratıcılığının bir göstergesi olarak ele alındığını vurgular. Bu ayette de 'arz', Allah'ın 'tahâ' (yayma) fiilinin nesnesi olarak ilahi kudretin bir nişanesi olarak sunulur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'tahâ' fiilinin 'yaymak, sermek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'tahâhâ' ifadesi, yeryüzünün düz ve yaşanılır bir hale getirilmesi, genişletilmesi anlamında kullanılmıştır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tahâ' fiilinin mecazi olarak 'düzeltmek, yaşanılır kılmak' anlamında kullanıldığını ifade eder. Yeryüzünün yayılması, onun insan yaşamına elverişli hale getirilmesi anlamını taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tahâ' kelimesinin 'yaymak, düzeltmek, genişletmek' anlamlarına geldiğini ve Kur'an'da yeryüzünün yaratılışındaki bu düzenlemeyi ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'tahâhâ', yeryüzünün yaşam için uygun bir şekilde serilip genişletilmesini anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tahâ' fiilinin semantik alanının 'düzeltme, yayma, genişletme' gibi anlamları içerdiğini ve bu ayette yeryüzünün insan yaşamına uygun bir şekilde düzenlenmesini ifade ettiğini belirtir. Bu, Allah'ın yaratıcılığının ve düzenleyiciliğinin bir göstergesidir.
Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri
Terzibaba - Necdet Ardıç
Yukarıda “şems-güneş” ve “kamer-ay”ın sayı değerlerini kısaca vermiş idik, burada da “arz-yer”in kısaca sayı değerlerine bakalım. (ارض) (Ard-arz) (ا elif-1-13) (ر rı-200) (ض dat-800) toplarsak. (1+200+800=1001) ayrıca sıfırları çıkararak toplarsak, (1+2+8=11) diğer şekliyle,
(1+2=3) diğer şekliyle, (1+2+8=11) diğer şekliyle, (8+1=9) diğer şekliyle, (2+8=10) diğer şekliyle, (1+13=14)
(1-8) Yan yana yazıldığı zaman, (18) dir. Şimdi bunları sıralayalım.
(1) Elif tevhid mertebeleri.
(2) Bütün mertebelerin zâhir bâtın varlığı.
(3) Bütün bu mertebelerin üç ilim mertebesinden idraki.
(8) İbrâhîmiyyet mertebesi ve Cennet mertebeleri.
(9) Mûseviyyet mertebesi.
(10) İseviyyet mertebesi.
(11) Muhammediyyet Mertebesi.
(13) Hakikat-ül Ahadiyyet-ül Ahmediyye mertebesi.
(14) Bütün mertebelerde cari ve sari olan Muhammediyyet deryasının Nûr’u.
(18) Kâmil İnsân’dır.
(1001) İse sonsuz Esmâ-i İlâhiyye’nin “vahdette, kesret” “birlikte, çokluk” zuhurlarını ifade etmektedir diyebiliriz.
Bütün bu mertebeleri bünyesinde toplayan ve üzerinde Zâti tecelliyi bulunduran Kâmil İnsân’ın yaşadığı “Ve arza” Bütün bu hususiyetlerin oluşumunu bina ederek (arz-yere) bunları arzın bünyesine “yayıp döşeyerek yaşanır hale getirene.” Rahmâniyyet mertebesi’dir, yemin olsun.
Ayrıca bütün bunların da zuhur mahalli olan birey’in “beden arzına” yemin olsun. Eğer o beden dünyası nefs-i emmâreye mahal olursa “esfeli sâfilin”, eğer hakkın istikametinde kullanırsa “Âlâ-ı illiyyin” olur. İki halede kabiliyeti vardır. O bedenin sahibi olan kişi-kimlik bundan sorumludur.
وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا
(Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.)