بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ
وَٱلشَّمْسِ وَضُحَىٰهَا
Ve-şşemsi ve duhâhâ
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,
وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا
Velkameri iżâ telâhâ
Onu izlediğinde Ay'a andolsun,
وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا
Ve-nnehâri iżâ cellâhâ
Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰهَا
Velleyli iżâ yaġşâhâ
Onu bürüdüğünde geceye andolsun,
وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا
Ve-ssemâ-i vemâ benâhâ
Göğe ve onu bina edene andolsun,
وَٱلْأَرْضِ وَمَا طَحَىٰهَا
Vel-ardi vemâ tahâhâ
Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,
وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّىٰهَا
Ve nefsin vemâ sevvâhâ
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَىٰهَا
Fe-elhemehâ fucûrahâ ve takvâhâ
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّىٰهَا
Kad efleha men zekkâhâ
(7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا
Ve kad ḣâbe men dessâhâ
Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır.
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَىٰهَآ
Keżżebet śemûdu bitaġvâhâ
Semud kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı.
إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشْقَىٰهَا
İżi-nbe'aśe eşkâhâ
Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı.
فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقْيَـٰهَا
Fekâle lehum rasûlu(A)llâhi nâkata(A)llâhi ve sukyâhâ
Allah'ın Resulü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun."
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمْ فَسَوَّىٰهَا
Fekeżżebûhu fe'akarûhâ fedemdeme ‘aleyhim rabbuhum biżenbihim fesevvâhâ
Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.
وَلَا يَخَافُ عُقْبَـٰهَا
Velâ yeḣâfu ‘ukbâhâ
Allah, bunun sonucundan çekinmez de!